Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

27.11.2022

Dilsiz editörleri; Zeynep, Toprak ve Çapul’la kitapları arasında köy hayatını sürdüren ‘görevinden uzakta’ bir akademisyen Gökhan Yavuz Demir.

Pinhan’dan çıkan yeni baskıları; farklı yayınevlerinden basımı yapılan çevirileri ve söyledikleriyle bir şekilde karşılaştık kendisiyle.

Olağanüstü günlerin bitmediği, sürekli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan bir ülkede seksenini aşmış bir eski doçentin yaprak misali savruluşunun hikayesi olacak satırlar arasında.

Buyurun.
24.11.2022

Başkalarından aktardıklarını okuyoruz bazılarında. Fuat Sevimay gibi. Çevirmen ve çeviriden bahsediyorum.

Oysa birçoğunun kendi imzası taşıyan eserleri de mevcut. Ahmet Cemal, Tahsin Yücel, Kamuran Şipal, Fatih Özgüven gibi.

Sevimay’da dahil bu gruba. Ona, AnarŞık’la başlayan bir okuru olarak sofradan mutlu kalktım.

Kürdan, olacak satırlar arasında. Ve Kürdan’ı anlatanlar. Kürdan’ın ‘ölüm-kalım’ öyküsünü.

Sözcüklerle, cümlelerle ya da paragraflarla gülümseyeceğinizden şüphem yok.

Sevimay’a doğru kitaptan başladım diyebilmek isteyenlere. Buyurun.
23.11.2022

Bir ilk kitap. Öyle alelade dökülüp saçılan bir şey değil. Baya baya kitap yani. Sonrasında yazılması planlara selam gönderen bir kitap.

Ankara sokakları. Otobüste, metroda; Cebeci’de, Bahçeli’de; parkta, dairede göz göze gelip görmezden geldiklerimiz..

Hayatlarımıza dokunup da dokunmaz saydıklarımız. Ya da farkında olmadıklarımız.

Omuzlarına istemsiz çarpıp ‘pardon’ diyebildiklerimiz. Ya da o duracaktı bulamadıklarımız, kalabalıktan.

Dokunuşların, tanışamamış tanışıklıkların kitabı. Güzel.
19.11.2022

Öncelikle bir ‘öğretmen’ Cem Kalender. 2007 yılında ilk kitabı yayımlanan bir öğretmen. Ödüllere pek güvenim olmasa da Kalender, bence ‘kaleminin ispatıyla’ unvanlar koymuş durumda eserlerine.

Mazarin Mavisi’yle başladım ona. En sonda yazacağımı en başında yazayım. Eğer diğer eserleri de bir Mazarin Mavisi ise bu adam iyi yazıyor. Daha iyi eserler yazacak gibi.

Üzerine çok konuşulan; ama pek de düşünülemeyen bir konu merkezinde: LGBTİ. Farklılıklara tahammülün azaldığı; şiddetin, aşağılanmanın daha da sert olduğu yıllar. 1980 sonrası Türkiye. Belki 2000’ler Türkiye’si de buna dahildir, kim bilir.

1987 yılına assolist olarak girecekken bir polis baskınıyla hayalleri alt üst olan, Handan. Tuna ya da. Kendi soğuğunda üşüyen.

Manolya, Afet. Günlük yazma sebebi ‘ölüm’ olan Metin. Fiş numarası 254038-Cansu. Tasası Özgür olan, Nurten. Mazarin Mavisi’ne tek ilgi gösteren Doktor Ferhan. Ölümü giyinenler, bedeni kimlikleri olanlar, sokaklar. Küçük Bayram, Abanoz.

İyi kitap.
12.11.2022

“Ben önemsiz, herhangi bir insanım: Eski bir bankacı…”(s.11) Altmışında.

“Salt kendimi ilgilendiren konularda inceden inceye düşünmeye -nasıl derler- kılı kırk yarmaya alışkın değilimdir pek.”(s.11) Solgun.

“Evimi, karımı, kızımı bırakıp Dürnev Hanım’ın çatı arasındaki odasına yerleşeli on yıl oluyor.”(s.12) Yalnız.

Künyeden kopyala-yapıştır yapmayı sevmiyor olsam da YKY kıskandırırcasına yaptırıyor bunu:

“İçini kaplamış yaşama bezginliğini -kendini oradan oraya atarak- dindirmeye çalışan bir adamın yalnızlık destanıdır Bir Solgun Adam”

İlk baskısı 1975 yılında yapılan ‘mansiyon’ ödüllü eseri. Şimdilerde yazılmış olsa sanıyorum atölyelerde ‘ders’ olarak okutulurdu. Okutuluyordur belki de.

Bir yalnızlık güzellemesi değil asla.
Bir umutsuzluk vakası da değil.

Yenilgiler(s.13), kalabalıklar(s.41), kırgınlıklar(s.43), yitip gidenler(s.46), gerçekler(s.52) ve yaşamaklar(s.124).

Dahası.

Yaşama küskün, kırgın ölmüş bir yazarın romanı. Seveceksin.