Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

05.01.2020

Sahip olduğu derin edebiyat bilgisi, Zen ve Budist geleneğine yakınlığı, varoluşsal metinleri ve etkileyici diliyle ‘çok okunurlar’ arasında olmalı.

‘Otobiyografik izler’ ibaresi çok da hoşuma gitmiyor. Zira her yazar kendinden bir şeyler katıyor eserlerine.

Eserlerini zıtlıklar üzerine temellendiriyor genel olarak Hesse. Burada da ‘şehir-kırsal’,
‘kadın-erkek’ temaları üzerinden yürüyen bir roman okuyacaksınız.

Peter Camenzind. İsviçreli bir çiftçinin oğlu. Doğa ile eşi bulunmaz bir bağı var. Yaşamış olduğu kasaba hayatından kaçma isteği onu üniversite öğrenimi görmek amaçlı Zürih’e sürükleyecektir.

Bu ani değişim sonrası yeni hayatına uyum sürecinde başlayan sıkıntıları Camenzind’i zorlu bir yola sokacaktır.

Peki o yol Camenzind’in özüne dönüşünü sağlayacak mıdır?

Hesse yazarlıkta ‘acemilik’ dönemi yaşamamış ender yazarlardan bence. Bu ilk romanında dahi o acemiliği sezdirmeyecek sizlere. Buyurun.
03.01.2020

Devrin ‘yazı makinesi’ olarak bildiğimiz Ahmet Mithat Efendi 1875 yılında yayımlanan eserinde bu ‘yanlış batılılaşma’ durumuna parmak basıyor.

Gazete, dergi, tiyatro, hikaye ve roman gibi türlerde onlarca eser yayımlarken tarih, coğrafya ve felsefeye de uzanıyor bu yazım süreci.

Alaturka ve Alafranga.

Rakım Efendi. Osmanlı kalabilmeyi sürdürüp aynı zamanda Batı kültürünü de ‘doğru’ bir şekilde anlayabilmiş; çalışkan, kendini yetiştirmiş biri.

Felatun Bey. Ne Osmanlı kalabilmiş ne de Batı olabilmiş; şık giyinmenin, gününü gün etmenin, yeni şeyleri öğrenmenin ama bu öğrenmeyi gösteriş için yapmanın peşinde olan bir tip.

Hayata bakış tarzlarında zıt iki karakter yaratan Ahmet Mithat bu iki insanı bir şekilde aynı ortama taşıyor aslında. Tabi bu şekilde bir girişim beraberinde ‘eleştiriyi, mizahı’ beraberinde de getiriyor.

Yıllarca sadece isimleri zikredilen klasiklerimizi okumaya başlamak adına güzel bir tercih. Buyurun.
02.01.2020

Cumhuriyet’in ‘son büyük entelektüeliydi’ kanımca. Bunu söylemekten bıkmayacağım.

#k:12719 ve #k:5886 ile bir üçleme oluşturmuş olan romanı. ‘.. memleketimizin ve memleketimizin halkının esenliği için elbirliğiyle bulmamız gereken olumlu tipi, gerçek vatandaşı arıyorum.’ diyor bu üçleme için.

“Yalnızım belki. Belki şaşkınım. Belki ne yapacağımı bilmiyorum. Fakat kötü değilim.”
...
“Yorgunum tabii. Bu, her günkü durum. Ben dinlensem bile, ertesi gün tekrar yorulmak için dinleniyorum.”

Sokaktaki Adam kendini bu şekilde tarif ediyor.

Hasan. Yalnız. Anlaşılmaz. Karanlık. Ne istemediğini bilen ama ne istediğini kestiremeyen bir deniz adamı.

Yakup. Hasan’la var olan. Onu seven ve ona sığınan. Kamarot.

Deniz yoluyla kaçak kürk taşıma işine giren Hasan, Yakup ve diğerlerine bu dalgalı macerada neler bekliyor sizce?

‘Eylem ve hareketin’ romanı Attilâ İlhan söylemiyle. Anlaşılabilir bir kurgu ‘söz oyunları ve betimlemelerle’ ansızın bir derin kuyuya bırakabiliyor.
31.12.2019

Emek ürünü bir eser. 2020 yılına ulaştığımız şu günlerde ‘çocuk eğitimi ve yetiştirmesi’ hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz maalesef. Bu açığı kapatma adına okunması gerektiğini düşünüyorum
28.12.2019

Orwell ve Hayvan Çiftliği üzerine bu kadar zaman sonra yorum yapmak komik gelecektir. Kitapseverlerin birçoğu kütüphanesinde bulundurup okudu sanırım eseri. Mesajını, yazılma sürecini de biliyorsunuz. Peki bu baskısı? Can Yayınları 1984 sonrası yine muhteşem bir ürünü bizlerin istifadesine sundu. Tabi birçok kitabında imzası olan Utku Lomlu imzasıyla. ‘Evladiyelik’ söylemi vardır bizde. Kütüphanenize böyle bir eser daha eklemek istiyorsanız düşünmeden alınız efendim. Çok çabuk tükeneceğini sanmıyorum. İlk baskısı 15.000 adet yapılmış. Ama bir şekilde edinin bu güzelliği.