Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

05.12.2021

‘Dilin imkanlarını çoğaltmak’ tabirini duymuşuzdur. Böyle bir kalem bence Behçet Çelik. Hem ‘nasıl’ söylediği hem de ‘ne’ söylediği sizi tatlı bir yolculuğa çıkarıyor.

2010 yılında ilk baskısını yapıyor. 2011 yılında Haldun Taner Öykü Ödülüne layık görülüyor. Liyakat zannımca.

‘Sessiz çığlıklar’ deriz ya bence bunu fazlasıyla başarıyor. Gürültüden uzak, yalın, sade.
Nahif elbette.

Ben buradan başladım ona. Okumalısınız.
05.12.2021

Ayçil’le ikinci defa bir masada oturuşumuz bu. Daha önce Usta Konuşmak İstiyor ile tanışmış, mutlu ayrılmıştık.

Son dönem Türk Edebiyatının özellikle ‘deneme’ türündeki başarılı yazarlarından kanımca.

Yazdıklarında bilgiye dair kokuları almak beni mutlu ediyor. Fazlasıyla.

Sayfalar arasında Ahmet Hamdi’den Peyami Safa’ya’ Kafka’dan Andre Malraux’a, Celine’den Popper’e açılan yelpaze fazlasıyla tatmin edecek sizleri.

Özellikle son sayfalarda yer alan Bernhard, Sandor Marai, Platonov, Bolano ve Gonçarov kahramanları üzerinden ilerleyen satırlarda huzursuz olup mutlu ayrılacaksınız.

Peki bu kadar cümleden sonra…

“Harflere güvenim kalmadı Albayım, hiç güvenim kalmadı, bana yeni bir alfabe bul, yorgunum.” (s.53)
29.11.2021

HAW. İnsansız edebiyat demeyeceğim. Hayvanların daha fazla olduğu bir edebiyat söz konusu burada.

Kemal Varol’la tanışma kitabım Aşıklar Bayramı olsun isterdim; ama kısmet buradaymış.

Biliyorsunuz Yaşar Kemal benzetmeleri fazlasıyla yaygındır onun dili için. Bence haklı bir yaklaştırma. Umarım artarak devam eder başarısı.

Aslında çok şeye gönderme yapıyor Varol. Ama özellikle ‘savaş’ teması etrafında dönen bir kitap bu.

Savaşın yıkıcı etkisi, götürdükleri ve sildikleri. Zaman atlamaları fazlasıyla mevcut.

Bir bakıyorsunuz 1935’lere gidip Ata’nın Foks’una şahitlik ediyor, bir bakıyorsunuz 92’ye gidip şehit edilen polisleri okuyor, bir de bakıyorsunuz 95’lere gelip dizi Lessi’ye varıyoruz.

Edebiyatta olmayan demeyelim de çok az olan bir şeyi yapıyor. Köpekler başrolde yer alıyor. Onların gözünden okuyoruz aslında her olayı. Ve bunu fazlasıyla etkileyici aktarıyor.

Temposu sayfadan sayfaya düşüp yükselen bir roman HAW. Ama mutlu ayrılacaksınız. Buyurun.
27.11.2021

“Bir gün, aklımda kaldığına göre, bir pırıl pırıl, cam gibi parlayan sonbahar sabahıydı, ona Kadıköy iskelesinin kanepelerinde rastladım.

— Ne var, ne yok Sait? dedim. Hikaye yazıyor musun?
— Yok, dedi, yaşıyorum.”

Böyle bir anı anlatıyordu Yaşar Kemal.
Sait Faik’in hikayeleri yazmadığını, yaşadığını ifade ederek.

Okuruyla birlikte büyümüştür onun hikayeciliği. Beyoğlu kalabalıkları içindeki ‘yalnız’ adamdı o.

İnsandı. Dünyadaki kötülüklerden, aşağılıklardan, bayağılıklardan iğrenen bir insan.

Bilmiyorum, belki de bu yüzden çok sevildi. Sevilmeye devam edecek.

On altı güzel hikaye var burada. Mutlu ayrılacaksınız. Buyurun.
22.11.2021

Kaleme aldıklarında doğayla bağını koparamayan yazarlardan Cemil Kavukçu. Bunu her söyleşisinde dile getirir zaten.

Bu defa insan doğa ikilisinin yanına hayvanları da iliştiriyor. İliştirmek de değil. Birleştirmek, bir araya getirmek diyelim.

Öykülerinin içinde diğer bir öyküsündeki karakterlerle karşılaşmak ise ayrı bir güzellik.

Duru, akıcı her daim. Öyküye yeni başlayan, öyküye devam etmek isteyen ya da öyküde iyileşmek isteyen herkese hitap ediyor.

Okuyun, seveceksiniz.