Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

11.02.2020

“Her şeyin olabileceği bir yerde ilginç bir şey kalmaz.” diyor mesela. Belki de bu yüzden eserleri ‘ilginç’ olmanın yanında ‘her şeydi’ de.

Wells’e başlangıç için uygun olan eser var elinizde.

Yine kitabın son sayfalarındaki alıntısında #y:833 ile kıyaslanmasına da değiniyor Wells. Ve tabi bu konuya değinirken benzerlikler ve farklılıkları da dile getiriyor.

Birçok film ve diziye de ilham kaynağı da olmuş bir eser Görünmez Adam. Ve daha olacak gibi.

Yazarın ‘tuhaf’ olarak nitelendirdiği adamın bir kasabaya girişi sonrası başlıyor her şey. Sayfalar ilerledikçe onun, görünmez adamın, Dr. Griffin olduğunu öğreniyoruz.

Eğitim aldığı dönemde kimya sonrası fiziğe merak salmış bir adam o. Ve bu merakının altındaki sebep ‘görünmezlik’ arayışı.

Amacından sapmış bir bilim ve eserinin tehlikeleri, yetenek gibi görünenlerin yetersizlikleri ve her şeyden öte bir şekilde yalnızlığa itilen bir insanı anlatıyor Wells.
08.02.2020

1922 yılında yayımlanan Çalıkuşu, yazarının arzusuyla 1939 yılında bazı değişikliğe uğrayarak tekrardan basılıyor. Ve bizler bu baskıyı okuyoruz şu an.

Çok şey söylenebilir hakkında; ama ben yormayacağım sizleri.
Çalıkuşu’nda 3 önemli nokta olduğunu düşünüyorum naçizane:

- Anadolu sorunlarına ‘bilinçli’ şekilde eğilen bir eser durumunda olması,
- Osmanlı sonrası kurulan yeni bir ülkede bağnaz bir şekilde yetişen genç kızlara örnek bir kadın olan Feride,
- Dil ve anlatımdaki kolaylık.

20 yaşında Fransız Lisesi mezunu bir genç kızın yaşadığı ‘derin hayal kırıklığı’ sonrası Anadolu’nun ‘hizmet ve medeniyetten uzak’ farklı köşelerinde verdiği mücadeleyi okuyoruz aslında.

Yaklaşık olarak ‘dört yıl’ sürecek olan bu mücadeleyi genç muallime Feride’nin günlüğünden takip edeceğiz bizler.

Yalnız, bağımsız, güzel ve güçlü bir kadın.
Adım attığı, nefes aldığı her okulda, coğrafyada mücadelesinden vazgeçmeyen güçlü bir kadın.
03.02.2020

Bihruz Bey. Adını ne de çok duyduk. Vefat eden babasından yüklü bir miktarda servet kalmıştır annesi ve kendisine.

Eksikleri vardır aslında birçok Tanzimat romanı kahramanı gibi.

Gösterişli arabası ve kıyafetleriyle halka açık yerlerde kendini sergilemeyi çok sevmektedir mesela.

Dönemin moda dili Fransızca. Geri kalır mı hiç bizimki. Çat pat öğrendiği Fransızcası ile her cümlesine ısrarla sıkıştırmaya çalışır o kelimeleri.

Bilmek, öğrenmekten ziyade şekilciliktir aslında onunki.

Batılılaşma kavramından ziyade ‘yanlış batılılaşmanın örneklerini’ sunmak için yazılmış bir eser olduğunu düşünüyorum Araba Sevdası’nın.

Yer yer komik durumlara da düşen bir adam Bihruz Bey. Ve tabi olmazsa olmazımız Aşk.

Ya da aşk olduğu düşünülen bir durum. Ve bu durum sonrası hızla akan sayfalar.

Son olarak, ‘Günümüz Türkçesi’ ile yayımlanmış baskıları öneririm naçizane.
31.01.2020

İsim isim hikayeyi de anlatmayacağım zira her cümle ayrı bir spoiler/tatkaçıran içerebilir. Bunu istemem.

Hasan Ali söylemiyle ‘acıyı hep birlikte seyreden’ bir toplum halini aldık maalesef.

O da uzun zamandır süregelen bu duruma sessiz kalmayıp ‘acıya seyirci bir toplumu’ yazmak istiyor sanırım bu eserinde. Tabi dayanak noktalarından sadece birisi bu.

Acının veya acıların sermayeye dönüştüğü bir eser okuyacaksınız.

sermayeye dönüş kısmında bir musibet etrafında kümelenen sessiz bir güruh mevcut.

‘Hissiz, kayıtsız’ kalabilen bir güruh.

Hasan Ali Toptaş için zaafı olan okurlardanım. Onu eleştiriye dilim, kalemim ne varır ne de yeltenir.

Tek söylemek istediğim ‘Gölgesizler, Kuşlar Yasına Gider veya Sonsuzluğa Nokta’ ya kıyasla
“bir şeylerin eksik olduğu”

HAT sanatı diye adlandırılan o ‘sarmal, döngü’ şeklindeki yaklaşımda değil eksik gördüğüm nokta.

Bir süre sonra ‘eee’ sorusunu getiriyor aklınıza nedense eser. Dedim ya onu eleştiriye kalemimiz dur der her daim.
30.01.2020

İş Bankası Kültür Yayınları’ndan okuyacak olursanız Özdemir Nutku çevirisine ve giriş yazısına erişme şerefine nail olacaksınız.

Eser yazıldığı dönem ve sonrasında Shakespeare’in ‘antisemist’ suçlamalarına sebep oluyor. Fakat kitabı bitirip de şöyle bir düşündüğünüzde ‘dönemini’ ve ‘yahudilere bakışını’ yansıtmak amacıyla kaleme alındığını görüyorsunuz.

Yine bilgi birikimiyle hayran bırakacak bir Shakespeare var karşınızda.

Gerek Birleşik Krallık’taki yahudi tarihine değiniyor gerek Venedik coğrafyasındaki kanunlara.

Gerek Roma İmparatorluğu, Hint destanlarına göndermeler de bulunuyor gerek mitolojiye.

Karakterlerden Yahudi olan tefeci Shylock ve diğer yahudilerin adları ve yaşayışları okuduğu Cenova çevirili Kutsal Kitap’tan alıntı aslında.

Zıtlıklar üzerine kurulu bir kurgu söz konusu. Kendinize yakın hissettiğiniz bir karakter sonraki sayfalarda sizlere farklı hisler yaşatabiliyor.

Yani anlayacağınız yine dolu dolu bir Shakespeare eseri elinizde. Buyurun.