Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
çağanoz Tarafından Yapılan Yorumlar
King gerilim yazarı olmasına rağmen çocuk psikolojisinden en iyi anlayan yazarlardan biri. Bu yüzden kitaplarında çocuklar hakkında yazdığı zaman çok başarılı oluyor. Rüya Avcısında da O da olduğu gibi bir grup çocuk var ve yine bir nevi kaybedenler kulübünü oluşturuyorlar. Çocukluklarında olağanüstü bir deneyimi ve dostluğu paylaşan çocuklar yıllar geçse de temaslarını ve dostluklarını kaybetmiyorlar. Birlikte çıktıkları bir avda uzaylı parazitlerce vücudu ele geçirilmiş bir adamla karşılaşırlar ve ortalık karışır.
Bu köklü dostluk ölümle gölgelenir. Uzaylıların, birinin zihnini ele geçirmesi üzerine son kalan arkadaşa dünyanın geri kalanını kurtarma görevi düşer. Yapabilirse arkadaşının da hayatını kurtaracaktır. Ama nasıl?
King yine döktürmüş. Filmi idare eder ama kitap çok başarılı.
Brown un en çok ses getiren kitabı olan Da Vinci Şifresi gerçekten iyi bir araştırmanın güzel bir kurguyla birleştirilmesinden oluşuyor. Çağlar boyu filmlere ve kitaplara konu olan, son zamanlarda yine gündeme gelen Kutsal Kadeh hakkında. Kimilerine göre bu İsa nın son yemeğinde kullandığı kadeh, kimilerine göreyse daha simgesel bir olgu.
Brown, kitabında pek çok simgeye ve anagrama yer vermiş, bu haliyle kitabı okurken kahramanlarla beraber bir bulmaca çözdüğünüz hissine kapılıyorsunuz.
Kitap tabii ki bir edebiyat şaheseri değil ama yine de akıcı temposu ve güzel lurgusuyla rahatça okunabilecek güzel bir roman.
Mahrem in en önemli özelliği farklı olması. Şafak, öyle bir dünyanın kapılarını aralıyor ki daha önce yazılmış hiçbir kitaba benzemeyen bir şeyi okuduğunuzu hissediyorsunuz.
Hayal dünyasında ama bir o kadar da gerçek, neredeyse lirik bir tarzda yazılmış bir roman. Eski zamanları anlatırken dile hakim olan Osmanlı tarzı, kahramanların basit ancak bir o kadar da karmaşık olmaları kitabı elinizden bırakamayacak oluşunuzun sadece bir iki nedeni. Kitabın tadı okuduktan uzun süre sonra bile aklınızdan silinmiyor. Kesinlikle çok başarılı.
Kitap annesine nedensiz bir öfke ve yoğun bir nefret duyan bir kızın ölüşüyle başlıyor. Daha sonra kahramanlarımızla tanışıyoruz. Ne olacağı daha başlangıçta belli aslında. Koontz belli bir gerilim yakalamaya ve onu sürdürmeye çalışıyor ama gerek konunun zayıflığı, gerekse yazarın aceleciğili karşımıza yazayım da biran önce bitsin tarzında bir roman çıkmasına neden oluyor. Akıcılığı fena olmasa da özellikle sonunun baştan savmacılığı Koontz a yakışmıyor dememize neden oluyor.
Vasat bir kitap. Boş vakti olan okuyabilir desem de pek tavsiye edemiyorum.
Deborah ergenlik sorunlarıyla baş etmeyi başaramayan genç bir kız. Zihninde kendine yeni bir dünya yaratıyor. Yr denen bu dünya her şeyin çok güzel olduğu bir yer değil. Yoğun acıların yaşanabildiği, derin boşluklara düşülebilen tanrıların ortalıkta dolaştığı bir dünya.
Deborah nın ailesi başlangıçta kızlarının şizofren olduğunu kabul etmekte zorlansa da kızlarını bir akıl hastanesine kapatmaya mecbur kalıyorlar.
Hastanede yaşadıkları, Deborah nın iç dünyası, akıl sağlığı denen şeyin ne hassas bir çizgide yer alıyor oluşunu tüm netliğiyle okuyucuya yansıtan kitap türünün en başarılı örneklerinden biri. Etkilenmemek mümkün değil.