Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

28.01.2020

Franz Huchel. 17 yaşında. O güne dek kasabasından herhangi bir yere ayrılmamış bir genç. Annesinin önerisiyle Viyana’ya Tütüncü Otta Trsnjek’in yanına çırak olarak girer.

İşte o müşterilerden biri de hayat yolunun son adımlarını atan 80’lik Sigmund Freud’dur. Hikaye burada bambaşka yerlere yelken açıyor zaten.

Freud tanışması sonrasında aşık olmuş 17 yaşında bir genç. Tabiki bu aşk için O’na danışacaktır. Kimi zaman kendisi o ünlü ‘divanda’ kimi zaman da hocası.

Güzel şeyler yanında elbette kötü şeyler de vardır.

Nazi iktidarı elinde tutmakta ve insanlar arasında birbirlerini Gestapo’ya şikayet önlenemez derecede artmaktadır. Ve tabiki savaş tüm şiddetiyle devam etmektedir.

Bu olaylar gölgesinde ‘çocukluktan bireye geçiş’ çağındaki genci okuyorsunuz satırlar arasında.

II. Dünya gölgesinde bireyin iç dünyasına yolculuk için etkileyici bir eser olabilir sizler için.
27.01.2020

Mussolini faşizmiyle inleyen bir İtalya’da yayımlanıyor eser. Yıl 1940. Buna dikkat kesilmeli bence okuma öncesi.

Savaş, yorgunluk, bıkkınlık ve sıkılmış ruhlar. Kendinden kendine.

Bunun romanını yazmak istedi belki de Buzzati. Ne de iyi etti. Muazzam bir eser var elinizde çünkü.

Giovanni Drogo: Kahramanımız. Teğmen Drogo’nun ilk görev yeri ülke sınırındaki Bastian Kalesi’dir.

At sırtında ulaşımın sağlandığı, inzivaya çekilmiş ruhların (askerlerin) yer aldığı, ertelenişlerin değer gördüğü bir yer.

Drogo ile yaşlanıyoruz bizlerde. Bastian Kalesi nasıl onun kaderi oluyorsa ‘o cümleler de’ bizlerin kaderi oluyor aslında. Çokça ders.
Çokça mesaj.

Oysa iki yıl çalışıp ayrılacaktı Drogo. İki yıl mı dediniz?

Sıradanlığa düşmüş bir asker var satırlar arasında. Önüne çıkan fırsatları değerlendiremeyecek kadar sıradanlık sahibi bir asker.

Aynı zamanda alışkanlıkları içinde bir kısır döngüye düşüp de akıp giden zamana yenik düşen bir adam.

Yalnızlık? Sessizlik? Uzaklık?
27.01.2020

Pesimist (kötümser) diyorlar ondan için. Gerçekçi olma ihtimali yok mu sizce?

1969 tarihli ve altı başlık altında yayımlanan eseri bu. Murat Erşen çevirisi.

Cioran denildiğinde akla ilk gelen ‘intihar’ kavramı:

‘Kaç kez kendime, intihar düşüncesi olmasa, hemencecik öldürürdüm kendimi’ demedim mi?

Ama bu fikrin varlığını ‘yaşayışın devamı’ olarak yorumlar aslında.

Diğer bir başlık onun ‘tanrı fikriyle devamlı hesaplaşmasından’ ileri geliyor. Bunu eserde genel olarak Hıristiyanlık üzerinden yapıyor:

‘Tek tanrı, yaşamı nefes alınmaz kılar.’

‘Şüphecilik dalgalı zihinlerin imanıdır.’ diyerek devam ettirir Tanrı ve şüphe kavramına bakışını.

‘Geceler vardır, gelecek hükmünü yitirir.’

İntihar, ölüm, hayat, varoluş, boşluk ve daha birçok şey mevcut burada.

Sahi nerede geçiyordu: ‘huzursuz ruhların eseri’ diye?

Buyurun!
25.01.2020

1864 tarihli Yeraltından Notlar’da bunlardan.

İsim? Ne önemi var ki! Kendi yeraltında bir adam. Boşlukta. Boşlukta mı? Keşke öyle olsa.

‘Evde en çok okumakla vakit geçiriyordum. Böylece içimde kabaran duyguları dış etkilerle bastırmak istiyordum.’

Gerçek dünyadan kendini soyutlamış ya da buna zorunlu bırakılmış. Elde ettiği miras sonrası memurluğu bırakıp inzivaya çekilmiş bir ruh.

İki bölüm mevcut aslında:

İlk bölümde kahramanın iç çatışmalarını, itiraflarını, serzenişlerini, çevresine hakaretlerini bir monolog şeklinde okuyoruz.

İkinci bölümde arkadaşlarına katılabilmek adına yeraltından bir ‘anlık’ çıkışını okuyoruz.

İnsanlardan, belki de kendinden bu denli yalıtılmış birinin bu kadar açık sözlü olması bizleri çokça şaşırtacak aslında.

‘İnsan kendi kendine karşı tamamıyla samimi olabilir mi?’ diye konuşturuyor kahramanını eserinin bir sayfasında. Sahi mümkün mü?

Veya Nietzsche’nin bundan 20 yıl sonra yazacağı gibi ‘insanın kendine dürüstlüğü’ söz konusu mu?
25.01.2020

Ahmet Ümit’e bir başlangıç yapmak istiyorsunuz ve nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz buyurun buraya alalım sizleri.

Hem polisiye ve heyecan yüklü satırlar hem de bu satırların oluşturduğu, sizleri yormayacak hikayeler mevcut içerisinde.

Ahmet Ümit’in kült eserlerine başlamadan önce onun dilini, konuları harmanlayışını görme adına ilk okunulacak eserlerinden bence.