Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

23.01.2022

İsimler var. Yazdıkları tür dile gelince akla düşen. Şiir derim. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Orhan Veli, Özdemir Asaf dersin.

Bazı satırlar var. İsimleriyle özdeşleşen. Kendisini o ifadelerle tanıdığımız.

Başlıklarını bilmediğin ama altındaki satırları ezbere bildiğin şiirleri mesela:

Jüri, Telaş, Altıncı Gün, Yön ve Mythe.

“Kim o, deme boşuna..
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan - başa sen.”

diyor ya şiirinde. İşte öyle, baştan başa şair bu adam.

‘Dünya Kaçtı Gözüme’, ‘Bir Kapı Önünde’, ‘Yalnızlık Paylaşılmaz’.

Sevilerin, bilişlerin, özlemlerin şairi. Ama paylaşamayan da yalnızlığı:

“Yalnızlık paylaşılmaz..
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.” (s.478)

R’leri söylemediği dile getirilir çokça. Ama aşkını r’den uzak ifade etmek isteyenin de imdadına yetişmiştir o. Aşk Tanrıçasını kıskandırırcasına:


Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Buyurun.
20.01.2022

“Sonunda iyice sapıtırdı. Bir ‘önsöz yazarı’ olacağını, yalnız önsözler yazacağını, bunu daha kimse düşünmediği için böylece meşhur olacağını söylerdi.”(s.394)

“İşte böyle dostum, okumuş olduğum önsözlerden edindiğim bilgiler boşa gitmeyecek. Dünya çapında ilk ‘önsözcü’ olacağım. Edebiyat dünyasında binlerce yıldır eksikliği duyulan bir yaratıcı ortaya çıkacak.”(s.395)

Bunları yazıyordu Oğuz Atay, Tutunamayanlar’da. Daha bir sürü şey de yazıyordu ‘önsözler’ için. İroniyle süslüydü elbette bunlar!

Elinizde 11. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar onlarca ‘önsöz’ mevcut. Ketebe Yayınlarının özel serisi Exlibris’den yine.

Güzel bir derleme. Dilbilimcilerimiz Tahir Uzgör ve Besim Atalay’dan çokça faydalanılmış birçok eski metin de var haliyle.

Bir zaman sonra birbirinden bağımsız onlarca metni peş peşe okumak yorabilir; ama farklı günlere yayıp üçer beşer okursanız sıkılmayacaksınız bence.

Buyurun.
16.01.2022

“Hastalık, hayatın gece karanlığıdır; daha külfetli bir yurttaşlıktır. Doğup hayata gelen herkes, biri ‘sağlıklılar’, diğeri ‘hastalar’ ülkesinde olmak üzere çifte vatandaşlığa sahiptir bu yeryüzünde.”

‘Metafor Olarak Hastalık’ adını verdiği metnine bu şekilde giriş yapıyordu Susan Sontag.

Neden mi ‘hastalıkla’ başladık eser incelememize? Bir hastalık neticesi başlayan ‘karasevda’ çünkü konumuz.

19. yüzyıl sonlarında bir kadın. Yazmak eyleminde ısrarcı. Kadınların kafes hayatı yaşadığı bir dönemde.

Elinizdeki eseri yayımlıyor. 1905. Günümüzde yeterli derecede bilinir veya okunur olmasa da o günlerde gazete-dergiler Güzide Sabri adını konuşmak ‘zorunda’ kalıyor.

Bir yasak aşk yazıyor. Hastalık arifesindeki bir yasak aşk. Fikret ve Nejat. Mediha ve Sait Bey.

Engel olunamaz tesadüfler, beyni sarsan bakışlar, zihni perişan eden düşünüşler.

Zorunlu yalnızlıklar, mecburi ayrılıklar.
14.01.2022

Sine Ergün, Marc Auge’den bir alıntıyla başlamış. Biz de yine aynı isimden farklı bir alıntıyla başlayalım:

“Unutmak toplum için olduğu kadar birey için de bir zorunluluktur. İçinde bulunulan zamanın, şu anın ve bekleyişin tadına varmak için unutmayı bilmek gerekir;

ancak unutmak bellek için de bir ihtiyaçtır: Uzak geçmişe ulaşabilmek için yakın geçmişi unutmak gerekir.”

Sait Faik Hikaye Armağan’ına layık görülen ‘Bazen Hayat’ ile duymuştum adını. Son kitabıyla başladım ona. Kopuk.

Bir ana karakter. ‘Z’ diyelim. Onlar da ‘Z’ diyor zaten. Foto muhabiri olduğunu biliyoruz. Bir başka bilmek istediğin var mı peki?

Bence bilme. ‘Z’ unutuşa yazgılı biri çünkü. Bilmiyorum. Belki de ‘anımsamak’ unutuş içinde gizlidir.

Bakma öyle kısacık durduğuna. Yoğun bir roman elindeki. Bir benzerini elbette okumuşsundur; ama bir de buradan okuman için yazmış.

Seveceksin bence.
14.01.2022

Burası Kolera Sokağı. Argonun, bokun, püsürüğün uğrak yeri. Kısa mutlulukların, huzursuz adımların ve bitimli heyecanların çıkmazı. Neşenin, hüznün, aşkın varış noktası. Ya da bitiş.

Gıli Salih, Gıli Gıli Salih. Berber Ali, Tina, Puma Zehra, Gaftici Fethi, Fil Hamit, Tilki Orhan ve diğerleri.

Bazıları konuya; bazıları mesajına yükler eserini. Burada ‘dil’ sırtlanacak meseleyi.

Yabancı olduğun ya da okurken yabancılaştığın sözcükler, anlayamamak konusunda yalnız olmadığını düşündüğün kavramlar ve argonun en güzel hallerinden birine düştüğün ortak hissi.

Bu eser güzel. Bu eser okunası.
Filmi de var. İzlenecek.