Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
tubiiiikkk Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabı fasılalı okuduğumdan bütüncül ve doğru bir yaklaşımla ele alamayabilirim ama başlangıçta beni içine çekti, bir eğitimci ve anne-babaya gayet anlaşılır ve samimi bir dille aktarıyordu meramını, ancak sona doğru belki de okuma sürecim uzadığından bir kişisel gelişim kitabına dönüşüverdi.
İki kardeşin arasında kendisini yalnızlığa mahkum hisseden Zeliha’nın hayatta bir suç ortağı, bir hemdert ve gerçek bir kardeş özlemiyle yolunu gözlediği Musa’nın vaktinde “ayrılmayı” bilmemesinden kaynaklı bir engelle dünyaya gelmesiyle, Zeliha hayatın beklentileri karşılamaktaki zafiyetiyle ve hayal kırıklığıyla erken yaşta tanışıyor. Bir roman olan eser, esasen insan ruhunun derinliklerine bir yolculuğu başlatan bir terapi seansı vadediyor. Aile, ilişkilerin gerçekliği, insanın bencilliği, birinin iyiliğini isterken bile kendiliğimizi öncelememiz… Tüm bunlara ve insanın iç dünyasına çarpıcı bir ayna tutuyor.
Günümüzde yaygınca kullandığımız ve zaman zaman kulu kölesi, nesnesi olduğumuz “popüler kültür”ü “kültür endüstrisi” kavramıyla ilk kullanan kişi Adorno. Yıllar öncesinden günümüz için hala ve giderek geçerliliğini koruyan endüstrileşmiş ve kapitalist kültür ögelerini üç ayrı makaleyle derliyor kitap. Sinemaya yansıyan yönlerini kapsamlı ve akademik bir dille ele alıyor, zaten Sinema Hocası Doğuşcan Göker’in derslerinde not almıştım kitabı, bu yönüyle alt yapısı olmayan bir okur için zorlayıcı bir kitap.
Bir ornitolog ve bir felsefecinin kaleminden çıkan kitap, kuşların insana yaşam sanatı konusunda ustalık edebileceğine dair bir deneme. İnsanın müthiş bir böbürlenme ve kibirle kendini yaşam piramidinin en üstüne koymasını ve diğer canlıların zekasını küçümsemesini de eleştiriyor. Tek olumsuz eleştirim, bunu Hedonist bir tavırla yapmasına… Hepi topu mesaj “carpe diem” olmamalıydı. Bu bilge canlılara birer tefekkür emaresi nazarıyla bakmaya devam edeceğim.
Her yazar sadık okur bekler, ancak Nurdan Gürbilek kati bir sadakat bekliyor. Fasılalı okumaya uygun değil onun yazını.
Yine harika bir çapraz okuma sunuyor okura, öyle ki insan onun zengin edebi perspektifine tanıklık ettikçe dünyada bilinmesi gereken ne çok kaynak olduğu gerçeğiyle mahcubiyetle yüzleşiyor.
Kafka’yı anlamak için Dostoyevski’yi bilmenin öneminden; Tanpınar’ın yolunun birbirinin çağdaşı olmamasına rağmen Benjamin’le beklenmedik biçimde kesişmesinden; Cemil Meriç- Peyami Safa; Meriç- Said eşleşmesinden muazzam metinlerarası bakışıyla bahsediyor.