Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

21.11.2021

Antabus. 500 mg. 25 tablet.

Bu kadar mı sence? Değil elbette.

Yüzlerce sayfa yerine ‘yüz’ sayfa ile atmış tokadını Şahiner.

Hani o sabah kahvaltısında ya da öğle arasında resimlerine bakıp da hızlıca tükettiğimiz ‘gaztelerin’ üçüncü sayfa haberleri vardır. Oradan bir yaşam okuyacağız.

Leyla. Osman kızı, Remzi eşi Leyla. Düz Leyla.

Yalnızlığa itilmiş, kalıplara sokulmuş, ‘kendi’ elinden alınmış Leyla.

Bir kadının değil, kadınların hikayesi var burada. Güzel; ama acı söyleyecek Seray Şahiner. Buyurun.
20.11.2021

“Tekmeyle açılan tahta kapı, içeri dolan sivil polisler, basılan ev, ev halkı, kendisini merkez yapmaya alışmış bir ‘ben’in çevresinde döne döne uzaklaştılar.”(s.18)

Bir baskınla-tutuklamayla açıyor kapılarını Şafak. Bir hikayeyi değil; doğrudan doğruya hayatın kendisini anlatıyor.

Dokunuyor 12 Mart’a. Dokunup rahatsız edemeyenlerden olmuyor. Edecek.

İşin içinden ‘otobiyografik’ diyerek çıkmak istemiyorum. Kolaycılık çoğu zaman bu ifade kendim de kuruyor olsam.

Faşizm, Kadın, Devrim ve dahası. Değinecek satırlar arasında Soysal.

Devrimciler de olacak. Ama böyle büyük değişimleri sağlayacak devrimcilerden değil onlar.

Oya, Mustafa, Ali, Hüseyin, Güler.

Hepsinde ‘geçmişten’ getirdikleri ‘izler,acılar’ mevcut. Bu acı ve izler bir kalıba sokacak belki de onları.

Kesintisiz bir inşa süreci yaşamak. Kendimizi veya çevremizi elverişsiz zeminlerde inşa etmek zorunda olduğumuz bir süreç.

Batan Güneş sonrası başlayan, Şafak’la aydınlığa kavuşacak mı sizce? Seveceksiniz.
17.11.2021

“… kendime bakıyorum. İçime, dışıma. İçim binlerce kez ayrıldı parçalara, binlerce kez toparlandı yeniden.”(s.177)

Üç kadın ve çevrelerinde kadınlar.
Aklı yitmişler. Yitmek neyse sanki?

Hapsedilmeye çalışılanlar.

Kendi kabuklarına mı? Hayır.
Onlara biçilen kabuklara.
Peki kırma isteği, arzusu, beklentisi? Elbette.

“… insanın kendi olması ne zor şeydir. Benim gibi bir kendi olması.” diyecek ya bir yerinde romanın. İşte burada gizli bence kırılan kabukların esrarı. Burada gizli başkaldırının gizi. Burada gizli haydi demenin izi.

İyi bir eser, Kabuk. Zeynep Kaçar’dan bir ilk roman. Buyurun.
13.11.2021

Elimde 1966 baskısı eski bir kitap. Kapağında yazıyor, Fahim Bey ve Biz.

1942’den bu yana var olmayı sürdüren bir eser bu. Yazarı ve okuyucusuyla.

‘Telifi’ kimin elindedir bilmiyorum. Birileri artık tekrar baskılarını bizlerle buluştursa artık.

Yaşar Nabi’nin önsözü, Sermet Uysal’ın ‘Abdülhak Şinasi Hisar’ kitabından alınan uzun tanıtım yazısıyla karşılanıyoruz eserde.

Proust’tan özellikle söz açıp giriş yapıyoruz nihayet.

Vakalar silsilesi yok burada. İniş çıkışlarla okunacak bir roman da değil.

Şahıs, muhit ve hayat üçleminde gezineceksiniz.

Türk Edebiyatının en iyisi değil belki ama en iyilerinden Fahim Bey ve Biz.

Kimisine göre Oblomov, kimisine Kirilov. Bence nevi şahsına münhasır.

Burada sadece ‘Biz’ olacak. Fahim Bey ne düşünürdü, ne yapacaktı, ne hayal ederdi pek de bilemeyeceğiz. Çünkü sadece ‘bizi’ konuşturacak yazar.

Bir şekilde edinip okuyun isterim.
08.11.2021

‘Belirgin göz altı bezleri, sağ ya da sola taranmış seyrek saçları ve manalı bakışlarıyla’ birçoğumuzun benliğinde yer edinmiş fotoğrafları var İlhan Berk’in.

İkinci Yeni’nin beyefendisi. Şiirin uç begi.

Mutsuzluk tortusunda yazan ve bu mutsuz hali resimle telafi eden bir şair o.

Yalnızlıklar duyurmaktan korkan, gece adamı:

“Yeni yeni anlıyorum
Her şey şu gecelerin içinde oluyor
Aydınlığa her şey hazır çıkıyor
Su geceleyin yürüyor dikkat ettim
Geceleyin biz uyurken ağaçlara”(s.90)

İnsanı hayvanı, canlısı cansızı, kuşu böceği ve Edibe’si Çıkrıkçılar Yokuşu ile okunmayı bekliyor İlhan Berk.

İmgeyle, kapalılıkla. Asla anlamsızlıkla değil.