Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Murat GÖKÇEK
Okumak, varoluşsal yolculukta hayatıma anlam katan yegane aktivite olmuştur. Belki de hayatı daha yaşanılır kılmak, tıpkı bir enstrüman çalmak gibi. Bendeki dönüşümün temel kaynağı oldu kitaplar. Eminim ki toplumların dönüşümünde de büyük bir etkendir okumak. Bu dönüşüm Gregor Samsa gibi bir gecede ve hiç bir neden olmadan değil sebep sonuç ilişkisi düzeyinde kitapların eseridir.
Murat GÖKÇEK Tarafından Yapılan Yorumlar
Bilim insanı, beyin cerrahı, düşünür, şair, güfteci, edip, hattat, yazar, Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın'ın farklı TV. programlarında gerçekleştirmiş olduğu ; bilim ve insan, sanat tarihi, edebiyat, şiir ve musiki, hat sanatı, bilim ve ezoterizm, Kuran, insan, felsefe, düşünce ve düşünce yönetimi, doktorlar, tıp eğitimi ve ilaçlar gibi konularda yapmış olduğu söyleşi ve programların kitap haline getirilmiş, keyifle ve sıkılmadan okunabilecek, düşünce dünyanıza güzellikler katacak eseri.
Vascolencelos'un, şeker portakalı ve guneşi uyandiralım dan sonraki üçüncü devam kitabı. Bizim küçük zeze artık büyümüş ve bir delikanlı olmuştur. Kanı deli akmaktadir, hayalleri vardır, kız arkadaşı vardır, aşk acısı çeker, ailesine ve çevresine isyandadir zeze. Babasına kızarken onun ölmesinden de korkar. İylesmesi için Tanriya yalvaran, babasının onaylamadığı kız arkadaşindan ayrılan Zeze sozlerini tutamamanın sıkintilarını hissederek "korku içindeydim, dünya öyle büyüktü ki... insanoğlunun girebileceği en büyük, en keder dolu yerdi" diyerek yaşadığı yeri de terkedecektir. Keyifle okunacak bir klasik.
Bir Sinan Canan Klasiğini keyifle okumanın hazzı içinde kendimi daha dogrusu beni ben yapan beynimi tanıma süreci. Canan bu kitabında, sinir sistemimizi ve bununla direkt bağlantılı insan psikolojisini açık anlaşılır bir şekilde okuyucuya sunuyor. Kitap, siralı ve didaktik bir tarzda planlanmasa da yaşamanin içindeki bir kısım olaylari ve bunlarin düşünce boyutunu, gunlük hayatımızı ilgilendirecek bir çerçeveleme içinde anlatmış. Kolay okunabilir, anlaşılmaz teknik kelimelerden uzak ve kişiyi düşunmeye sevk eden sohbet havasinda bir eser. Özellikle son bölümde, beynimizi kendi yaptiğımız makinelerden ayıran, bizi insan yapan özelliklerin sinirbilimsel izahlarina yoğunlaşan kitap bir çok tartışmali konuyu da herkesin anlayabileceği bir tarzda sunmuş. Son olarak, yazar bu kitap için "satandart bir bilim yahut beyin kitabı değil, daha ziyade bir beyin bilimcisi ve beyin anlaticısının, sevdiği konularda okuyucuyla hasbihali" diye ifade etmiştir.
İFA serisinin 3. Kitabı; Sınırları Aşmak, okunası ve keyif alınası bir eser.
Sinan Canan yine "daha doğru yaşamanın" ve dahi "kendini bilmenin" tiyolarını kendi uzmanlık alanı, biyoloji ve sinir bilimi üzerinden, kalıpların dışına çıkmak isteyen okuyucuya sunuyor. İnsanın fabrika ayarlarına dönmesi gerektiğini savunan Canan "Mutlu olmak için tasarlanmış canlılar değiliz" (s.165) derken, belki de bu ayarların bu noktadan başlaması gerektiğini de bize anlatmak istiyor. Lakin insanın fabrika ayarlarındaki asıl vurucu anlamını "Biz bu dünyaya sadece iyi hissetmek için gelmedik; aksine iyice hissetmek için geldik" (s.119) demesiyle bulmuştur. Evet, bir konfor alanı düşmanıydı Sinan Canan "Bir insan için en konforlu alanın mezar" (s.36) olduğunu söyleyerek konforun, insanı öldürdüğünü ne güzel anlatmıştır.
Sınırları Aşmak, yani kitabın özünü aslında şu cümlesinde net olarak okuyucuya sunuyor: "İnsan; içinde bulduğu biyolojik, sosyal, kültürel ve teknik sınırları aşmak gibi bir güdüyle dünyaya gelir. Bu güdüyü bir şekilde tatmin edemeyenler mutsuz yahut hasta olurlar. Biyolojik, kültürel, psikolojik ve teknik sınırları zorlama güdüsünün biyolojik temellerini anlamak, bu güdüyü ne yönde kullanmamız gerektiğini de büyük oranda aydınlatmaktadır."
Keyifli okumalar !
Hem Freud hem de Lacan, sadece psikanalitik klinik ve akademi çevrelerinde değil, popüler basında da yanlış yorumlanmıştır. Bu bağlamda onların kadınlığa ilişkin kuramları siyasetçi ve heteroseksist diye nitelenmiş, bu yüzden klinik açıdan kadın davasına zarar verdikleri gerekçesiyle çeşitli feminizm akımları tarafından kenara itilmişlerdir. Bu noktada kitap göstegebilim çerçevesinde ve psikanalitik noktadan kadını ele almış, Freud ve Lacan'ın kadın ve erkeklik söylemlerinin benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymuştur. Özellikle Lacan'ın "kadın yoktur" söylemindeki anlam kaymalarınin açıklamarinı yaparak, Lacan'in kadınlık ve erkeklik söylemlerinin gerçekte hangi anlamda olduğunu açıklamaya çalışmış ve yanlış anlamaları gözler önüne sermiştir. Bu noktada kadın ve erkek (Fallus) kavramları gösteren ve gösterilen üzerinden Freud ve Lacan karşılaştırılmıştır. Kitabin sonunda verilen önemli kavramlar yine Freud ve Lacan'ın anlamlandirmalari üzerinden sunulmuştur.