Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ayynr Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2015

Kitap çok güzel başlıyor, çok güzel ilerliyor, fakat devam etmek isterken bir anda kitabın sonuna geliyorsunuz. Okura yarım kalmış hissi uyandırıyor. Bunun yanı sıra çok sıcak bir anlatımı var kitabın. Anadolu insanını Yaşar Kemal gayet başarılı yansıtmış kitaba. Okurken zevk veriyor. Kısacık kitapta karakter betimlemelerini ustalıkla ortaya koymuş Yaşar Kemal.

Kitabın konusuna gelecek olursak; neden terkedildiği bilinmeyen fakat terkedilmiş, yöredeki herkesin gitmeye çekindiği, fakat neden ayak basılmadığı bilinmeyen, çok kısa bir sürede korkunun herkese yayıldığı bir kasaba karşımıza çıkıyor. Posta memurunun bu kasabaya tayininin çıkıp karısıyla yola çıkmasını, bu sırada başlarına gelen olayları anlatıyor kitap.
Eğer Yaşar Kemal'in kalemini severseniz okuyun derim...
01.11.2015

Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabı. Kitap ilk sayfasından itibaren rahatlıkla kendini okutabilen, bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap. Ağrı Dağı'nın efsanesini usta bir kalemden anlatıyor. Betimlemeleri, psikolojik tahlilleri, karakterleri yönünden çok zengin bir kitap. Toplumun geleneklerine bağlılığını bize çok başarılı sunmuş yazar.

Her şey Beyazıt Paşası Mahmut Han'ın atının gelip Ahmet'in evinin önünde durmasıyla başlar. Paşa'nın hırsı, gururu, inatçılığı; Ahmet'in geleneklere bağlılığı bir efsanenin doğmasına neden olur. Bir de paşanın kızı ile Ahmet arasında gelişen aşk, biraraya gelmek için hayatları pahasına gösterilen mücadeleler bir efsane ortaya çıkarır.
Ağrı Dağı'nın efsanesini bir de Yaşar Kemal'in kaleminden okumalısınız...
01.11.2015

Meyvesi olmayan bir şeftali ağacının hikayesini kendisinden dinletiyor Samed Behrengi. Toprağa ekildiğinde çekirdek olan şeftali ağacının hayallerine, büyüme tutkusuna, meyve vereceği günleri düşünmesine ve bir anda hiç beklemediği olayla karşılaşıp hayata küsmesine tanık oluyorsunuz. Bu arada Ali ile Mehmet'in dostluğu, samimiyeti, sabrı, hayatla mücadeleleri sizi düşündürüyor. Eğer bir yerlerde görürseniz kesinlikle çocuk kitabı diye geçmeyin. Okuyun, çocuklarınıza da okutun...
01.11.2015

Her ne kadar çocuk kitabı olarak geçse de kesinlikle yediden yetmişe okunması gereken, özgürlüğüne aşırı düşkün, cesur ve kimsenin düşünemediklerini düşünen, dünyayı merak eden küçük kara bir balığın hiç kimseyi dinlemeyip merakının peşinden gittiği, hayatı keşfe çıktığı, yepyeni maceralardan geçtiği ve okuru da peşinde götüren kısacık bir hikaye. Eğer hala okumadıysanız vakit kaybetmeden okuyun ve çocuklarınıza mutlaka okutun...
01.11.2015

Savaşları, ölümleri, kıtlıkları görmüş; bütün acıları yaşamış bir ananın toprakla dertleşmesini okuyorsunuz. Bu ana yüreği öyle sevgi dolu, öyle merhamet dolu, öyle yiğit ki.

Kırgız köylüsünün 2. Dünya Savaşı sırasında çektiği sıkıntılar, açlıklar, felaketler, ardı arkası gelmeyen ölüm haberleri de okurken akıyor gözlerinizin önünden. Bütün bu felaketlerin arasında yaşama olan bağlılıkları, ümitleri, hala kurulan hayaller, kardeşlik, dayanışma duyguları çok güzel işlenmiş.

Yazarın kalemi o kadar kuvvetli ki okuru ilk sayfadan çekiyor ve bir daha bırakmıyor. Bir okuyuşta bitirebileceğiniz fakat etkisini uzun süre unutamayacağınız, okurken sizi duygulandıracak, size bambaşka duygular hissettirecek, sanki Tolgonay ananın anlattıklarını okurken o zor günleri yaşamış hissi verecek bir kitap.

Kesinlikle çok beğendiğim, okumakta geç kaldığımı düşündüğüm, okurken zaman zaman ağladığım bir kitap oldu benim için. Siz de okumadıysanız fazla beklemeyin...