sayfa 77-78:
13 yaşındaki Habibe
Seddülbahir köyünün yetiştirdiği kıymetli asker göz doktoru Yüzbaşı Nurcan Sonat'ın, 1998 yılında, babaannesi Habibe Nine'den naklen anlattığı bir olay, muhakkak not edilmeli. Çok uzun bir ömür süren ve yakın zamanda aramızdan ayrılmış olan Habibe Nine, zeki bir kadın olup ruhunu teslim edinceye kadar şuurunu ve aklını kaybetmemişti. Habibe Nine, aynen şunları anlatır:
"3 kasım 1914 sabahı, alaca karanlıkta, düşmanın ani saldırısı üzerine insanlar neye uğradıklarını anlayamamışlardı. Can havliyle herkes evinden ve yatağından fırladığı gibi Alçıtepe köyüne doğru koşmaya başlamıştı. Aslında bu kaçış şuurlu ve planlı bir kaçış değil, can kurtarma yarışıydı. Hatta tam bir ana baba günüydü. Herkes birbirini kaybetti. Anne, yavrusundan habersiz; baba, hane halkından habersiz... Ben 13 yaşındaydım ve koşturup duruyordum. Kendimi biraz emniyette hissedince sevdiklerimin durumunu görebilmek için geri doğru baktım. Gördüğüm manzara karşısında donakaldım: Köyün üzerinde çok büyük bir el, düşmanın attığı koca koca topları, mermileri engelleyip denize doğru atıyor. O tarifsiz büyük el, düşman mermilerinden köyü ve kaçışan sivil halkı koruyordu. (Salim Dağ, Çanakkale Mahşerine Yolculuk Rehberi, Gelibolu 2007, sayfa:18)" Bir müddet sonra da zaten, Türk birlikleri artık savaş alanındaydı.
Her bir sayfası ibret rehberi... Gözleriniz buğulanmadan-yaşarmadan yüreğiniz titremeden okuyamayacağınız canlı tarih sayfaları... ve Zaferin Çocukları'nın kendilerinden uzun yaşayan isimleri...