Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Ümmühan İrem DERTLİ Tarafından Yapılan Yorumlar
çil çil gözler döktüm önüne çil çil yirmi dört ayar
yirmi dört saat titrememiş kirpikler serptim geceye
•
şiiri anlamak için ekmek, ekmeği anlamak için şiir
bir gün bile bekleyemezdik ekmeksiz, şiir lazımdı
Yatan öbürküler ve sen, yeraltının birbirine değmeden geçen gemilerisiniz.
•
Nedameti hiç getirilmeyecek bir günahın insanı olmayı, hangi serviler altında nöbet tutmak temize çekebilir?
John Williams, Wıllıam Stoner'in biyografisini; akıcı, okuru sıkmayan sade ve aynı zamanda sinematik bir dille kaleme almış. Stoner, hayatta ulaşılabilir hedefleri olan, risk ve cesaret gerektiren işlerden her zaman bir adım geri duran, hisleri uğruna monoton yaşamını bozmayan, kendi alanı olan edebiyat üzerine idealleri olan ve son anına kadar çalışkan, mütevazi bir hayat süren üniversite hocasıdır.
Romanı okurken çoğunlukla her şey yolunda gittiğinden güvende hissettirse de zaman zaman Stoner'e müdahale edip artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini ve bunu değiştirecek olanın kendisi olduğunu söylemek için onu silkelemek istedim.
Sakin bir hayatı okumama rağmen devamında ne olacağını merakla bekledim. Çevirisi ve özellikle duyguları okura geçirebilmesi çok çok iyiydi. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği biri Stoner. Tavsiye ederim
Romanımız yazımı beş yılda tamamlanan bir üçlemedir. İlk kısım,ikizlerin savaş nedeniyle anneleri tarafından anneannelerinin evine bırakılmasıyla başlar. İkizlerin,yaşadıkları olayları büyük bir deftere yazdıklarını okuruz. Savaşın etkilerinin,günlük yaşamlarının normali hâline geldiğine şahitlik ederiz.İkinci kısım,ikizlerden birinin sınırı geçmesiyle,evde kalmaya devam eden diğer ikizin hayatıyla devam eder. Son kısımda ikizlerden Klaus’un ağzından hikâye kaldığı yerden devam eder. Yaşadıklarını,eski yurduna dönüşünü ve ikiz kardeşini arayışını izleriz.Ancak son bölümü okurken anlarız ki yazar,kitabı öyle bir katmanlaştırmıştır ki her bir katman kendi içinde mantık hatası olmaksızın son derece tutarlıdır. Roman bittikten sonra bize anlatılanların hepsine aynı anda ya da ayrı ayrı inanmamız mümkündür.Arka planında ise 2. Dünya Savaşı sırasında Rusların Macarlara yaptıklarının,küçük bir Macar köyündeki çocuklara ve topluma yansıması,yazar tarafından akıcı ve gerçekçi bir dille sunulur.
Bir uçak kazası sonrası uçaktaki çocukların ıssız bir adada kurtarılmayı beklemesini anlatıyor kısaca. Bu süreçte kendilerine lider seçen çocukları, iki lider çocuğun ekiplerine davranış biçimlerini ve adadan kurtuluş stratejilerini okuyoruz. Karakterlerin ve adadaki eşyaların arka planda birer metaforu bulunuyor. Kiminde bilgeliği kiminde demokrasiyi kiminde saf kötülüğü görüyoruz. Aslında kitabı Mercan Adası kitabından ayıran en büyük fark kökenlerimizde olan vahşiliğe dönüşü göstermesidir.
Kitabın ismi ise İncil'deki şeytan Beelzebub'un ismine bir gönderme olup çoğunlukla her insanın kalbinde potansiyel olarak var olan kötülüğü ve şiddeti sembolize etmektedir.