Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

03.08.2019

Canımız ciğerimiz Turgut Uyar bu ay kapakta. Göğe bakarak okumak ve tanımak isteyenler için. Alınız tabiki.
01.08.2019

Tuhaf Dergi 27. sayısı elinizde. İlber Ortaylı hocamız kapağa alınmış bu sayıda. Livaneli ve kızının hocamız için yazdıkları fazlasıyla etkileyici. Birkaç aydır çizgisinden uzak kaldığını düşündüğüm Tuhaf bu ay daha okunası.
31.07.2019

18. yy son bulmuş, 19. yy’a adım atmışızdır bu Balzac romanında. 1820 ve sonrasına odaklanırız. Balzac’ın da 20 yaşlarında olduğu tarihlerdir aslında.

Bir taşra kasabasındayız. İki iyi dost. Acı. Hırs.

Lucien Chardon: Bir eczacının oğlu. Büyük şair olma isteğiyle yanıp tutuşur. Aristokrat çevreye girer ve artık Madame de Bargeton korumasındadır.

David Sechard: Bir matbaacının oğlu. Yeri geldiğinde Balzac’ı bulursunuz David’de. Bir dönem kendisi de matbaa sektöründe emek vermiştir. Sevdiği vardır: Eve.

Eve: Lucien’in kız kardeşi.

Giriş yazısını kaleme alan yazar Paul Morand:

“ Sönmüş Hayaller, bir dörtyol ağzı romanıdır. Taşrayı Paris’e bağlayan güzel caddeler, ufku genişletir, iğrenç dar sokakları olan zengin caddeler, sefil kulübeleri olan hanedan konakları; yeraltı yolları erdemden ahlaksızlığa götürür... “
notunu düşer.

Balzac’a bu defa Taşra, Şiir, Aşk ve Hırs penceresinden bakmak isteyenlere.
26.07.2019

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Barbaros, Hakan, Cenk ve Afgan.

Dört arkadaş. Arkadaş? Belki de.

Kimi babasının varlığından haberdar görüşmüyor, kimi babasını kaybetmiş görüşemiyor, kimi ufak bir umut bekliyor işte.

Onların dünyasını bulacaksınız bu defa Hakan Günday eserinde. Yaşayışlarını veya yaşayamayışlarını. Diyaloglarını ve monologlarını. Acılarını ve az da olsa sevinçlerini.

Ne mi yok burada? Para, çalışmak, belki emek. Karşı çıkıyorlar bunlara, karşı olmak zorunda hissediyorlar belki de.

Keşke Günday gibi ifade edebilsem onların dünyasını. Bu yüzden belki’lerimiz çok fazla.

Okuyunuz.
24.07.2019

22 Aralık 1849. Dostoyevski ölüm cezasına çarptırılır. Cezası sürgüne çevrilip ve Sibirya’nın güneybatısındaki Omsk kampına gönderilir.

1854 yılında sürgün cezasını tamamlayan Dostoyevski eseri yayımlayacağı 1861 yılına kadar özgürlüğünü tam anlamıyla eline alamamıştı.

İşte bu sürgün sürecini notlandırıyor bizlere Dostoyevski. Bunu Aleksandr Petroviç Goryançikov adlı bir adamın dağınık şekilde bulduğu ‘not, defter ve anılarından’ okuyarak sunuyor. Kendisidir tabiki Goryançikov.

Suç ve Ceza, Budala, Ecinniler ve Karamazov Kardeşler daha yazılmamıştır. Bu eserlerin arka planlarını da anlamak adına etkili bir kaynak niteliği taşıyor.

Acı, umut, düş ve gülüşün sürgün hayatlarını dinlemek isteyenlere...