Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kalemimin ucu Tarafından Yapılan Yorumlar
İhtilal Fransa'sında gaddarlığın ne boyutlara geldiğini anlatan ibret verici bir öykü. Binlerce insanın yok yere giyotinde boynunun nasıl kesildiğine, insanların köle gibi muamele gördüğü ve asillerden ne kadar korktuklarına hayret edeceksiniz. Tabi bu öykünün içinde bir de Lucie ile Darnay'ın aşkı var. Yalnız şunu da belirtmek istiyorum ki; belki çeviridendir ama, kitapta güçlü bir anlatım bulamadım.
Üniversite tahsili yapmak hayaliyle Erzurum'dan İstanbul'a gelen Y.Z.Arpacık'ın Şubat 1978'de hapse düşmesiyle başlayan yaklaşık 10 yıllık hayat hikayesinden kesitlerin sunulduğu bir macera! Bu 10 yıllık hapis hayatında neredeyse gitmediği cezaevi kalmamış. İşkenceler görmüş, hücreye atılmış. Ama kendi deyimiyle 'baş vermiş, baş eğmemişler'. Evet...Bir devrin kanlı olaylarının inçinde bulunmuş bir üniversite gencinin, kendi inanç ve düşünceleri doğrultusundaki ibret dolu mücadele öyküsü. Ülkücülerin, bu günkü durumla karşılaştırma yapmaları açısından okumaları gereken bir kitap.
Etem Karaüzüm, İsviçre'de cezaevinde Abdullah Çatlı ile geçirdiği günleri anı olarak ele almış. Bu anı ile ilgili diyor ki:"Bir salı günü geldi, bir başka yılın bir başka salı günü de cezaevinden firar etti. İki salı günü arasında yaşanan 1 yıl, 3 ay, 22 gün ve 5 saat zamanda tanıdığım Çatlı'yı yazdım."
Evet...1980 öncesi olayların sol kanadında yer alan TÖB-DER üyesi Etem Karaüzüm, 1972 yılında öğretmen okulunu bitirdikten sonra, yurdun değişik yerlerinde öğretmenlik yapar. 1980 yılına gelindiğinde de öğretmenlikten istifa edip İsviçre'ye gider ve iltica talebinde bulunur. Aradan yıllar geçer ve 1988 yılında Abdullah çatlı ile aynı cezaevinde karşılaşıp tanışırlar... Etem Karaüzüm, 1980 öncesi için:"Bizim kuşak gençliği çok ucuz harcandı ülkemizde. Yazık ettiler memleketin genç dokularına. Birbirine düşman ettiler. Amerikan bezinden daha ucuz olduk" diyor. Etem Karaüzüm, cezaevinde Abdullah Çatlı ile çok iyi dost oluyor. O'nun için "Abdullah Çatlı'nın inandığı siyasi düşüncesi ne olursa olsun, üstlendiği görevin doğruluğu ve yanlışlığı beni çok ilgilendirmiyor. Beni asıl alakadar eden tarafı sağlam bir kişiliği oluşu. Hangi düşüncede, hangi inançta olursa olsun, birisiyle dost olmuşsa, onu kendisi kadar korumayı görev kabul ediyor. Bu yönü de karakter yapısıyla uyum içinde olduğunu gösteriyor. Onun böyle oluşu, açık söyleyeyim; beni oldukça etkiliyor." diye yazıyor.
Muhteşem bir potansiyele sahip olan beynimizin ancak çok çok küçük bir bölümünü kullandığımızı belki de pek çoğumuz bilmiyoruz. Daha önce siyasetçi kimliği ile de tanıdığımız sayın E.Halıcı, Bilim Teknik dergisinde yıllardır yayınladığı beyin ve zeka geliştirici soruların derlemesini yaparak bu güzel kitabı hazırlamış. Hem eğlenmeye, hem de beyin gelişimine yönelik bu kitabı özellikle gençlerin okumasını tavsiye ediyorum.
"Bir gün içtiğiniz su ağzınıza acı gelir, nefesiniz daralırsa, sizin şikayetiniz yine kendinizden olsun. Bir gün gönlünüz daralır, gözünüz kararırsa, sizin şikayetiniz yine kendinizden olsun. Çünkü ağzının tadı varken, rahat nefes alırken, gözünüz görüp kulağınız duyarken, onun için şükretmesini bilmiyordunuz..." Evet, Emine Işınsu bu romanında adeta gönüllerin pasını siliyor. Romanın kahramanı Meryem, eşini kaybettikten sonra sedefkar dostuyla tanışır ve bundan sonra tüm dünyası değişmeye başlar... Tasavvuf ve gönül üzerine yazılmış harika bir roman. Sizlere tavsiyem ise bu romanı mutlaka birden fazla okuyunuz.