Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

26.12.2019

“ İçerisinde düşüncenin kalbe tabi olduğu bu parçalar, gönülle söyleşmek ihtiyaç olduğu zamanlarda yazıldı ve birkaç dergide zaman zaman çıkartıldı. “

‘Birkaç Söz’ başlığı altında yazmış olduğu girişte yukarıdaki ifadeleri okuyoruz Topçu’dan.

Maurice Blondel, Louis Massignon, Bergson ve dahası vardı çantasında.

Gazali’den ziyade İbn Rüşd yanında saf tutmuştu. Hallac-ı Mansur’u anlayıp yorumlayan ender müslümanlardandı.

Fransa’da devlet burslu öğrenciyken de anlama aşkıyla yanıyordu, doçent unvanıyla ‘lise öğretmenliği’ yaparken de.

Son yıllarda eserlerinin büyük hızla yayımlanıp bizlerin istifasına sunuluyor olması büyük sevinç kaynağı kanımca.

Düşünmek-bilmek, günah-affediliş, zafer-çile ve daha bir sürü başlık altında yazılarını okuyacaksınız.

Sindire sindire, altını çize çize. Buyurun.
22.12.2019

Edebiyatımızın ‘mücadele’ yazarıdır Rıfat Ilgaz. Yazdıkları ve yaşadıkları arasındaki bağın en yoğun olduğu sanatçılardan.

Yarenlik (1943) ve Sınıf (1944) manzum eserleri sonrası 1948 yılında yayımladığı Yaşadıkça elinizde.

Biliyorsunuz Sınıf (1944) adıyla yayımladığı şiir kitabı sıkıyönetim kararıyla toplatılmış ve hüküm giymişti. Bu süreci #k:1721 adlı sinemaya da uyarlanmış eserinde anlatıyordu.

1947 yılında öğretmenlikten atılan bir Ilgaz vardır. 1944-48 arasını ‘yaşadıkça’
kağıt-kalemine sarılan da bir Ilgaz.

Yeri gelecek mahallesine götürecek yeri gelecek mahallesindeki çocukların umuduna. Yeri gelecek emekçilerin yanına götürecek yeri gelecek bir memurun yanına.

Vermek istediğini şiirinde de olsa sözünü sakınmadan kaygı gütmeden dile getiren bir büyük sanatçıdan.

Buyurun.
21.12.2019

“O gün, Tanrı’nın kendine sorduğu en zor bilmeceydin sen ve ben, çözmek bana düşmüş gibi sevinçliydim.” (eserden)

Edebiyatımızın münzevi sanatçısı. Yıldız Ecevit söylemiyle ‘yirminci yüzyıl edebiyatının vardığı çizginin en uç noktası.’

Yoklar Fısıltısı (1990) ve Ölü Zaman Gezginleri (1993) ismiyle ayrı kitaplar olarak yayımlanmış Toptaş hikayeleri 2001 yılında Ölü Zaman Gezginleri başlığı altında tek kitap olarak yayımlanmaya başlıyor.

Okuyucusuna sunduğu ‘ilk dönem’ ürünlerinin dahi nasıl da derinlere temas ettiğini görmek bizler açısından mutluluk kaynağı olmalı galiba.

Ona bu hikayelerle başlamamanızı salık verebilirim naçizane. Buradaki lezzeti alabilmek adına öncesinde #k:7252 ve #k:1716 adlı eserlerine bir göz atabilirsiniz.

Gerçek ve düş. Var ve yok. Nefes ve ölüm.
Birbirinden leziz on altı hikaye.

O, anlatırken ‘düğümlendiğim’ büyük yazarlardan. Kafka diyorum, Cioran diyorum, Fuentes diyorum.

Edebiyata gönül vermiş olanları bekleyen Toptaş eserlerinden.
19.12.2019

Elinizdeki ‘üç’ eserinin tek kitap halinde basılmış hali.

Bir de #k:29513 adlı eseri mevcut Türkçe’ye çevirisi yapılmış olanlardan.

Esere gelecek olursak;

‘Zaman ve Ad’ bulamayacaksınız burada. Savaş, acı, yıkım, gözyaşı ve insanlık bulacaksınız fazlasıyla.

Yazarın doğum yılına bakacak olursak evrensel bir acıyı ‘ikinci dünya savaşı’ başlığında dile getirmiş de diyebiliriz sanırım.

Savaş ve yokluğun ortasında ‘anneannelerine’ emanet edilmiş ikizler. Hayata sıkı sıkıya tutunma çabaları ve ayrılık.

Eserde kullanılan dilin sadeliği, olayların çocuk yaştaki kahramanımız ‘Lucas-Claus’ gözünden anlatılmasından ileri geldiğini söyleyebiliriz.

Sayfalar ilerleyip de kahramanımız ‘yaş aldıkça’ eserin dili de o paralellikte değişme gösteriyor.

Bazı eserler vardır ‘olabilecekken olamayan’. Sanırım öyle bir eser var elinizde. Bunu ilk iki kitap olan Büyük Defter ve Kanıt’da daha yoğun hissediyorsunuz.

Keşfedilmeyi bekleyen eserlerden kanımca.
18.12.2019

Popüler suruma gelmiş bir eser. Okurken Dikkat sıkıntısı çekenler için ideal eserlerden. Bir edebiyat şöleni beklemiyor sizleri ama okunabilir