Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

29.03.2022

“… sıkıntıyla bir türlü baş edemeyen insanları anlattığı yapıtlarında dilinin de sıkılmasına, sıkıntıdan zayıf düşmesine göz yumuyor…”

“… ne çok -dar- sözcüğü geçer Bodur Minareden Öte’de. Kahramanları ne çok -ayakyoluna- gider…”

Bu ve benzerlerini söylüyordu Nurdan Gürbilek Yusuf Atılgan ve dili hakkında. Haksızlık ettiğini düşünmüyorum ben de.

Özellikle hikayelerinde böyle bir dil söz konusu.

Velhasıl. 1960 yılında yayımlanan ilk öyküsünden 1992 yılında toplu bir şekilde yayımlanan ‘bütün öykülerine’ dek devam eden süreci gözlemleyeceksiniz burada.

Elbette romanlarına dönüp bir kıyasa tutulup o tadı arayacaksınız. Bazı öykülerinde bu hazza ulaşıp bazılarında ulaşamayacaksınız; ama seveceksiniz.
27.03.2022

Bu bir ilk buluşma. Yenilenecek bir oturuş. Tekrarı olacak bir duruş. Gürsel Korat.

2017. Orhan Kemal Roman Armağanı. Ödüller bazen belirleyici olmuyor; ama burada durum farklı. Takdir edilesi bir eser var önümüzde.

1915 yılı Haziran ayına gidip ayın ortasında 230 saatlik bir dilime konuk olacağız. Ermeni Tehciri konumuz.

Politik dil tuzağına düşmeden, hikaye yazayım derken gerçeklikle bağını koparmadan, küsmelere yol açmak korkusuyla yapaylığa düşmeden ilk sayfasından son sayfasına dek lezzetle okunan bir eser Unutkan Ayna.

Herkesin bir yerinden incindiği(s.27), arananın ne olduğunun bilinmediği(s.66), sevgiden yoksun zamanın(s.36) kitabı Unutkan Ayna.

Yoracak; ama seveceksiniz.
19.03.2022

“Annem biraz kaçıktı. İlkokula başlamıştım, intihar etti. Ben babasız da bir Yusuf’tum.

Hep yarım kaldım, hiç doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.”

Yusuf. Otuzlu yaşlarında bir musahhih. Düzeltmen canım işte.

Alkol sever. Özellikle de rakı. İçince çevresine çenesi düşenlere inat, o kendi içinde çenesi düşenlerden. Bir meyhane köşesinde.

Yalnızlığı bir tercih. Mecburiyet değil asla.

Şair’le tanışıyor. Bir tren yolculuğudur başlıyor. Bilmiyorum ama ‘tren’ bir imgedir belki de. Hedefine şaşmadan ilerleyen. Diyarbakır.

Ve bölümler arası Yusuf’un ‘babası’. Onun mektupları. Yazdıkları. Devrim uğruna yaptıkları ve yapmayı arzuladıkları.

Gerilla sistemine, başkaldırıya güzelleme olarak okumayın asla. Burada bir başka ‘tali yol’ mevcut.

Girişte okuyacağınız ilk 30-40 sayfalık bölüm bence Türk Edebiyatının en beğenilesi sayfalarından.
19.03.2022

İki yoğun metin arası kitaplarınız vardır. SEL Yayınları’nın ‘Geceyarısı Kitapları’ benim için böyle. Yorulduğumu, okuyarak dinlenmek istediğimi farkettiğimde açarım onlardan birini.

Oruç Aruoba’nın Zilif’in de olduğu gibi.

Yine bir başka usta: Ferit Edgü.

Farklı zamanlarda yazılıp bir araya getirilen ‘minimal’ ürünler bunlar. Aslında Edgü’nün diline aşina okurlar için tahmin edilesi ürünler.

Seveceğinizi düşünüyorum. Hele de satır aralarındaki o büyüye dikkat kesilirseniz.
15.03.2022

“… gelmişsin
şu uzun taşradan gölgesi bile yorulur bazen
yorgunsun da biraz daha yorulmaya gelmişsin”

Haydar Ergülen’in ‘Gurbet Kuşları’ başlıklı şiirinden bir alıntıyla başlayalım istedim.

Bereketli Topraklar’ı okudunuz. 1954.
İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali.

Ve elinizde Gurbet Kuşları. 1962.
İflahsızın Memed, Gafur Ağa, Kabzımal Hüseyin.

1946. Tek partili yönetim son bulmuş.
1950’de ülke, Demokrat Parti gerçeğiyle tanışmış. Ve tabi Adnan Menderes.

Haklı olarak yazarlar da bu değişime seyirci kalmamış. İşte bu sürecin ‘halk’ kısmına odaklanıyor Gurbet Kuşları.

İstanbul. Yıkım ve yapım.
Taşradan kente göçler.
Toprağını, evini, yurdunu terk edenler.
Umut dolu olanlar.

Bizim Memed onlardan sadece biri.

“… dalgınlık yalnızlığa benzer sanki çoğala çoğala
ve kara bir şaşkınlık gibi başkasının toprağında
çırpına çırpına - boşuna”