Toplam yorum: 3.098.070
Bu ayki yorum: 2.600

E-Dergi

karaademm Tarafından Yapılan Yorumlar

16.06.2024

Waliz Bir’de yeterince yazmıştık. Eylül 2016’da kapanan defter Ekim 2016 olarak açılıp Mart 2018’e kadar devam edecek.

Yine çığlık çığlık dile gelecek düşünceler. Kimine fazlasıyla yakın, kimine yaban kalacağız elbette.

Kitlesel olanların yanında kişisel olanlar da yer tutacak çünkü.

Evet, küçük İskender öldü arkadaşlar. Defterleri okuyalım bari. Buyurun.
16.06.2024

‘Doğum tarihimi insanlık tarihine dahil etmeyin sakın
Ben gezerken sadece teğet geçtim dünyadan’

Bu şekilde araladık sayfaları.

14 Ekim 2015 yazdı ilk sayfasına. Bir sonraki sayfa, 15’i Ekim’in:
“Zorlamayın — istesem de sevmeyeceğim insanları.”

Sevebildi mi ömrü boyunca insanları bilmiyorum. Ama ‘küçük’ öldü.

Yekta Kopan’ın ardından söylediği gibi ‘ölürken de küçük kalabilenlerdendi.’ Elli altı.

Şöyle bakıyoruz, “adını çok duydum umarım pişman olmam” diyen; “Ağır Roman’dan duydum” diyen olduğu gibi “yine İskender ve güzel eser” diyen de mevcut.

Lafügüzaf tabi bunlar. Güzellemeden ileri gidemeyen.

Bir şairin, şairce attığı çığlıklar sanırım burada. Şiir, günce, deneme. Nasıl okumak isterseniz.

Ama açıkça, ama dürüstçe. Waliz Bir.
Okuyunuz, seveceksiniz.
27.05.2024

Yorulduğum, elime kitap almaz olduğum anlarım olur. Özellikle o anlarda sarılırım Şermin Yaşar kitaplarına. Severim de gerçi.

Biraz dinlenmek, biraz soluklanmak biraz da eskileri yad ederken gülümsemek için uğrarım onun yazın dünyasına.

Uzun uzun yazarak incelemeleri değerli kılmak amacı taşımadan kısadan keselim bence.

Araya sıkıştırılan bir -Muazzez- hikayesi daha var bu arada. Şermin Yaşar severler buyursun.
20.05.2024

1961 Anayasası. Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı. Uzun uzun zaman sonra. Ama yine kanunla düzenlenen.

Ve süregelen yıllarda açılan Kavel Kablo. Zengin iştirakçiler. Az sayıda emekçi. Tarihler 28 Ocak 1963’ü gösterir. Hakları olan ikramiyelerin eksik yatırıldığı gerekçesiyle bir eyleme girişir. Beklenilenden fazla ses getirecektir.

İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu ve diğerleri yazdıklarıyla ‘orada sizinleyiz’ derler.

İşte o yıllarda filizlenir KAVEL. O destanı yazmaya çalışıyordur Hasan Hüseyin.

Kendi söylemiyle Kavel “… gün ışığına çıkabilme olanağına kavuşmuş ilk kitabımdır.”(s.7)

Nerede ‘yalnızız’ diyen varsa onun sesi olmuş dizeleriyle yine oradadır:

“ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada
güneşe karışmadıkça etim
kavel grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.”

Hem bir direniş hem de sevgidir Kavel. Buyurun.
18.04.2024

Vakti zamanında Cemal Süreya yazmıştı 99 Yüz’de:

“… hiçbir ortaklığa girmez. Dışarıda ve yukarıdadır. Yenilebilir; ama rövanşı kesinlikle alır. İnancının çılgını. Öyle ki onunla delici bir ideolojiye ulaşmak ister.

Sıkışmış, sıkıştırılmış deha. Alçakgönüllülükle katı yüksek uçuyor. Şemsiyesi yok.”

Dahasını da söylemişti, ben özet geçtim. Ne güzel ifadeler. Ne de kaliteli tanımlar.

Aslında yukarıdaki ifadelerden dahi yola çıkacak olsak Karakoç’un her şeyden önce ‘mütefekkir’ olduğu kanısına varmalıyız. Ve elbette aksiyon adamıdır o.

İslami motiflerin yazınında çokça yer bulduğu, belki de her satırına sirayet ettiği aksiyon adamı. Ne kadar büyüktür, bilemem. Ama büyüktür kalem ve yaşayışıyla.

Büyüktür ve kesinlikle sadece Monna Rosa değildir!

Gün Doğmadan. Şiirleri. Ağır ağır, sindire sindire okumalısın.