Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

VAHİT YILDIRIM Tarafından Yapılan Yorumlar

08.01.2014

Bu ne lan, dedi asker namlunun ucuyla çantanın dibinde duran siyah bir poşeti peş peşe dürterek.
Onun içinde saçlarım var, diye cevap verdi Ziya.
Demek öyle, dedi asker alaycı bir sesle; nerede kestirdin saçlarını?
Diyarbakır’da.
Sonra da atmaya kıyamadın ve berberden alıp bu poşete koydun öyle mi?
Ziya cevap vermedi.
Sana sordum lan, diye gürledi asker; başçavuşun beygiri osurmuyor burada!
Evet, atmaya kıyamadım, dedi Ziya.
Evet, atmaya kıyamadım komutanım diyeceksin!
Evet, atmaya kıyamadım komutanım.
Hah, şimdi al o saçları, git şu yolun karşısındaki çöp bidonuna at bakalım!
Ziya poşeti alıp hızlı adımlarla çöpe attı geldi.
08.01.2014

Kimi çocuk yaşta, kimi genç, kimi çok yaşlı. Hepsi de bir yaşam savaşı veriyor. Ama zorluklarla, feminist kitapların genelindeki klişeden uzak olarak, kadın oldukları için değil insan oldukları için karşılaşıyorlar. Yalnızca zorluklarla mücadele ederken kadınlıklarını kullanıyor yazar. Benim kitapta en beğendiğim öykü "Aşırı Mutluluk" oldu. Matematik ve edebiyatın birleşimini Sofya Kovalevskaya ile sunmuş yazar. Meğer, Sofya gerçek bir matematikçiymiş, Britannica ansiklopedisinde bir şeyler ararken rastlamış adına Munro. Sonra da hemen ölümüne doğru uzanan günlerin kısa bir kurgusuyla bizlere tanıtmış, çok da iyi yapmış.
07.01.2014

askerlik, insanı devlet içinde eriten en önemli etken olarak görülüyor. kişiliğini bulamayan insan, daha büyük saydığı bir kavram içinde içinde ezilmekle, sanki onun kişiliğini ediniyor, öyle hissediyor. bir şey adına hareket ediyor artık. burada tek kişi önemsizdir. o halde onun önemsiz bir kişiliği olması da önemsizdir. memur da bir bakıma öyledir. halktan kopan her halk adamı da öyledir. toplumcularımız da çoğunlukla aynı biçimde hissettiği için asker-aydın yakınlaşması belki de bu ruhsal temele oturuyor. eskiden insanımız 'kapalı' olduğu için dünyanın farkında değildir. bu gün bütün dünyanın 'müktesebat' nının korkunçluğunu artık hissettiği için eskiye dönmek istiyor. onu 'kaybolan cennet' gibi görüyor? (acıklı)
07.01.2014

herkes ama herkes okusun ne olur dedirten kitap. oğuz atay'ın zaman içerisinde kazandığı ustalık ve hadiselerin içine birebir nüfuz kabiliyeti, bence bu kitabın okunulmasını çok tatlı ve gerekli kılıyor. üç kişilik bir arkadaş grubuyla bir dağ evinde, birer sayfa yüksek sesle ve sırayla okuyup yorumlayarak ve başından kalkmadan dörtbuçuk saatte bitirmiştik.
07.01.2014

"bu hikâyenin adı şöyle olmalı bence: ülkemizde eksik olan sistem."
"lisede pek bir şey öğrenmediğimiz anlaşılıyor," diye üzüldü genç adam.
"sistemi anlamak için," dedi profesör, "daha doğrusu, sistemin gerisindeki matematik düzeni anlamak için, formüllerin gerisindeki matematikçiyi, onun nasıl düşündüğünü sezmek gerekiyor. bunu öğretmiyorlar size; belki liseden sonra da öğretmiyorlar, hiç öğretmiyorlar. matematikçinin neden ve nasıl düşündüğünü hiçbir zaman bilmiyorsunuz belki. "matematiği birtakım uzun ve yorucu işlemlerden ibaret gördüğünüz için de bilim çekici gelmiyor size. sayıların ve eski yunanca harflerin gerisinde canlı ilişkiler olduğunu sezemezseniz, sayılarla hayatın arasındaki ilişkiyi göremezseniz, matematik ve dolayısıyla fizik çalışmanın tek amacı sınıfı geçmek olur."