Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
çağanoz Tarafından Yapılan Yorumlar
Golding'in Sineklerin Tanrısı'nı uzun yıllar önce okumuştum. Hele ki öncesinde İki Yıl Okul Tatili gibi bir kitabı okuduktan sonra kitap insanın üzerinde tokat etkisi yapıyor.
İnsanoğlunun içinde saklı olan, ilkel çağlardan bu yana ortaya çıkabileceği anı bekleyen vahşi duyguların çocuklarda mevcut olması insanı anlatılmaz biçimde geriyor.
Güce sahip olmak isteyen bir avuç çocuğun hayvanların kanını dökerek başladıkları katliam daha zayıf, diğer bir deyişle daha insancıl arkadaşlarının peşine düşmelerine sebep oluyor.
Kitabın sonu okuduğum dönemde beni rahatlatmıştı ancak yıllar sonra King'in bir cümlesi açıkçası kafamda soru işaretlerine neden oldu.
Onları kurtaran adamları çocuklardan kim koruyacak?
Uygarlığa döndüklerinde bu çocukların normal birer insan halinde kalabileceklerini düşünebilir miyiz? Şartlar hepimizi gözü dönmüş birer katil haline getirebilir mi?
Fahrenhait 451 de itfaiyecilerin görevi yangın çıkarmaktır. Evinde kitap bulunduran insanların evlerini tutuşturmak.
Kişilerin oda büyüklüğündeki televizyonlarla beyinlerinin uyuşturulduğu(zamanımızda da öyle değil mi zaten?) kitap okumanın tammiyle yasak olduğu bir dünyayı anlatıyor.
İnsanların evinde kitabı var diyerek birbirini ihbar ettiği, dostluk ve aşk gibi duyguların çok seyrek görüldüğü acımasız bir dünyada kahramanımız, kitap yakan bir itfaiyeci olarak kendini ve sistemi sorgulamaya başlar.
Mutlaka okunmalı.
1984 mevcut sistemleri eleştiren, herkesin uydularla izlenebildiği günümüzden çok önce yazılmış anti-ütopik bir roman.
Büyük Biraderin gözünün sürekli olarak insanların üzerinde olduğu, insani duyguların köreltilerek kişiyi sadece topluma hizmet eden bir organizma haline dönüştüren katı bir sistemin acımasız eleştirisi.
Karanlık, mutsuz ve bir o kadar da gerçekçi yazımıyla Orwell insanlığın en büyük korkularının muhasebesini yapmış.
Kitabın bence en etkileyici bölümü kahramanın en büyük korkusuyla yüzleştiği sayfalardı.
Karamsarlık ve umutsuzluğunuz tavan yapacak ve 1984 ün hiç de imkansız olmadığını farkedeceksiniz. Kesinlikle okunmalı.
Okuduğum en karanlık romanlardan biri 1984 tü. Cesur Yeni Dünya'da ona oldukça yakın. Yüksek teknolojik gelişmelerin ardından üreme kısıtlı bir bölgede yaşayan vahşilerin dışında yasaklanmış, üretim fabrikalarında katı sınıflara bölünmüş insanlar üretilmeye başlanmıştır. Doğduklarından itibaren şartlandırılarak büyütülen bu sınıflar toplumsal kısıtlandırmalardan uzaklaştırılarak seksin serbestçe yaşandığı, mutluluğun uyuşturucu bir ilaçla sağlandığı suni bir yaşam ortamında hayatlarını sürdürmektedirler. Aşk, sevgi gibi insani duygular kaybolmuş insanlar mutsuzluktan ve bir o kadar da mutluluktan uzak hayatlar sürmektedirler.
Rastlantılar sonucu Vahşilerin bölgesinde yaşayan, ana babası seçkinlerden olan John bu dünyaya girmek zorunda kalır. Şartlandırılmalarla törpülenmemiş zihni yaşadığı çalkantılı duygularla büyük bir kaosa sürüklenir. Şartları oldukça rahat, lüks içindeki bu yeni dünya içine düştüğü umutsuz aşk ve toplum hakkında öğrendikleri onu iyice çıkmaza sürükler.
Şibumi okuduğum ikinci Trevanian romanıydı. Kimliğini gizli tutan ve reklamdan pek hoşlanmayan yazar gerçekten çok ilginç konular bulup bunları ustalıkla işliyor.
Nicolai Hell karakteri Rambo ve James Bond arası bir karakter. Japon kültürüyle büyümüş, kendi kendine Bask dili öğrenmiş, dövüş sanatlarında uzman, kurşun kalemle adam öldürebilen bir adam. Eski bir dostunun kızına yardım etmek için girdiği bir işte kendisinin ve sevdiği dostlarının da hayatını kurtarmak zorunda.
Çok başarılı bir macera romanı.