Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar
Türkçe’ye eksiksiz çevrildiği duyurulan Umberto Eco’nun ‘Açık Yapıt’ adlı denemesi maalesef Türkçe bilgisinden ve editörlük denetiminden mahrum kalmış bir eser görüntüsü veriyor.
“Romancı”nın kendisinin de sık sık tekrarladığı gibi, böyle bir derdi yok. Elbette, “Peki böyle bir derdi yok da, niye kitaba ‘roman’ ismini vermiş” türünden tuhaf bir soru gelebilir sizin de aklınıza ve geldiği gibi de gider. Bu saatten sonra Enis Batur’dan şüphelenecek değilsiniz ya, oturun aklınızdan şüphelenin daha iyi. Odeon kavşağındaki bir otelin dördüncü katından zaman zaman çevresine, zaman zaman kendisine, zaman zaman da “yol”a bakan Elviro Guarçez de öyle yapıyor zaten. Kim mi bu Elviro Guarçez? Kim olacak, “Acı Roman”ın Enis Batur olmayan tek karakteri...
Bre bu ne yaman iştir, bre bu nasıl köpektir, bre bu nasıl romandır, bre bu nasıl yazardır! Serzenişlerin sonu yok elbette, şayet çölde vaha serinliğinde bir kitaba rastlayıp virgüllerin, noktalı virgüllerin ve itinalı ile serpiştirilmiş şapkaların arasından geçip gidiyorsanız göz altlarınızdaki torbalara baka baka. Ancak, serzenişler kadar, silkinişlerin de sonu yok. Çünkü tren üzerinize üzerinize gelmeye, şimdiden dünyanın en Türkçe köpekleri arasında yer almış bulunan Lucky, karşınıza geçip gülmeye başlamıştır. Sizin yapacağınız ise kartpostal şöhretlerin piyasayı kapladığı edebiyat dünyasında, gerçek ve kaliteli bir romanın sayfaları arasına doğru süzülmektir, kader de sürünmek olduğunu bile bile...
Bakmayın siz şairin, “Aynalara bakma aynalar fenalık / Denizi sonsuz olanı düşün artık” deyişine. İnsanın her yaşta, her koşulda ve her halet-i ruhiyede aynalardan öğrenecek bir şeyleri vardır mutlaka. Kierkegaard’ın “Kahkaha Benden Yana” kitabı bunun için önemli işte. Çünkü, 150 yıl öncesinden bir ayna tutuyor yüzümüze ve bu aynadan kaçabilmek de, kaçınabilmek de mümkün değil. Bir başka şair de, bu duruma ışık tutmuştu zaten yıllar önce: “Beni beklemeyin o bir hevesti / Gelemem aynalar yolumu kesti” diyerek. O aynada neler mi görünüyor diyorsunuz? Amma soru ha, neden kendiniz bakmıyorsunuz o zaman?
Kitabın adındaki ironinin farkındasınız elbette. Ancak ironi kitabın adıyla sınırlı değil, bereketli memleket topraklarında filiz verip boy atan güzide ve abide şahsiyetlerin resmi geçidi karşısında eli ayağı birbirine dolanıyor insanın, nerede ağlayıp nerede güleceğini bile şaşırıyor. Kimi zaman da ikisini birden yaşamak varken, derin derin iç çekip burnunuzdan solurken yakalıyorsunuz kendinizi. Horozu bol bulunan diyârlarda sabahın geç ve güç olacağını söyleyen kökü dışarda mihraklar ıslık çalmaya devam ederken size neler oluyor Tanrı aşkına, ne biçim konuşuyorsunuz siz?..