"Körlüğün olabilmesi için kaç kişinin kör olması gerek? diye sordu, gözü siyah bantlı adam." (Sf 136) Görmemenin empatisini yapabilmek için gözlerimizi mi kapatmak gerek? Hayır, bence bu kitabı okumanız yeterli olacaktır.
Kitap, "Körlük" metaforu üzerinden oldukça sağlam bir sistemsel eleştiri yapıyor. Modernizmin çelişkilerini irdelerken; toplum, din, ahlak, demokrasi, adalet ve özgürlük gibi kavramların da altını eşeliyor.
Kitapta hiç bir karakterin adını bilmeden ve kimseyi birbirine karıştırmadan şöyle bir olay örgüsüyle karşılaşacaksınız; araba kullanmakta olan bir adamın, yeşil ışığın yanmasını beklerken kör olmasını göreceksiniz, pardon okuyacaksınız ve sonrasında gittiği bir göz doktoruna körlüğünü ironik bir şekilde bulaştırmasını, körlük salgınının başlamasını, karantina günlerini ve tüm kentin körleşmesini ve vahşice hayatta kalma çabalarını.
Kitapta bahsedilen körlük bir çeşit beyazlıktır aslında; yani beyaz bir bakar körlüktür. Varın bu çelişkiyi siz dillendirin, neden bu körlük açık gözlerle bir süt denizine dalmak gibi bir şey. Saramago bize neyi göstermek istiyor.
Evet, insanlık denen şey ve modernite körlükle çökmüştür. Bu durumda tüm varlık ve insanlık gözlere mi bağlı sorusunu akla getiriyor ister istemez. Peki duygularda değişiyor mu körlükle? Ya da kör olan gözlerimiz mi yoksa duygularımız mı? Bulaşıcı mıydı körlük? Oysa "işin içinde ne olursa körlük bulaşmaz diyen klinik şefine, 'Ölüm de bulaşmaz, buna rağmen herkes ölür' " demişti doktor.(Sf.41) Kimbilir "kör olduğumuz anda kördük" (sf 136) belki de hep kördük ve kör olduğumuzu şimdi farkettik ve okuyucu olarak da şimdi anladık.