Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

09.02.2021

ADA. TEPE. DUTLAR.

Ada’da ‘Andronikos’ karşılayacak bizleri sekizinci yüzyıldan. Bizans İmparator 3. Leon vardır. Ve ‘ikonoklazm’ adı verilen bir süreçle ‘dinsel’ resimler, ikonalar kaldırılacaktır.

İşte burada başlar maceramız. 18 yaşında başlayan keşişlik serüveni 33’ünde de devam eden bir keşiştir Andronikos.

O güne dek sormayan, kimseyle-kendiyle çatışmayan bir keşiş.

Çatışacak. ‘ikonaların kaldırılmasına’ karşı çıkışı onu kahraman yapacakken, bu duruma karşı çıkmayacak olması iyi bir keşiş yapacaktır:

“Puta yapıcılığa da kötü bir şey diye bakıyordu. Orası da belliydi. Ama niye resimler karşısında tapınmağa devam ediyordu? Andronikos, bir orasını çıkaramıyordu.(s.32)

Kaçacak. Bir Ada’ya kaçacak.
Peki dönüş? Olacak.
Peki bir ceza? Elbette.

Tepe’de peki? İoakim karşılayacak burada. Andronikos kaçma yolunu seçmişti. İoakim ise ondan ‘on yıllar’ sonra ‘kalma’ yolunu tercih edecek.

Onu neler bekliyor peki satırlar arasında?

Buyurun.
07.02.2021

“Şiir, hep var olmuştur benim için. Bir şekilde yazmışımdır.”

Onu daha çok denemeleriyle tanıyor olsak da ‘şiirden kopamayışını da’ dile getirir söyleşilerinde. Galiba yazını’nın bu denli ‘sarftan’ uzak olmasını sağlıyordu şiir.

1001 Gece Denemeleri başlığı altında yayımladığı eserlerin 1975 tarihli olanı elinizde.

Sadece ‘şiir ve şaire’ odaklanmayacak. Edebiyat tarihinin tozlu koridorlarını bir bir aralayacak bizler için.

İsim vermeyeceğim. Zira eserlerini okuduğumuz yerli veya yabancı yazarlardan onlarcasını elbette bulacaksınız burada.

Onların eser yazım süreçlerine, hayvan sevgilerine, eleştirmenlere, deha - delilik ilişkisine, önsöz alışkanlıklarına ve daha nicesini barındıran birçok başlığa şahit olacaksınız burada.

Tekrar tekrar söylemekten bıkmayacağım, bıkmayalım: O, Türk Edebiyatının halen daha ‘değer verilmeyi bekleyen’ en yetkin kalemlerinden. Buyurun.
07.02.2021

“diyelim ki bombalar yağmayacak bir gökyüzüne
meydanlarda yakılmış hürriyet bayrağı kitaplara
diyelim ki barış ve emek türküsüne
bütün neşem ve boylamlarda savaşıyoruz
halklar ayağa kalkmışlar” (s.72)

Duvar adlı şiir kitabı sonrası uzun bir süre şiir yayımlayamamasını ‘şiiri yaşamaktan yayımlamaya vakit kalmıyordu’ olarak açıklıyor Attila İlhan ‘meraklısına notlar’ kısmında.

İstanbul-Paris-İzmir üçgeninde gidip gelen bir Attila İlhan vardır. Yaşayan, yaşarken yazmaya çalışan bir şair ve yazar.

cinayet saati’nden kaptan’a, emperyal oteli’nden sisler bulvarı’na dek yine ‘duygulanımların, emeğin, ümidin’ yolculuğuna çıkaracak bizleri kalemiyle. Buyurun.
06.02.2021

Türk Edebiyatının ‘uslanmaz’ muhalifidir o. Heybesinde ‘sivri kalemi’ sürgünden sürgüne geçip durmuştur da.

Bu defa Meşrutiyet sonrası ülkesini yazacak Refik Halid. Aralıklarla farklı gazete ve dergilerde yayımlanmış yazıları bunlar.

Halkın nelerin eksikliğini çektiğine kulak tıkayan kalemlere inat bir şekilde onları yazıyor Refik Halid. Korkmadan.

Abdülhamit’e, Mehmet Reşat’a, Emrullah Efendi’ye, Rifat Paşa’ya ya da İttihat Terakki’ye. Satırlar arasında her birine gönderecek ‘kaza oklarını’.

Her eseri gibi buraya da uğramalısınız.
04.02.2021

Kitaba da ismini veren bir ‘banker’ karşılayacak sizleri burada. Anarşist bir banker.

Bir arkadaşıyla başlayan diyalog, ilerleyen satırlarda monoloğa dönüşüyor aslında.

Bir anarşistin neden ‘bankerlik’ için mücadele verdiğini temellendiriyor galiba Pessoa:

“İyi de anarşist ne demektir? Toplumsal açıdan eşitsiz doğmamıza yol açan adaletsizliğe başkaldırıdan biridir — özünde bundan ibarettir.”(s.13)

Budur belki de en ‘basit’ haliyle anarşizm. Basitse eğer.

Ve bir ufak başlık açıyor bankerimiz:

“... ortak noktamız fakir olmamız ve hatırladığım kadarıyla aptal sayılmayışımızdı. Okuyup öğrenmeye, fikirlerimizi yaymaya istekliydik.”(s.21)

Peki fakirlikle boğuşan bu zeki adamlar arasından sıyrılıp da ‘bankerlik’ seçimini nasıl yorumlayacak sizce?

Özgürlük istiyoruz. Toplumsal kurguların etkisinden ya da baskısından özgür olmak istiyoruz. Buyurun.