Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar
1920 yılında yayımlanışının üzerinden 100 yıl geçmiş vaziyette.
Yazarın Okyanusya bölgesindeki Samoa kırsalında bir kabile reisi ile yaptığı konuşmalarını aktardığı eseri. Tabi eser kabile reisinin düşünceleri üzerinden şekilleniyor.
Günümüz uygarlık ve insanlığına Foucault, Chomsky, Ricoeur, Baudrillard gibi filozof ve sosyologların gözünden bakmak yerine ilkel bir kabile reisi gözünden bakacaksınız.
Papalagi (göğü delen) diye adlandırdığı insanoğlunun ‘para hırsına, tanrıyı amaçlarına feda etmesine, insanları eşya gibi kullanmasına’ kendi doğalıyla eleştiriler getiriyor.
Sizlerde büyük etkiler bırakacağını düşünmüyor olsam da okunabilir.
Lermontov ismine Dostoyevski eserlerinde çokça denk geliyorsunuz ki bende onun eserlerinden Lermontov’a ulaşmış bir okurum.
Kahramanımız Peçorin, bir askerdir ve mesleği gereği özellikle Asya coğrafyasında (İran, Kafkasya ve Kazakistan) uzun yıllar bulunmuştur. Orada farklı din ve ırklarda insanlarla tanışmıştır.
Varoluşsal arayış ve sıkıntıları olan da bir adamdır Peçorin. İster, ama harekete geçmez; sever, ama emek vermez; görür, ama inanmaz.
Metafizik arayışları son bulmaz hiç.
Özellikle sevdiği veya sevdiğini sandığı insanları yarı yolda bırakması da bir diğer özelliğidir. Zira içsel sıkıntılarını çözememiş bir adamın sağlam ve güvenli adımlar atmasını bekleyemezsiniz galiba.
Rus edebiyatının kuytuda köşede kalmış bir eseri için daha ne bekliyorsunuz buyurun.
Öncelikle İş Kültür’e diğer yayınevlerinden çok daha kaliteli bir baskı ve çeviri ile bu eseri sunduğu için teşekkür etmeliyiz.
Esere ismini de veren kahramanımızın adıdır Zacharius Usta. Cenevre şehrindeki en büyük saat ustasıdır. Öyle ki sanatındaki kibri kitabımızın arka kapak yazısında şu ifadelerle anlatılmıştır:
“Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır.”
Şehrin her bölgesinde mükemmel saatler ortaya koyan Zacharius ustanın hikayesini 50 sayfa içerisinde bu denli etkili yazabilecek ender yazarlardandır sanırım Jules Verne.
Eserin görünen tarafında saat ustası Zacharius’un durmaya başlayan saatleri sonrası hiçliğe sürüklenişi anlatılıyor; fakat arka plana geçtiğimizde ‘bilim ve manevi değerler arasındaki’ çatışmaya şahit olacaksınız.
Daha uzun bir inceleme okuma zevkinizi elinden alabilir. Buyurun.
Şöyle başlayalım. 27 yaşında bir Dostoyevski yazmıştır bu eseri. Eserin ilk çevirmeni Nihal Yalaza Taluy söylemiyle ‘ister kısa romanı ister uzun hikayesi’ bu. Yani Dostoyevski’nin Dostoyevski olma yolundaki günlerinde yazıldı bu eser.
O yüzden yorumlarımızı, incelemelerimizi bunu göz ardı etmeden yapmalı. Çünkü bir tarafta 1879 yılındaki Karamazov Kardeşler diğer tarafta 1848’deki Beyaz Geceler.
Eserimizin kahramanı aynı zamanda anlatıcısı durumundadır. Petersburg’un ‘Beyaz Gecelerinde’ gezinirken Nastenka adında kendi gibi yalnız bir genç kızla karşılaşır ve ikinci görüşmeleri istemli bir şekilde gerçekleşir.
Anlatıcımız kendi yalnızlığından, hayallerinden bahsederken Nastenka’da geri kalmayıp kendi yaşamından ve bir yıldır mektubunu beklediği sevdiği adamdan bahseder.
Dostoyevski’nin Realist döneminden biraz uzakta Romantik bir eser bekliyor sizleri
Erich Fromm. Antropolog, felsefeci, psikanalist.
Onlarca eseri mevcut biliyorsunuz.
Kitap ‘İtaatsizlik’ başlığı üzerinden basılmış; fakat içeriğinde birbirine sistematik olarak bağlı dört ana konu mevcut.
İlk aşamada ‘Psikolojik ve Ahlaki Bir Sorun Olarak İtaatsizlik’ başlığıyla giriş yapan Fromm bunu din öğretilerine getirip ‘Peygamberler ve Rahipler’ başlığıyla incelemeye devam ediyor.
Sonrasında ‘Bırakın İnsan Kazansın’ başlığıyla insani sistemlere giriş yaparken Kapitalizm ve bozulmuş Sosyalizm eleştirisi yapıyor. Konuyu son olarak ‘Hümanist Sosyalizm’ başlığıyla sonlandırıyor.
Okunmalı, altını çize çize.