Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
yabgu03 Tarafından Yapılan Yorumlar
Eser, Mustafa Kutlunun çocukluk ve gençlik yıllarını anlatmaktadır. Eserin dili gayet açık ve anlaşılır. Gençlere kitap okumaya alışkanlığı kazandırmak için güzel bir başlangıç olabilir. Eser, Mustafa Kutlunun çocukluk yıllarından başlamaktadır. bu dönemde babasıyla geçen hikayeleri, komşularıyla ilişkileri, tren yolculuğu macerası gibi güzel hikayeler anlatılmış. İkinci Bölümde ise liseyi bitirip üniversiteye girmesi ve babasının kitapevini devralması buradaki anıları anlatılmıştır. Özellikle kitaplara bakış açısı ve kitap okuma alışkanlığını kazanmasıyla ilgili başından geçenleri anlatması gençlere okuma alışkanlığı hususunda örnek teşkil etmektedir. Ayrıca dönemin sosyo-psikolojik ortamını ustaca yansıtmaktadır.
Tarık Buğra Türk Tarihine ve edebiyatına önemli eserler bırakmıştır. Küçük Ağa adlı eserinde Milli Mücadele Döneminde meydana gelen olaylar roman şeklinde aktarılmıştır. Eserin dili gayet sade ve anlaşılır bir şekilde yazılmıştır. Roman okuyucusunu sanki o dönemde meydana gelen olayların içerisindeymiş gibi hissettiriyor. Dönemin siyasi, sosyal olayları ve bireylerin psikolojik durumları mükemmel bir şekilde yansıtılmıştır. İnsanların yokluk içerisinde nasıl bir mücadele verdikleri Küçük Ağa ve diğer karakterler üzerinden ustaca verilmiştir. Örnek vermek gerekirse Bursa'nın düşmesi üzerine halkın verdiği sosyolojik ve psikolojik tepkiler, kurgulanan olaylar üzerinden mükemmel bir şekilde anlatılmıştır ve bu durum insanı esere daha çok bağlamaktadır. Genç yaşlı her kesimden insana tavsiye ederim.
Cumhuriyet Dönemi en önemli inkılaplarından birisi harf devrimidir. bu konu hakkında malesef kapsamlı bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bu yüzden temkinli yaklaşmak çapraz okuma yapmak kaidesiyle dönemin hatıratları önemli bir yere sahiptir. Abdülkadir İnan hatıraları da o dönemde yaşananlar hakkında önemli bilgiler vermektedir. Eser, genel olarak o dönemde kurululan Türk Dil Komisyonunun çalışmaları, yabancı sefirler ve yaptıkları çalışmalar, dilimizin sadeleşmesi ve dilimize kazandırılacak sözcüklerin seçimi, tren yolculuğu, yemek masalarında geçen ilginç olaylara kadar birçok hadise anlatılmakla beraber dönemin aydınları da konu hakkında hem fikir olamamışlardır. Örnek vermek gerekirse Falih Rıfkı Atay, değişimin "uydurma" sonucu Türkçenin 20 yılda anlaşılamayacak kadar felakete uğrayacağını beyan etmiş. Nurullah Ataç ise dil devriminin büyük bir kazanç olarak görmektedir.
Eser makalelerden oluşmaktadır. Modernleşme Dönemi sinema tarihiyle ilgili önemli olaylar ve gelişmeler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Osmanlı'nın sinematografla ilk tanışmasının Jamin ve Henri adlı iki Fransız tarafından olmuştur. Eserde ilgi çekici çok sayıda olay mevcuttur. Örnek vermek gerekirse 1915 yılında Yunanistan'da itilaf Devletleri lehine yapılan sinemanın halka yansımalarına yer verilmiştir. Adülhamid Dönemi Sarayda gösterilen filmler ve bu dönemde Avusturyalı yapımcıların izin almak için çektiği zahmetler, mekteplerde ve savaşlarda filmin propaganda aracı olarak kullanılmasına kadar pek alanı kapsadığı belirtilmiştir. İşgal yıllarında Fransız filmlerine konulan yasağın kaldırıldığı bunun yerine ittifak devleriyle ilgili filmlere yasak konulduğu yine hilal-i ahmer cemiyetinin faaliyetleriyle ilgili filmler, müstehcen filmlere tepki, Milli Mücadele de filmlerin rolü, filmlerin toplum ve siyasi hayata yansıması hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır.
Eserin ana paradigması İslam'da evrim teorisinin İslam ile ilişkisi anlatılmaktadır. Eser, Darwinizmin İslam Dünyasındaki algılanış biçimiyle başlamaktadır. Birinci Bölümde İslam'da ortaya atılan evrim teorileri ortaya atan düşünürler ile detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Örneğin Cahiz'in biyolojik evrim teorisine katkıları, Biruni'nin kimyasal evrim teorisinin etkisinde kaldığı ancak son kertede kainatın yoktan yaratıldığını fakat zamanının bilinemediğini belirtmiştir. Ayrıca Biruni'nin Yahudi ve Hristiyan yaratılış teorilerine karşı eleştirilerine yer verilmiştir. İslam'daki evrim teorisinin gerileme sebeplerini ise biyoloji gibi tabi bilimlere ilginin azalması ve Biruni'den sonra donanımlı ilim adamlarının yetişmediğini bağlamaktadır. Son bölümde ise evrimci yaratılış teorisinin türler bazında gelişim evreleri anlatılmıştır. İlgili arkadaşlara tavsiye ederim.