Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

07.09.2019

‘ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir’
...

hafızamızın en ince yerine kazınmıştır bu şiiri ustanın. böyle bir sevmek.

2019 yılından şöyle 2005 yılına doğru baktığımda ‘halen daha’ son Cumhuriyet aydınıydı diyorum ben. son!

‘şiir heyecanla aklın dengesini içerir. heyecan, duygusal düzeydeki izlenimleri yoğunlaştırırsa, akıl bilgi düzeyindeki verileri şiire katar.’ diyerek bu dengenin bozulmasına sitem ederdi mesela.

eserde şiirlerinin son bulduğu noktada birçok şairde göremediğimiz bir şeyi yapıyor attila ilhan. başlıyor onları bir bir anlatmaya. hangi şartlar altında yazıldığına, hangi yaşanmışlıkların etkisi olduğuna değiniyor.

son yirmi sayfada da bazı başlıklar altında yayımlamış olduğu yazılar mevcut.

okuyunuz tabiki.
03.09.2019

Yirmi başlık halinde toplanmış ama vermek istediği mesaj açısından genel itibariyle ‘bir’ olan denemeler bütünü okuyacaksınız.

Yazı girişlerindeki ‘resimler’ ve ‘alıntılar’ sizleri okumaya ayrı bir teşvik etmekte.

Eseri elinize aldığınız ilk gün ile bitirdiğiniz gün arasındaki siz, emin olun farklı olacaksınız. Fazlasıyla etkili tespitler ve örneklemler mevcut.

Temeline ‘totalitarizm’ kavramını yerleştiren Vassaf ‘gece, özgürlük, anlaşılmak, cinsiyet’ gibi başlıklar halinde bu tezi için kalemini oynatıyor.

Sözcükler ve anlaşılmak, Özgürlük kavramı, Ölümü unutmak ve İşçi grevlerine dair yazdıkları tam bir başucu eseri yapıyor bence onu.

Eserin son sayfalarına doğru yazmış olduğu ‘An, Aşk, İnsan’ gibi başlıklar altında çok da ‘özel’ olmadığını düşündüğüm fikirleri mevcut.

Okunmalı. Kesinlikle.
31.08.2019

İlk basımı Ada Yayınlarından 1977’de “O” olarak yapılıyor. 1983 yılında Erden Kıral yönetmenliğinde filmi çekildikten sonra eser “Hakkari’de Bir Mevsim” adıyla basılıp tanınır oluyor. Daha da ses getiriyor.

Görevi için gitmiş olduğu yerde;

Dillerini bilmeyen,
İnsanlarını tanımayan,
Coğrafyasını görmeyen

bir öğretmen. Adının önemi var mı?
Hakkari’nin bir kazası. Peki oranın adının?

Yol? Yok.
Para? Yok.
Soğuk? Çok.

Kafka, karabasanlarında gördü belki seni, ama adlandırmadı.
Tolstoy bilseydi seni
soyluluğundan utanırdı.
Ve kim bilir belki yazarlığından.
...
Dostoyevski sürülseydi sana
Yer Üstünden Notlar’ı yazardı
ya da Suç ve Suç’u

diyor eserinin Ön ve Sonsözünde Edgü.
Böyle bir coğrafya.

İnsanın insanla, insanın kendisiyle, insanın doğayla savaşımını ne de güzel anlatır o nahif üslubuyla. Alıp götürür sizi oralara, oraların yaralarına.

Okuyunuz.
29.08.2019

Dönüşüm, Dava ve Milena’ya Mektuplar’ı büyük ihtimalle okudunuz veya okuyacaksınız. Burada Kafka’nın büyük çoğunluğunu kız kardeşi Ottla’ya yazmış olduğu mektupları bulacaksınız.

Onun yaşamını biraz olsun irdeleyenler, dostu Max Brod’dan eserlerini yakmasını istediğini biliyor. Ve Max Brod’un bu vasiyeti yerine getirmediğini de. İyi ki de öyle yaptı.

Çeşitli sebeplerden kaynaklı 1974 yılında yayımlanıyor bu mektuplar.

Eserlerinde insanlığın korkularını, yalnızlığını, kendine yabancılaşmasını yazan Kafka’nın aslında ailesi ve özellikle kardeşi Ottla’ya ne kadar düşkün olduğunu da göreceksiniz bence.

Ottla’ya okuma önerisi olarak sunduğu kitaplar, onun derslerini sorduğu satırlar çokça yer alıyor. Ayriyeten Kafka’nın yıllarca şikayet ettiği ve onu ölüme götüren Akciğer rahatsızlığı.

Umarım ileride Ottla’nın Kafka’ya yazdığı mektupları da okuruz.

Onu biraz daha tanımak adına okumalısınız.
28.08.2019

Eserin daha ilk sayfalarında Beckett’ın #k:16269 ve #k:1090 adlı başyapıtlarının ‘dil ve üslup’ açısından benzeri olduğu dikkatinizi çekiyor.

Farklı kelimesini kullanmam gereken birkaç kitaptan biri sanırım, Aldatma. Üretken ve bol ödüllü Joseph Roth’un sizlerde farklı bir tat bırakacağı kitaplarından.

Bir adam. Kitap yazmakta. Ve o kitapta bir de kadını anlatmakta. Varmış gibi. Ya da olacakmış gibi gerçekte. Soruları var çokça.

Bir kadın. Huzur istiyor. Ya da istemiyor. Ya da öyle görünüyor. Şikayetçi eşinden. ‘Arzulu’ diyor, ‘anlayışsız’ diyor. Ve başka bir erkeğe anlatıyor bunları. Çözümsüzlük için belki de.

Son sayfasını kapattığınızda beyninizde bazen o yorumlama gücünü, o ışığı bulamazsınız ya. Böyleyim sanırım. Bir daha okunası.