Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Yasin Aykanat Tarafından Yapılan Yorumlar
Josh Malerman. Kafes kitabıyla tanımıştım kendisini. Oldukça heyecan verici, sıkılmadan okunacak bir korku-gerilim kitabıydı. Kırmızı Piyano kitabıda öyle lakin sonu biraz aceleye gelmiş gibi. Böyle bir kitaba, böyle bir son yakışmamış kısaca. Ya da yazar kitabı sona nasıl bağlayacağını bilememiş diyebiliriz. Philip Tonka. Ana karakterimiz. Başarılı bir müzisyen. Bir grubu var: The Dones. Grubuyla birlikte çalıştıkları bir sırada, Amerikan ordusundan bir general kendilerine bir teklif-görev getirir. Görevde ıssız bir çöle gitmeleri isteniyor. Gizemli bir yolculuğa. Ve hayaletlerin içine... Fazla bir gerilim yok kitapta. Hatta yok denecek kadar az. Biraz bilim-kurgu, ve çok az da aşk serpiştirilmiş kitaba. Okunabilir evet; ama sonu biraz daha iyi olabilirdi...
İhsan Oktay Anar. Kalemiyle harikalar yaratan büyük yazar. En ince ayrıntısına kadar düşünüp, geniş tarih bilgisiyle romanı bir araya getirip mucizevi eserler yaratır daima. İnsana kendi yaşantısını, kültürünü, tarihini ve edebiyatını sevdiren, bildirmek isteten nadir insanlardan biridir. Suskunlar. 2007 yılında ilk baskısı yapılan, ana konusu musiki olan bir kitap. Hayaletlerin, kahinlerin, geleceği gösteren aynaların kol gezdiği kadar masalımsı, tarihi karakterlerin, tarihi yerlerin kol gezdiği kadar tarihimsi bir kitap. Çok fazla karakteri bir arada bulundurması sebebiyle, okuyucuyu biraz zorlama ihtimali bulunmaktadır. Derin bir musiki duygusu anlatılıyor kitapta; o kadar ki ney sesi dinlemek istiyorsunuz adeta. Kitabın ismi Suskunlar olsa da, tasavvufta mezarlığa hamuş yani susmuş ismini vermelerinden dolayı gelmektedir. Üslup o kadar şahane ki kendinizi an be an Osmanlı sokaklarında kavga ederken, pazar gezerken, yemek yerken bulabiliyorsunuz...
Kitabın adından da anlaşılacağı üzerine ana karakterlerimiz Felâtun Bey ve Râkım Efendi'dir. Felâtun Bey, baba parası yiyen, babasının torpili sayesinde mütercimlik yapan, har vurup harman savuran, birazda Batı özentisi, hovarda bir kişiktir. Babası Mustafa Meraki Efendi ölünce tüm mirası Felâtun Bey'e ve kız kardeşine kalır ama Felâtun Bey kendine kalan kısmını çoktan kumarda ve çapkınlıkta bitirince aklı başına gelmiş olacak ki, düzenli bir işe girip birikimli birine dönüşmüştür... Râkım Efendi. Küçük yaşta babasız, ardından da anasız kalınca, dadı kalfası ve sonradan köle olarak alıp ta yavaş yavaş aşık olacağı Canan'la birlikte yaşamaktadır. Tutumlu biri olup, çalışarak -hakkıyla- para kazanmaktadır ve çevresinde saygın bir kişiliği vardır...Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanı, tamamen modernleşmek yerine, artık modernleşmekte olan şehirli insanların değerlerini, üstün nitelikli ve ölçülü bir şahsiyet modelinde ortaya koyabilmenin yollarını arayan bir romandır.
Yıllarca okullarda kıymetli öğretmenlerimizden duyduğumuz, nice padişahlara yol göstermiş bir eser: Siyasetname; diğer adıyla Siyeru'l-müluk)... Yazıldığı dönemde devrin padişahlarına ve devlet ileri gelenlerine, tavsiyede bulunmak gayesiyle kaleme alınmış bir eserdir. Nizamülmülk kendi ifadesinden de anlaşılacağı gibi, eserinde yalnız nasihat vermekle yetinmemiş, olaylar nakşetmiş, Selçuklu Devleti'nin işleyişi, aksayan tarafları, alınması gereken tedbirler,müesseselere işlerlik kazandırmak için yapılması gereken düzenlemeler... gibi konularda da bilgiler vermiş, Selçuklu Devleti içinde yaygınlık kazanan, hatta devleti tehdit eden Batıni-Rafızi kaynaklı hareketler hakkında değerli malumatlar aktarmıştır... Baskıdan dolayı göze batan herhangi bir kusur göremedim eser içinde... Keyifli okumalar.
Bir ülkeyi tanımak isterseniz onu en iyi edebiyatçılarından tanırsınız. Ve okurken de fark edebileceğiniz gibi darbelere hiç de yabancı olmayan iki kardeş ülkenin çocukları olarak birbirimizi daha iyi anlayabileceğimiz bir roman yazmış Necib Mahfuz. Tarihsel arka plan ile romanı kurgulayarak bize Orta Doğu'nun kalbinin neler yaşadığını roman kahramanı üzerinden göstermek istemiş.Yaşananlara karşı hala halkının umutlu olduğunu ise romanın sonuna eklediği sürpriz bir karakterin ağzından dile getiriyor: “Belki hayat senin ve senin kuşağın için daha iyi olacak dedim Münir Ahmet`e dönerek.
Şöyle dedi bana: “Ben kendim olmak istiyorum ne fazlası ne eksiği..."
Necip Mahfuz'u ve Karnak Kafesi'ni kesinlikle okumalısınız...