Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

12.10.2021

1994 yılında yayımlamış ilk kitabını. 2001 yılında okumuşuz onu ilk olarak. Türkçe.

Ve ben 20 yıl sonra bir kitabını elime alıp bitirdim. Son kitabı. Küllerin Günü.

Onun ‘haklı’ hayranları var. Ve yine haklı olarak son yayımladığı eserleri beğenmiyorlar.

Kızıl Nehirler, Kurtlar İmparatorluğu veya Siyah Kan sonrası elbette yeterli görmüyorlar.

Anlatmak istediğini dolandırmadan, taşlı yollara sokmadan ifade ettiği bir kitap bu.

Suçlular yanında masum olanlar, kurallar yanında kuralsızlar ve kayıtsızlar eşliğinde ritüellere sığınanlar.

Galiba ona aşina olanlar için vasat; ama onu ben gibi ilk kez okuyacaklar için doğru bir giriş kapısı sanırım. Buyurun.
10.10.2021

“Beni okuyamayalar için yazıyorum: ezilmişler için, yüzyıllardır tarihe geçebilmek umuduyla kuyrukta bekleyenler, kitap okuyamayanlar ve kitap alacak parası olmayanlar için.” (s.165)

Galeano nefes alırken ‘direniş’ meşalesine ateş tutanlardandı. Her yazdığı, söylediği ve yaptığında ‘ezilenlerin’ sesi oldu.

Olmaya da devam edecek. Eserleriyle.

Bu defa kucaklaştıracak. Bir araya getirecek. Dost edinecek. Belki dost olacak.

Anılar, düşler, masalsı hikayeler ve yaşamlarla yapacak bunu. Hep yaptığı gibi aslında.

Şiir gibi söyleyecek yine. İsraftan uzak.
Sade, hedefini gözeten ve şaşmayan.

Seveceksiniz. Buyurun.
03.10.2021

Birçoğu gitmediği, görmediği, solumadığı coğrafyaları, insanları, olayları yazıyor. Bu şekilde bayağı bayağı da okunuyorlar. Bugün yaşadıklarını yazan bir adamı okuyacağız:
Jack London.

Yıl 1902. Giyiniyor ‘onlar’ gibi ve Londra doğusuna yol alıyor. Öyle ‘röportaj yapacam ayaklarını’ kullanan ‘gazteciler’ gibi değil.

Baya baya onlardan oluyor. Sefaleti koklayıp çekecek derinine çünkü.

Kendi söylemiyle:

“Bunlar Tanrı’nın senesi 1902’de, 20 Ağustos gününün akşamı saat altıyla sekiz arasında, dünyanın gördüğü en büyük, en zengin ve en güçlü imparatorluğun merkezinde yaşanıyordu.”

Demir Ökçe’de de bahsettiği ‘uçurum halkı’ onlar. Umutları zaten yok da nefes almaya devam ediyorlar işte. Yaşamaksa adı.

İşçi hareketleri, sefalet, açlık, kokuşmuş düzen ve düzensizliğin müsebbipleri.

Jack London bu defa kurguyla öz yaşamı harmanlayacak. Buyurun.
29.09.2021

Puslu Kıtalar Atlası. İlk kitap. Göz bebeği. Girizgahı. Büyük kapı için eşiği. Eli ayağı. İftiharı, iltifatı. Çok şey bu kitap.

Anar için değil. Bizim için. Ne diyordu Hulki Aktunç giriş yazısında:

“Mutlu yazar, azdır. Belki de yoktur. Ama mutlu okur vardır.”

Ben mutlu ayrılanlardan. Kalanlardan belki de.

Yazmak için mi yazsam incelemeyi bilemedim. Ne söylenebilir ki ‘benzersiz’ üzerine.

Edgar Allan Poe şiirlerinin girişine ‘düşlerin tek gerçeklik olduğuna inanlara’ ibaresini yerleştirmişti. Bence İhsan Oktay’da bu cümlenin kitabını yazmış.

Ahmet Hamdi söylemiyle iki hal var:
Biri ‘uyanık hayat’ diğeri ‘rüya hali’. Düş ve gerçeğin nerede başlayıp bittiğini ölçütleyen de siz oluyorsunuz. Bitiyor ya da başlıyorsa.

Velhasıl.

17. yüzyıl Osmanlı İstanbul’u var burada. Öyle padişahı, sadrazamı, paşası değil.
İnsan olanı var. Gerçeklikte düşlerini devam ettireni.

Peki ya Anar söylemiyle; ‘düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?’

Buyurun.
26.09.2021

“Yanmış, hem de nasıl.

Her gün gelirmiş mektuplar önceleri.

Haftada bir gelir olmuş. Hafta uzunmuş, ama razıymış, ayda bir gelir olmuş.

Ay daha uzunmuş, ama ona da razıymış. Bir ritmi olsun yeter diyormuş, ben beslerim ruhumu azar azar.” (s.70)

Arka kapakta okudunuz. Hatıraları ‘İki günlük üzerinden adımlayan deneysel bir anlatı’ Suzan Defter.

Bir aşk anlatısı. Destansı mı? Bu size kalmış.

Yukarıda da yazdığımız üzere ‘deneysel’ bir eser. Yanlış basım olduğunu düşünmeyin. Birkaç sayfa sonra oturacaktır taşlar yerine. Sakin kalıp okumaya devam edin.

Aşkın yanında insanın aslında ilk olarak kendine yalanlar söylediğini göreceksiniz. Ya da gerçeği değiştirerek ifade ettiğini. Kendine dahi.

Ve savunmasız bırakıldığını bazı anlar. Belki yargılardan, belki aşktan, belki de öteden.

Kalemine lafım olamaz. Ayfer Tunç ismi kafi bence. Buyurun.