Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

çağanoz Tarafından Yapılan Yorumlar

30.12.2005

Bir erkeğin ölümsüzlüğe en fazla yaklaştığı an baba olmasıdır.
Auster bbasını kaybettikten sonra onunla olan ilişkisini sorguluyor, hayat ölüm ve baba oğul arasındaki duygular.
İnsanın kendi babasını en çok anladığı ve hatta hak verdiği dönemse kuşkusuz baba olmasıyla başlıyor.
Romanın ikinci kısmındaysa bu konuyu irdeleyip kendi babalığını mercek altına alıyor. Auster kimbilir, belki de yalnızlığından hiç kurtulamayacak olan bir adam. Ama en azından bu sayede onun yazdığı kitapları okumaya devam edebileceğiz.
30.12.2005

Auster ın kahramanları hep şanssız, buruk, çaresiz. Yalnızlıklarının içinde sürekli arayış halinde olan kişileri Son şeyler ülkesinde çok daha belirgin.
Yenilmiş insanlar, çaresizliklerinin verdiği bir pervasızlık içinde yaşıyorlar. Mutsuzlukları suç unsurunu tetikleyip, dibe vurmuşluklarından çıkışı sadece ölümde bulabileceklerine inanıyorlar.
Bu bitik insanlar arasında Anna ile beraber imkansızı arayıp bulmaya çalışmak kitabı soluksuz okumanıza neden oluyor.
Auster yine yapacağını yapmış. Kesinlikle okunmalı.
30.12.2005

Günümüz romancıları arasında oldukça ayrı ve seçkin bir yere sahip Auster. Özellikle kendine ve topluma yabancılaşma, kişinin kendine ait kimliğini bulma, bunu bulmak içinde yitirip tamamen yabancılaşmanın gerektiğini hissettiren romanlar yazıyor.
Yalnızlık ve kayboluşların içinde yiten kahramanlarıyla.
Leviathan da bu özellikleriyle seçkin bir roman. Auster ın sadeliği ve akıcılığı olmasa oldukça karışık bir kitap haline gelmesi kaçınılmaz ama yazar bize en büyük karmaşada bile bir düzen ve durgunluğun olmasını kanıtlarcasına yazmış. Bir gerilim romanını felsefik hatta şiirsel bir dille yazabilen çok kişi olmasa gerek.
30.12.2005

New York üçlemesinin en acımasız, en keskin, en acıtıcı kitabı. Birbirinden çok farklı gözüken hayat ve kişilerin, olgu ve düşüncelerin son derece zarif bir şekilde kesiştiği, gerçek denen kavramın ne derece yanıltıcı olabileceğini gözlerönüne seren bir roman. Çelişkilerle dolu, umutsuz ve mutsuz karanlıkları barındıran, bitirdiğinizde kavrayış ama bir o kadar da yalnız kaldığınızı hissettirecek bir yapıt.
30.12.2005

Paul Auster'ın adını duyurmasına neden olan üçlemenin ikinci kitabındayız. Çok yerinde bir kararla bu üç kitabı tek bir kitap haline getirdiler.
Hayaletler bu serinin kilit noktasını, bel kemiğini oluşturuyor. Cam kentte ilgi çekici bir olayın içine yavaşça dahil oluşumuzu hissettik. Hayaletlerde ise adına yakışır bir şekilde konunun hakimiyetini kaybediyor, deyim yerindeyse romanın içinde kayboluyoruz. Kahramanımız kendini keşfetmeye çalışırken, izleyenin, izlenenin, yazarın hatta kendimizin kim olduğuna dair derin kuşkular içine düşüp kendimize sorma ihtiyacı duyuyoruz.
Özellikle kendine yabancılaşan bir dünyada, bu yabancılaşmaya atılmış sessiz bir çığlık, uçuruma düşmeden önceki son bir karşı koyuş. Üzerinde düşünerek okunması gereken yoğun anlamlar barındıran bir kitap.