Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
osman mazlum Tarafından Yapılan Yorumlar
onur caymazın ezilmiş leylaklar kıtabından sonra ondan daha iyi yapıtlar bekliyorken aşkın ve tenin bütün istekleri beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. özellikle gökyüzü sineması adlı uzun hikaye gereğinden fazla tekrarlanan temeları ve abartılı hatta yer yer niteliğini kaybeden dili ile hedefini kaçırmış bir oka benziyor. bir yerden sonra hep aynı duyguları aynı yaklaşımlarla aynı biçimde okumak okura acaba bu hikaye ne zaman biter, sorusunu sordurtuyor en azından bende böyle oldu. belki bir sonraki kitapta daha iyi hikayelerle çıkar karşımıza caymaz
hayallerin içindeki hayallerin içindeki hayallerin gerçeklerinin ya da bambaşka hayallerin yaz gecelerinin göğünde utangaç yıldızlar gibi parlayıp parlayıp sönemesine benziyor bu romanda olaylar kahramanlar zamanlar ve mekanlar. hayatın gerçekliğinden olduğu gibi kopmuş ya da işte bu gerçekliği yeniden tanımlamış yazar. roman içindeki kahramanlar mekanlar zamanlar ve diğer şeyler öyle tuhaf bir ritimle belki de biraz ahenkli bir dansla deviniyorlar ki aslında romanın sonunda elinizde içi muhteşem denebilecek bir dil kuyumculuğuyla bezenmiş benzetme cümleleri, imgeler, betimlemeler ve dile dair tüm incelikli şeylerle dolu bir romandan başka bir şey kalmıyor. bu yönüyle de hasan ali toptaş belki de biraz da kendi yabancılaşmasını kendine ait enfes bir dille her romanında yeniden yeniden yeniden tanımlıyor.
osmanlının son dönemlerinden başlayıp ikinci dünya savaşının başlama yılına kadar uzanan bir dönemi izmir üzerinden anlatırken bunu küçük sıradan insanların gözünden aktaran ve tarihin sadece sebepler, sonuçlar, yıllar, ordular, padişahlar, devletler gibi kavaramlardan ibaret olmadığı düşüncesi üzerine kurulu bir mantıkla yazılmış bir kitaptır imbatta karanfil kokusu. dili düzgün ve anlatımı son derece yalın, akıcı. bu kitabın en zayıf yanı belki de kendini sürekli tekrarlayan çeşitlendirilememiş sevda ilişkileri ve karakterleridir. kitabın içindeki tüm kahramanlar kitap ilerledikçe birbirine benziyor ve olaylar giderek yeknesaklaşıyor. ama yine de okunmaya değer lezzette bir kitap olduğu düşüncesindeyim
varlık gibi köklü, edebiyat konusunda belirleyici olabilmiş ve bugüne kadar türk edebiyatına birçok başarılı edebiyatçı kazandırmış bir derginin böylesi bir kitaba nasıl yaşar nabi nayır gençlik ödülü verdiğini anlayamadım. özellikle "özgünlükten" uzak dili zayıf bütünlükten, kurgudan yoksun hiç bir farklılığı olmayan bu öyküler gerçekten çok çelimsiz, acemice ve ham geldi bana.
17. yüzyıl istanbulunun günlük hayatını böylesine güçlü, gerçek ve sağlam bir şekilde verebilmiş olması i. oktktay anar ın bu roman içindeki en büyük başarısıdır. o dönemin sokaklar arasında dolaşan masalların efsanelerin rivayetlerin ve bunlardan daha gerçek olan insanların böylesine ayrıntılı, hayatla ilişkilendirilmiş, gündelik yaşamın içinde de verilebilmesi bence tarihi roman denilen terimin yeniden yorumlanmasını da öneriyor bize. çünkü tarih belki de çoğu zaman adını ve saraylarını bildiğimiz bir kaç padişahtan ibaret olmamalı bizim için