Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Dıbırdık Tarafından Yapılan Yorumlar
Eğitim hem eğiten hem de eğitilen için devamlılığı olan bir süreçtir.
Ana / babaların, çocukların eğitimi sırasında aslında kendi eğiticiliklerinin eğitimini de tecrübe ettiklerini düşünecek olursak, eğitime ilişkin görüşümüzü geliştirecek her türlü kaynak hem kendimize hem de yetiştirecek olduğumuz evlatlara kazanım olsa gerekir. Sonuç olarak diğer kitap; " Eğitimde Özlenen Anneler" ile birlikte ikisini birden okumanızı, bu alandaki diğer kaynakları da okumanızı tavsiye ederim.
Her akşam TV kanallarında ayrılıkçılık üzeirne izlediğimiz haberlerle zihnimiz bir kaos ve ümitsizlik ortamında boğulmakla düşüncelerimiz tam da istenildiği gibi şekillendirilmeye çalışılırken gerçeklerin aslında hiç de o şekilde gerçek olmadığını yüreklerimize su gibi serpen güzel bir araştırma ile karşı karşıyayız.
Anadolu insanının gerçek sağduyusu burada gün ışığı gibi ortaya çıkmış.
Tarihi araştırma yazılarının kimilerinde Lady Montagu'nun mektuplarından bahsedildiğini görmek mümkündür.
Osmanlı topraklarına atanan bir İngiliz büyükeçisinin hanımı gezdiği, gördüğü yerdeki izlenimlerini ve yorumlarını hem İngiltere kraliçesine, hem arkadaşına, hem de kardeşine ayrı ayrı açılardaki tespitleriyle mektuplar olarak aktarıyor. Ayrıca kendisine verilen görev gereği Osmanlı yaşamıyla ilgili ince tespitlerini İngiltere'nin üst düzey din görevlisine de mektuplarla aktarıyor.
Osmanlı yaşamı, devlet düzeni birçok yabancı gezgin ve araştırmacı tarafından o dönemde sorgulanmış olmakla beraber bu sefer gözlemleri bir kadının yapmış olması ve erkeklerin ulaşamadığı ayrıntıları içermesi dolayısıyla yorumlarda kendi alanında bir orjinallik de söz konusu. Bunun yanında Lady Montagu'nun kendi gözlemleriyle, daha önce Osmanlı yaşamı hakkında yorumlarda bulunmuş diğer erkek araştırmacıları yalanlaması da dikkat çekici. Osmanlı hayatında kadının özgürlüğünü, değerini ve rahatını zeki bir felsefeyle ortaya koyarak yaşadığı dönemdeki hıristiyan kadınının pozisyonuyla kıyaslayan ve konuya ilişkin hayranlığını ifade eden mektuplarda o dönemin (17. yy.) yaşamıyla ilgili daha birçok ayrıntıyı bulmak mümkün. Elbette ki, analitik zekaya sahip bu kadının düşünsel derinliğine hayran olmamak da mümkün değil.
Kısa ama içi dolu bu kitabı konuya İlgili arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
Bugünlerde kimilerinin kendini ayrı bir etnik farklılıkla tanımlamaya çalıştığını, bu oyuna gelenlerin de olduğunu bilmek çok üzücü fakat geçmişte aynı insanların atalarının yan yana kol kola memleket sevdasıyla savaştıklarını görmek de o kadar ümit verici ve gururlandırıcı.
Eğer Çanakkale'yi çağımızda gerçekten her bireyimiz iyi anlayabilseydi günümüzdeki birçok sosyal / etnik bunalım ve ondan beslenmeye çalışan kirli zihniyetler tutunacak çöp bile bulamazlardı.
Eğer kendinizi bu memleketin çocuğu olarak hissediyor ve yaşıyorsanız, ölmeden mutlaka Çanakkale'ye ayak basın; ruhunuz ağlasın, kavrulsun, acıyı ağıtı ve onuru bir nefeste yaşayın.
2'nci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'nın ve özellikle Berlin'in yaşamını gazeteci - yazar Orhan KARAVELİ'nin anıları üzerinden çözümlemeyi -bir anlamda- mümkün kılmakla beraber yine de işin özünde bir anı kitabı olduğunu belirtmek istiyorum.