Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

nuraytakazdrms Tarafından Yapılan Yorumlar

02.02.2026

Kitabın kurgusuna kısaca değinecek olursam, bilmediği bir ormanda yaralı hâlde uyanan ve geçmişine dair hiçbir şey hatırlamayan genç bir kızın kendini bulma yolculuğunu konu aldığını söyleyebilirim. Ancak bu yolculuk, umut verici olmaktan çok tekinsiz, korkutucu ve belirsiz. “Ben babanım” diyen bir adamın peşine takılan genç kızın ilerleyen süreçte kendi benliğiyle çelişmesi ve "Bu adam gerçekten babam mı? sorusuyla ilerliyor kitap. Hikâye, bu kuşku etrafında sekillenirken okuru da zaman zaman tedirgin ettiğini söylemeliyim. Ve evet… o dağ kulübesinde kesinlikle bir şeyler var.
Okuyun, gerçekle yüzleşin.
Tavsiyemdir...
26.01.2026

Yazar, hikâye boyunca okura gizemli bir atmosfer sunmuş. Emma’nın anlattıkları, hastalıklı bir zihnin içinden yükselen fısıltılar gibiydi. Sayfalar boyunca serpiştirilen ipuçları, belirsizlikler ve karakterlerin iç dünyasındaki çatlaklar, okuru sürekli merak içinde bıraktığını söylemeliyim. Ancak ne yazık ki tüm bu gerilim ve beklenti, kitabın finalinde aynı etkiyi gösteremedi. Gizemli bir yapı üzerine inşa edilen hikâye yeterince tatmin edici şekilde sonlanmadı.Kısacası, kurgusuyla güçlü başlangıç yapan, fakat sonuyla beklentinin altında kalan bir okuma oldu. Aynı zamanda bazı soruların cevapsız kaldığını da belirtmek isterim.
12.01.2026

Kitabı okurken inanılmaz keyif aldım. Kitabın bu denli başarılı yazılmasının en büyük nedenlerden biri, yazarın gizemi sadece bilimsel verilerle sınırlı tutmayıp tarihsel ve dini sembollerle de besliyor olması. Kitapta o kadar çok bilgi var ki, araştırarak okuyor, ara ara hayret ediyor, bazen de "Bunu nasıl bilmem" diyerek kendimizi de eleştiriyoruz.
Brown, bilginin gücünü ve bu gücün yanlış ellerde nasıl bir silaha dönüşebileceğini sorgularken, bilim, din arasındaki hassas dengeyi de çok iyi bir şekilde sağlamış.
Sonuç olarak; ölümün her kültürde, her nesilde ve her dönemde neden bu kadar merak edilen bir sır olduğunu hatırlatan, hızlı temposu, bilimsel araştırmaları ve düşündürücü sorularıyla okuru kendine bağlayan etkileyici bir romandı.
05.01.2026

Elinizden bırakmadan, bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz keyifli bir polisiyeydi. Kurgusu sade ama bir o kadar da etkileyici ve şaşırtıcı. Yazarın Türkçeye çevrilen kitaplarını düşündüğümde, Kar Körlüğü açık ara en iyisi diyebilirim. Seriden bağımsız bir kitaptır ve polisiye seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ettiğim kitaplardan biridir.
Bu kitap, Karanlık İzlanda serisinin üçüncü kitabıdır. Seri toplamda altı kitaptan oluşuyor. Bizde üç kitabı yayımlandı.
Seri sırası ise şöyle:
1- Karanlık
2- Ada
3- Sis

Serinin ana karakteri dedektif Hulda’nın hayatı ileri–geri bir zaman çizelgesiyle anlatıldığı için, seriye istediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz.
01.01.2026

Kitapta eleştirdiğim o kadar çok şey var ki hangi birini yazayım. Adli tıp uzmanı Fred Abel’in dedektifçilik oynaması, seri katilin peşine düşmesi falan bana çok absürt geldi çünkü adli tıpçının yapması gereken şey otopsi yapıp polislere cinayeti aydınlatacak ipuçları vermek. Üzerine bir de ablası ile sorunları, eski aşk, çocuk sahibi olamama gibi şeyler eklenince maalesef “Biz ne okuyorduk?” hissi kaçınılmaz oluyor. Yan hikâyeler ana soruşturmanın önüne geçtiğinden tempo zaman zaman sekteye uğruyor. Finaline ise diyecek söz bulamıyorum. Şöyle bir ters köşe yaz be kardeşim. Yok. İlla okurun sabrıyla oynayacak. Lafı dolandırarak, her telden çalarak bizi kitapla başbaşa bırakıyor.