Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

11.05.2021

“... olsam olsam üzüm olurdum. Lezzetli bir şeydir üzüm. Üzüm olarak işe yaramazsam şarap olurdum, şarap olamazsam en azından sirke olarak benimle idare ederdiniz.”

Böyle diyordu konuk olduğu bir programda.
3 Temmuz 2019’da yolcu ettik onu.

Çocukluğa, çocuk kalabilmeye hasreti anlatırken “iyi ki de adıma -küçük- eklemişim” de diyordu. En azından ismi ‘küçük’ kalabilsin diye.

Yasaklı kalmış uzun süre 666. Galiba bazılarına ‘duymak istemediklerini, duymak istemedikleri biçim ve üslupta’ söylediği için.

Sahi sever misin öyle kitapları? Seninle dövüşe hazır olanları? Bak bu senin için o zaman.

Ağzımızdan çıktığında ‘biber sürülmesine’ neden olan sözler vardır ya tam da onlar mevcut burada.

İster metin, ister şiir; ister şiirsel metin, ister metinsel şiir deyin adına. Ya da demeyin. Takılmayın bu kalıplara.

Alın elinize bir kalem, bir güzel yad edin onu ve yazdıklarını. Seveceksiniz.
11.05.2021

Yıllar önce Hürriyet’in Kitap Sanat ekinde ‘Uykusuz Kalacaksınız’ başlığıyla yayımının ilanı verilmişti Sel Geceyarısı Kitapları’nın.

Adı üstünde geceyarısı. Köşenize çekilip birkaç saatte okuyup birkaç saatte sindiremeyeceğiniz eserler bunlar.

Oruç Aruoba’nın kızı Filiz’e yazmış olduğu bir itiraf-mektup bu aslında. Filiz, ufacık bir kız çocuğu tabi o zaman. Yıllar sonra kızına sunmak isteyeceği bir mektup Zilif.

Aruoba’nın intihara meyilli olduğu bir an yazdığı söyleniyor bu metni.

Sanıyorum arka kapakta okuduğunuz

‘bir sonraki gece olmayabilecekken,
bıçak sırtında yazılmış,
bıçak gibi bir metin’

nitelemesi de bu yüzden.

Aşinayız ona.
Biraz daha olmak istemez misiniz?
Buyurun.
09.05.2021

İkinci kitabı yazarın. Bir şekilde denk gelmişsinizdir buraya veya diğer eserlerine.

2014 Sait Faik Hikaye Armağanı’na da değer görülen kitabı.

Yazarın kendisinin de belirttiği gibi ‘benim adım Feridun’ adlı hikayesi dışında yazılan yedi hikaye bu kitap için yeni yazılıp anne-babasının ‘aferin oğlum’ demesini bekliyor.

Hikayesi yazılanlar ‘sen, ben’ ya da ‘biz’. Tanıdık aslında birçoğu. Samimi, yalın ve doğru.

Parasız yatılı, ismi koyulan, işsiz ya da haylaz. Umudu diri tutmak için mi yazıldılar? Bilmiyorum. Ama Mahir Ünsal’a lezzetli bir başlangıç için bu kapıdan girilebilir.
06.05.2021

Hikayemiz 1901’e dayanıyor. Malum, süreç zorlu. Birkaç kelime dahi sansüre kafi. İlk tefrika başarısız oluyor.

Eserini 1922’de sandığından çıkarıyor ve bu defa aralıksız tefrika ediliyor.

Sonrası lafı güzaf. Eser günümüze bu haliyle ulaşıyor.

Oğuz Atay’ın birkaç dakikalık videosu var TRT arşivlerinde. Yazın dünyasını etkileyen kalemlerden Halit Ziya’ya değinirken bu eserden bahsediyor.

Hayata ‘hayallerle’ tutunup devamında büyük hayal kırıklıkları yaşayan insanları anlattığını dile getiriyor mesela orada.

Kahramanımız Ömer Behiç gibi.

Tıp doktoru Ömer. Güzel de bir karısı var. Vedide. Ve iki güzel kız çocuğu. Selma ve Leyla.

Olduramıyor bir şeyleri. Belki de çok şeyi. Kayıyor gönlü. Neyyir adında bir kadına.

Öyle ‘kader kurbanı’ falan değil onlar. Hepsi bile isteye atıyor adımlarını. Onu tercih ediyorlar.

Fakat bir nokta önemli. Hep ‘yarım’ kalıyorlar.
Yarım sevinçler, yarım hüzünler, yarım hayaller.

Anla. Kırık Hayatlar.
01.05.2021

Kendi dilinden önce Fransızca yayımlandı Baharla Gelen. 1966 tefrika yılı. 1967 Fransızca. Ve nihayet 1969 Türkçe.

Aşinayız ‘Bener’ ailesine.
Yiğit Bener, Vüs’at Bener. Tanıyoruz, tanıyacağız.

Sanıyorum ‘kurgu’ açısından en başarılı olanı Erhan Bener. Yeterli ilgiyi bir türlü bulabilmiş değil edebiyatımızda.

İstanbul’dan taşraya askerlik için gelmiş Reha’yı anlatacak Bener. Taşranın insanına, sorunlarına ve yaşatacaklarına uzak bir adam o.

Onun değişimi olacak satırlar arasında. Belki de gelişimi.

“Gözümü kapar kapamaz içimde durmadan kıpırdayan, soru soran, hatta canımı acıtan ikinci bir yaratığın varlığını duyuyordum.”(s.33)

Ve yazar bu anlatıyı sunarken hem İstanbul’daki Reha’dan hem de taşradaki asker Reha’dan bahsedecek.

İkili bir anlatım okuyacaksınız aslında.

‘Askerlik, yabancılık, yabanlık, varoluş’ üzerine okunması gereken bir eser, tanışılması gereken bir yazar. Buyurun.