Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Ümmühan İrem DERTLİ Tarafından Yapılan Yorumlar
• Çehov'un öykülerini oldum olası sevmişimdir. Kitabın içinde iki öyküsü var ve "Nişanlı" onun son öyküsü.
Evlilik hayalleri kuran genç kızın düğün hazırlıkları yapıldığı sırada yakın arkadaşının ona söyledikleri karşısında artık kayıtsız kalamamasını ve ileride monotonlaşacak hayatını sorgulamasıyla devam eden süreci okuyoruz.
• İkinci öykü "Edebiyat Öğretmeni" isimli, hemen hemen ilk hikayeyle benzer temaya sahip kısa bir hikaye. Edebiyat öğretmeninin evlerinde ders verdiği ailenin kızına aşık olup onunla evlenmek istemesi ve evlendikten yıllar sonra varoluş sancısı çekmeye başlaması üzerine hayatının boş ve anlamsız olduğuna kanaat getirmesini okuyoruz.
- Her iki öyküde de hayallerine kavuştuktan sonra isteğini kaybeden ve varoluş sancısıyla hayatını sorgulayan karakterleri görüyoruz.
Açıkçası kitabın bu kadar güzel ve etkileyici olacağını da hiç tahmin etmiyordum.Felsefe seven sevmeyen herkes rahatlıkla okuyabilir. Bittiğinde dahi akıllarda soru işareti bırakan güzel iki metinden oluşuyor.Şölen kısmında Atina'nın ünlü tragedya yazarı Agathon'un kutlama yemeğindeyizdir.Antik Yunan'ın belli örf-adetleriyle düzenlenen bu fasıl iki kısımdan oluşur.Yemek,duadan sonra şölen kısmına geçilir.Sözler verilir dost meclisindekilere.O günün konusu sevgidir.Zamanın düşünürleri konuşurlar.Kimi Zeus'u kimi Aphrodite' yi överken kimi de sevginin ortaya çıkışından bahseder.Son konuşmacı olarak Sokrates'e sıra geldiğinde sevginin kaynağını bulmayı,sevginin bir şeyin sevgisi mi yoksa kendiliğinden oluşan bir sevgi mi olduğunu sorularıyla oradakilere sorgulatır.
Dostluk kısmında Sokrates'in arkadaşlarıyla dostluğu sorguladığı kısımlar yer alıyor.Tam bir sonuca ulaştık derken Sokrates ulaşılan sonucun yanlış olduğunu sorularıyla ifade ediyor ve sorgulamaya devam ediyor.
Oldukça karışık, şifreli ve zaman- mekan geçişleri sıklıkla yapılan,"ergodik edebiyat" tarzıyla yazılmış.Kitabı okurken kaybolduğumu hissettiğim anlar oldu.Oldukça girift ve karışık bu kitabın içine girmek kolay değil.Ayrıca kitaba roman demek de zor, okurken sanki bir araştırma metni okuduğumu hissettirdi.Konusuna gelecek olursam, kör Zampano'nun "ben öldükten sonra bu metin bulanındır" demesi ve vefatından sonra komşusu Johnny'ye kalan bir tomar kağıt yığınından ibaret okuduklarımız.Kitap birden çok katmandan oluşuyor. Başlarda Zampano'nun yazdığı bir film senaryosunu okuduğumuzu düşünsek de sayfalar ilerledikçe bu ürünün gerçek olma ihtimali beliriyor aklımızda.Bilinç akışı ve iç monolog teknikleri çok iyi kullanılmış "Navidson Kaydı" filmleri senaryolarının kayıt altına alınması,senaryoyu destekleyen ve kurmaca olduğundan şüphe edeceğimiz mektuplar, şarkılar, makaleler ve hatta fotoğraflar da kitabın 'Ekler' kısımlarında sunuluyor.Bu senaryoyu o kadar gerçekçi kılıyor ki anlatamam.
Çocuklara hitap eden bir Sherlock Holmes klasiği...
Sabahattin Ali'nin çok güzel şiirlerinden oluşuyor