Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

21.03.2020

19. yüzyıl İngiliz edebiyatının şüphesiz en büyük romancısıdır Charles Dickens.

Şubat 1837 - Nisan 1839 yılları arasında bir dergide tefrika olarak yayımlanıp sonrasında kitap olarak basımı yapılıyor Oliver Twist’in.

Esere gelecek olursak:

Oliver Twist, Yoksullar Evinde dünyaya gelmiş bir yetimdir. Klasik bir söylemdir; ama yazmak zorundayız:

Bulunduğu Yoksullar Evinde ‘daha fazla’ yemek isteği her şeyin başlangıcı olacaktır aslında.

Bir tabutçunun yanına da girecektir, bir hırsızlık şebekesinin yanına da.

Zengin bir ailenin korumasına da alınacaktır ıssız sokakların kucağına da.

Rastlantısal olayların birbirini takip ettiği yönünde çokça eleştiri alan Oliver Twist her şeye rağmen okunulması gereken klasiklerden olma durumunu daha uzun süre sürdürecek şüphesiz.

Buyurun.
17.03.2020

Baba Dumas’ı tanıyorsunuz. Bu da Oğul Dumas.

1848 yılında yayımlanıyor eser ilk olarak. Babasının güçlü kaleminin gölgesinden sıyrılıp haklı bir takdir görüyor kendisi de.

Yazarının yaşamından detaylar ve yaşanmışlıklar barındıran eser, bu haliyle daha da ilgi çekici geliyor edebiyat dünyasında.

Yayımlandıktan sonra ‘tiyatro’, ‘opera’ ve ‘sinema’ da dahil birçok sanata ilham kaynağı oluyor.

Tüm zamanların en tanınan aşk romanlarından olduğu söyleniyor. Bunu muazzam bir üslup ile yapabildiğini söyleyemesek de ‘aşkı’ işleyişi açısından ‘evrensel’ bir değer kazandığını söyleyebiliriz sanırım.

‘yosma’ olarak dile getirilen bir kadın: Matmazel Marguerite Gautier.
İsimsiz bir dinleyici.
Ve Marguerite’in ‘emsalsiz’ aşığı Armand Duval.

Sondan başa gelen bir roman aslında. Yazar eserin kapılarını Marguerite’in ölümüyle açıyor. Ve bu ölümün kendisi için anlam içerdiğini bilen bir dinleyici.
Ve tabiki bizlere her şeyi adım adım anlatan Armand Duval.
15.03.2020

1922 tarihli Hesse romanı.

Hesse, yadsınamaz şekilde Budizm ilgi ve hayranlığı taşıyordu. Burada da M.Ö 563-483 yılları arasında yaşadığı düşünülen ve Budizm felsefisinin kurucusu olan ‘Siddhartha Gautama’nın yaşamına odaklanıyor aslında.

Biyografi tadında bir eser okumayacaksınız. Son derece akıcı bir kurgu var elinizde.

İki büyük Dünya Savaşını da yaşayan bir büyük yazarın ‘savaş, arayış ve kendini buluş’ yazınını bulacaksınız satırlar arasında.

“Kutsal suyla yıkanmak iyi, güzeldi ama suydu yıkanılan nihayet ve su günahlardan arındırmıyordu, manevi susuzluğu dindirmiyor, yürekteki sıkıntıyı silip atmıyordu.“ (eserden)

İşte yürekteki bu sıkıntıyı atmak amaçlı yola koyulan Siddhartha’yı okuyacaksınız.

Ve bu okumayı geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Kamuran Şipal çevirisiyle yapıyor olmak daha başka bir lezzet elbette. Buyurun.
13.03.2020

Can Yayınları tek kitap içerisinde ‘üç eseri’ bizlerin okumasına sunuyor:

- Bize Göre (1928)
- Gurebahane-i Laklakan (1928)
- Frankfurt Seyahatnamesi (1933)

Bize Göre’de Ahmet Haşim’in İkdam gazetesindeki köşe yazılarından yapılan seçmeler yer alıyor.

Gurebahane-i Laklakan’da Bursa’da tanışmış olduğu Türk kültürü hayranı Gregoire Baille ile başlattığı yazıları yer alırken,

Frankfurt Seyahatnamesi’nde ise rahatsızlığı sebebiyle gitmiş olduğu Almanya’daki gözlemleri yer almakta.

Bu yazılarda muazzam bir üslup mevcut. Bu etkileyici üslupla yeri gelecek ‘kadından’ yeri gelecek ‘ilişkilerden’ yeri gelecek ‘canlılardan’ bahsedecek.

Yakup Kadri, Recaizade, Abdülhak Hamit ve Süleyman Nazif gibi Türk sanatçıları bulacağınız gibi Darwin, Freud, Bergson, Jacques Lacan ve Goethe gibi birçok bilim ve edebiyat insanını da bulacaksınız.

Yani sizleri sadece üslubuyla etkisi altına almayacak Ahmet Haşim. Bilgisi, gözlemleri ve tanışıklıkları ile süslüyor olacak dimağlarınızı.

Buyurun.
10.03.2020

Bırakıp her şeyi nereye gidiyorum?
Neler geçmişti aklımdan, nedendi ağladığın,
neydi güldüğün?
Ah, nasıldı yaşamak?
(eserden, s.17)

Lise yıllarında çokça duyduk onu Yedi Meşaleciler başlığı altında. Yedi lise arkadaşı 1928 yılında bir topluluk kuruyor ve eserlerini neşretmeye başlıyordu.

O grubun şiirle birlikte öykü, köşe yazısı ve mektup yükünü çekenlerdendi Ziya Osman Saba. Necatigil söylemiyle:

“Şiirlerinde kir yoktur, leke yoktur. Katıksız, arı, duru, dünya kirlerinden uzak, temiz şiirlerdir bunlar; hatıraları, vefası, sevgileri gibi temiz. “

Hafızalarımıza kazınan dizeleri yok belki; ama onun şiirinde ‘hüzün ve lirizmi’ aynı anda tatmak sizlere doyumsuz bir haz verecektir.

Çocukluk anıları, çocuk sevgisi, Tanrı düşüncesi, yaşam ve zaman gibi birçok başlık bulacaksınız.

Edebiyat kitaplarında salt bir topluluk kurucusu olarak görmekten sıkılmadınız mı O’nu?
Buyurun şiirlerine.