Toplam yorum: 3.284.933
Bu ayki yorum: 6.439

E-Dergi

osman mazlum Tarafından Yapılan Yorumlar

12.06.2009

aslına bakılırsa cinayet romanı olmaktan çok bir gazetecinin bir aile katliamından hareketle hazırladığı bir cinayet dosyasını andırıyor soğukkanlılıkla. metin hiçbir bölümünde edebi bir yapıya bürünmediği yada bürünemediği gibi bir resmi soruşturma dosyası da olamıyor. ve ortaya ne roman ne dosya bir acayip metin çıkıyor. özellikle katillerin biyografilerinin metinin içinde üç defa geçmesi bende hafiften skıntıya bağlı bir nefes darlığı yarattı. belki yazar yeni bir edebi yapı oluşturmaya çalışmıştır ama ne üslubu akıcı ne metne dair belli bir kurgu var ne de metin içinde gerçekleşen olayları sürükleyici kılacak bir bir başka şey. açıkçası ben bu ,romanı diyemiyorum, metni neden kült bir roman olarak ilan edildiğini anlamış değilim. ama mesela bu metinden hareketle sinemaya uyarlanan "capote" yi sinemasal bir başarılı yapıt olarak tavsiye ederim. fakat iş "soğukkanlılıkla" ya gelince ne yazık ki aynı söyleyemeyeceğim.
30.03.2009

memleketimden kadın manzaraları olarak da adlandırılabilecek bu kitapta bir süre önce okuduğum seray şahiner in gelin başı adlı kitabındakine benzer bir tema var. farklı kentlerde yaşayan farklı kadınların insanlık halleri ilişkileri hayal kırıklıkları mutlulukları iniş çıkışları ve en çok yüzleşmeleri anlatılmış. mungan işte tüm bunları anlatırken kahramanlarının ruh hallerini oldukça başarılı bir biçimde betimlemiş. sonuçta ortaya kıvamı hafif koyu olmasına rağmen beni okurken pek de sıkmayan gövdeli, dostoyevskivari hikayeler çıkmış. yazarın o kendine has bilgece üslubunun tadına varmak için bile okunabilir.
14.02.2009

kurgunun gerçekliği gerçekliğin kurgusu arasında gelen giden ve bir kurgunun, bizim "gerçek" diye nitelediğimiz hayatı ne kadar etkileyebileceğini sorgulayan bir kitap."bu kitabı çalın" yazarın kitabını yazarken oldukça eğlendiği oldukça belli. çoğu kendi iç dünyasına kapalı insanların gündelik hezeyanlarını anlatırken onların kendilerine ait dünyalarında yarattıkları yaşamlarının üzerinde hangisinin daha egemen olduğunu sorgulamaya da gayret ediyor murat gülsoy. hayat dediğiniz şey nedir? bizim, onun bizde çağrıştırdığı gerçeklerle kurduğumuz dünya mı yoksa onun bizim üzerimizde oluşturmaya çalıştığı ve yaşamımızı etkilemeye gayret ettiği "gerçekler" mi?. işte bu sorular üzerinde birbirine de tema olarak bağlanmaya çalışılan bu hikayelerde kurgu üzerine yoğunlaşan her yazar gibi murat gülsoy da dilinin inceliğini pek göz önünde bulundurmamış gibi. belki dilin işlenmesi konusunda biraz daha özenli davransaydı anlamı çok daha fazla parlayan yapıtlar çıkartabilirdi ortaya.
14.09.2008

gündelik yaşamın ve toplumun kadına verdiği statü o statüye bağlı işleyen rollerin arasında kalakalmış kadınların hayatlarına son derece kadınca bir bakış atıyor gelin başı. kadına yüklenen değerler ve kadınların olmak istedikleri şeyleri oldukça başarılı bir şekilde açımlıyor ve üstelik bunu basit dümdüz bir dille yapıyır seray şahiner.
23.05.2008

hasan ali toptaş deneme türünde de o başarılı dilini kullanarak edebiyat adlı uzun yolculuğunun genel bir değerlendirmesini yapıyor. uğradığı önemli isimleri, kitapları, tecrübeleri, edebiyata olan bakışını, yazmakla ilgili önemsediği ve dikkate aldığı noktaları dile getiriyor. bütün kitaplarını büyük bir iştahla okuduğum yazarın iç yaşamı ve edebiyat macerasını bu defa farklı bir dille okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim