Toplam yorum: 3.284.924
Bu ayki yorum: 6.430
E-Dergi
Ümmühan İrem DERTLİ Tarafından Yapılan Yorumlar
İlber Ortaylı'nın Yenal Bilgici ile yaptığı keyifli bir röportaj. Ortaylı, yaşamı boyunca edindiği tecrübeleri, öğrendiği bilgileri, günümüz gençliğine ve daha pek çok konuya karşı duygu ve düşüncelerini akıcı ve samimi bir şekilde aktarırken okurlara da hayatlarına dair pek çok konuda düşünme imkânı tanıyor.
Dickens, 1789 Fransız Devrimi ve onu izleyen Terör Dönemi'nin başlangıcını Manette ailesi üzerinden anlatıyor.
O dönemin Fransa'sında fakirlerle zenginler arasındaki uçurumu; miras kalan aile kininin nasıl kişinin yakasını bırakmadığını ve isyan planının ilmek ilmek örülüşünü akıcı betimlemelerle okuruz. Bu süreçte yargı organının isyancılar tarafından nasıl hunharca kötüye kullanıldığına, dostluklar uğruna yapılan fedakârlıklara şahitlik ediyoruz.
Her ne kadar devrimin doğuşu tarihsel bir zorunluluk olsa da roman, Terör Dönemi'nin haklı bir öfkenin kontrolden çıkarak masumları da kör bir intikam düzenine nasıl kurban ettiğini çarpıcı biçimde gösteriyor.
Geçen ay Bu Hikaye Senden Uzun Osman kitabıyla tanıştığım Aylin Hanımın 2014'te yazdığı bir kitap. Kitap kısa bölümlerden oluşuyor. Yer yer yazarın denemelerini ya da günlüğünü okur gibi hissettim. Yine oldukça akıcı; kelime oyunlarıyla dolu ve hayatın içinden. Ölüm, hastane, boşluk hissi, ayrılık gibi konulara dokunurken bir yandan da yazarın hem anlaşılma isteğini hem de hayatı anlamlandırma çabasını görüyoruz. Okurken hem güldüm hem de duygulandım.
Ancak herkese hitap etmeyebilir. Bu yüzden, yazarla ilk kez tanışacaklara son kitabıyla başlamalarını tavsiye ederim.
Başta kaotik ve mide bulandırıcı görünebilir ama Alex'in hikâyesi hem şiddet hem özgür irade üzerine düşündürüyor.Bence yazar ironiyle anlatmak istediklerini başarıyla anlatmış.Dört kişilik sözde arkadaş grubu geceleri terör estiriyor.Bize hikayesini çete başı Alex anlatıyor.En sonunda Alex'in yanlışlıkla yaşlı bir kadını öldürmesi sonucu tekrar hapse giriyor.Bundan iki yıl sonra hükümet ıslah politikalarını uygulamaya karar verince ilk kobay Alex oluyor.Günde bir iğne vuruyorlar ve sandalyeye bağlayıp çeşitli suç görüntüleri izletiyorlar.İyileştiği onaylanan Alex serbest bırakılıyor.Artık yaşamdan zevk alamayınca kendini camdan atıyor buna rağmen ölmüyor.Hastanede kendisini daha iyi hissetmekle beraber artık eskisi gibi kötü düşünmenin midesini bulandırmadığını fark ediyor.Bu sayede deney sonucu kimse intihar etmemiş oluyor.Devlet maaşlı iş ve ev verince Alex yeni arkadaş çevresiyle geceleri suç işlemeye devam ediyor.Zamanla başka hayallerinin olduğunun farkediyor,bizimle vedalaşıyor.
Yazarın Dünyasızlar romanından sonra okuduğum ikinci kitabıydı.Yine sürükleyici ve yine büyülü gerçekçi bir hikâyeyle karşılaştım.Kitabın başlarında konuya tam olarak girmek biraz zaman alıyor ama sonrasında gerçekten su gibi akıyor.Yine de finali daha çarpıcı olabilirdi diye düşündüğüm için beklentimin biraz altında kaldı.
Kısaca konusundan bahsedeyim:Yazar Bünyamin'in roman yazmak ve hayattan biraz uzaklaşmak için Kars'a gelmesiyle hikâye başlıyor.Burada, altı yüzlü yaşlarda Zencefil isimli bir papağanla karşılaşıyor ve papağan ona kendi hikâyesini anlatıyor.Gülbadem ve Zencefil'in Hindistan’dan Osmanlı’ya gelmesiyle bir anda kendinizi sarayda,çarşı pazarda,kahvehanelerin içinde buluveriyorsunuz.Gülbadem,padişahın yaşlı ilimkârı Sunullah Efendi’nin yanına veriliyor ve ustasıyla birlikte savunma sanayi için çeşitli icatlar üzerine çalışıyorlar.Bu sırada Zencefil’in de desteğiyle hükümdarlığın başına gelebilecek tehlikeleri önlemeye çalışmaları hikâyeyi daha da ilginç hâle getiriyor.