Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Yasin Aykanat Tarafından Yapılan Yorumlar
Her iyi şairi, ben şiir kuramlarıyla, poetika, nesnel ölçütler toplamı ile değerlendirmiyorum. Onun şiirini, eleştirinin katı süzgecinden geçirmek, kurallar bütününü uygulamak, şiirinin kırılganlığına aykırıdır. Ama bu onun şiirinin zayıflığını göstermez, böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmem. Aradığını bulmak... Çok garip gelir bana, hele bir şiir yolcusunun rehber araması… Gideceği yeri bilenlerle şiirin ne ilgisi var. Ama bazı şairler vardır ki, birkaç dize sonra onda ne bulacağınızı bilirsiniz, ilk dizesi adeta son dizesinden sizi haberdar eder. Değişmez şiir haritanız can sıkar, bana kalırsa yırtın onu, kaybolun yollarda... Buram buram memleket kokan, alıp seni tarihe götüren kitapları seviyorum. Bu kitap da öyleydi benim için. Çeşitli kişilerin yazdığı "Tolga Gökçe"nin de yayıma hazırladığı bir şiir kitabı. Kitabın sonunuda resimleştirerek göz zenginliği yaratılmış. Aslında fazla incelenecek bir eser değil,okuduğunuzda hak vereceksiniz. Sadece alınıp okunmalı.
"Mustafa Kutlu"; keşmekeş içindeki toplumumuza çok önemli duyguları hatırlatıyor: merhameti, sevgiyi, iyiliği, yardımlaşmayı ve paylaşmayı. Bu duyguları hatırlatırken okuyucuyu aşırı bir iyimserliğe boğmadığı gibi, kendiyle konuşarak ve karakterlerini sık sık birbirleriyle konuşturarak kelimeler, sayfalar arasında bir sohbet halkası kuruveriyor farkında olmadan. Hani "Peyami Safa" demiş ya "İyiler kaybetmez, kaybedilir" diye, bu aslında bir fakir avuntusu söz falan değildir. Bizim toplumumuzda iyiler daima baştacıdır ama kendilerini belli etmezler, orada burada iyiliklerinin bahsedilmesinden -doğal olarak- hiç hoşlanmazlar. 'Yananı olduğu gibi iyiyi de görür Allah.' Yaşadığımız çağ itibariyle iyilik ne kadar meydanlardan, mahallelerden, sokak aralarından, komşu kapılarından çekildiyse; iyiler de birer birer toprak olup gittiler. Geriye kötülüğün sıradanlığı kaldı. Sıradan bir şey oluverdi kötülük, iyilik göze batar oldu. Ne denir ki? Kıyamet alameti.
Başar’ın yeni deneme kitabında ise kısa hikayeler arasında dolaşırken hepimizin unutmak istediği ne çok şey olduğunu görüyor ve geçmişle yüzleşiyoruz. Acısını çoktan dindirdiğimizi sandığımız ayrılıklar, bazen baktığımız halde göremediğimiz aşk halleri, çoğunlukla pişmanlıklar, geçmişimizin tozlanmış raflarının üzerinde bir kez daha geziniyor. Az birşey de 'aşk' ile ilgili denemelerini aktarmış yazar. "Şimdi her şey aşk oldu. Reklamlarda bile yumurtayla sucuğun aşkından söz ediliyor. Dizilere bakın hepsinin isminde bir aşk sözcüğü geçiyor. Neden bu kadar aşık olmaya yer arıyoruz bilmiyorum. İnsan ille de aşık olmak zorunda değil. Sevgiye dayalı, huzurlu, güzel ilişkiler yerine herkes filmlerde izlediği gibi aşık olmak istiyor. Ama bu yüksek duygu böyle her karşılaştığınızla yaşanacak ya da hadi gidip aşık olayım diyerek bulacağınız birşey değil. Kaza gibi birşey. Başınıza gelir veya gelmez." Romanlardan ve hikâyelerden biraz uzaklaşmak isteyen herkese tavsiye ederim.
İçimdeki Rehber, bir bibliyoterapi kitabı. İçerisinde bulunan on beş öyküyü yazar, gerçek yaşam deneyimlerinden alarak; kişilerin kimlikleri, meslekleri ve adları, onların tanınmalarına engel olacak şekilde değiştirerek yer vermiş. Öykülerde yer yer fantastik kurgularda yapan yazar bunlarla verdiği mesajın doğrudan bilinşdışına iletimini amaçlamış. Yazar yaşanan sorun her ne olursa olsun; sonucunun mutlaka olumlu olabileceğini, dünyasındaki her şeyi insanın kendisinin yarattığını öykülerinde göstermeye çalışmış. Psikolojide ortaya çıkan hastalık, bahçemizdeki yabancı otlar gibidir. Onları kesmek daha güçlü çıkmalarına yol açabilir. Psikoterapi, onların köklerini ortadan kaldırma girişimidir. Bir şeyin nedenini anlamaya çalışmak, çözüm yolunu bilmek işe yaramayacaktır. O çözümü hayata geçirmek gereklidir. Kitaptaki öykülerde bu çözümlerin hayata geçirilişi sunulmaktadır.İçimdeki Rehber psikoloji severler için sade bir öykü kitabıdır. Keyifli okumalar dilerim.
Küçük Şeyler, sıradan insanların başına gelmesi muhtemel olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani hayatımızın gerçeklerini ve bu gerçekler karşısındaki duygularımızı ele alıyor. Para için ağaçların kesilmesi karşısında üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp hayaller kurmamız, kurduğumuz hayallerin bir anda yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkileyen hikâyeler bunlar. Kimi zaman alaycı bir tutum takınan, kimi zamansa hikâyelerindeki hüzün ve sevinçlere ortak olan yazar, okurun yanı başındadır. Yazarın ders verme çabasından uzak duran üslubu ise ayrıntılı çevre ve insan tasvirleri, bizleri hikâyelerin atmosferine kolaylıkla çekeceğinden emim olabilirsiniz.Türk Edebiyatı'nın büyük klasiklerinden Küçük Şeyler'i kesinlikle okumalısınız...