Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Murat GÖKÇEK

Okumak, varoluşsal yolculukta hayatıma anlam katan yegane aktivite olmuştur. Belki de hayatı daha yaşanılır kılmak, tıpkı bir enstrüman çalmak gibi. Bendeki dönüşümün temel kaynağı oldu kitaplar. Eminim ki toplumların dönüşümünde de büyük bir etkendir okumak. Bu dönüşüm Gregor Samsa gibi bir gecede ve hiç bir neden olmadan değil sebep sonuç ilişkisi düzeyinde kitapların eseridir.

Murat GÖKÇEK Tarafından Yapılan Yorumlar

11.02.2020

Fransız gösterge bilim uzmanı, denemeci ve eleştirmeni Roland Barthes özel yaşamını gözler önüne seren bir denemesi. Aslında kitap Barthes'in gizli belkide açık gay'lığının ve arzularının itirafi gibi (Alıntı: Oğlanlardan vazgeçmem gerektiğini açıkça görüyordum; çünkü onlar bana karşı hiçbir arzu beslemiyorlardı.").
Kitap dört hikayeden oluşuyor. "Güneybatının Işığı"; yazarın çocukluğunun geçtiği yer ve anıları içeriyor. Ikinci bölüm "Ara Olaylar" kitaba ismini veren bölüm ki, üç dört cümlelik küçük metinler, kısa notlar, anlam oyunları vb'nden oluşan yazılarını içeriyor. Üçüncü bölüm "Le Palace'ta Bu Akşam". Son bölüm "Paris Akşamları" ki yazarın ölümünden birkaç ay önce yazılmış. Bu bölüm, sevgi'nin, haz'ın, ama daha çok da hüzün'ün var olduğu metinlerin toplamı.
05.02.2020

Hristiyanların İsa'sının çarmıha gerildiği zaman ilin valisinin İsa'ya bakip söylediği Ecco Homo-işte insan kitabın başlığı. Nietzsche'nin ölümünden sonra yayınlanan (1888) kitap, kendini ve kitaplarını övme bir megalomanlik başyapıtı. Kitapda "neden böyle bilgeyim", "ben neden böyle güzel yazılar yazıyorum", "ben neden akıllıyım" başlıklarıyla sanırım egoizmin sınırlarını zorlamış. Ayrıca kitapta kişi nasıl kendisi olur sorusuna da cevaplar vermiş. Nietzsche'nin son kitabi olmasına rağmen ilk okunması gereken eseri. Çünkü zerdüşt dahil tüm yazdığı eserlerini, neden ve hangi düşüncelerle yazdığını başlık başlık işlemiştir. Ve kendi felsefesinin doğruluğundan da asla geri adim atmamıştır. Almanları kısaca rezil ettiği kitabında, Alman halkı hakkında demediğini bırakmamış kendisini polonyalı olarak tanıtmıştır.' "Ben şöyle iyiyim, böyle müthişim, saf kan polonyalıyım'' laflarının arasında okumaya değer yığınla bölüm var.
03.02.2020

Amor Fati-Kaderini Sev, kitapta ilk vurucu etkiyi yaptı bende. Kitap Nietzsche'nin sanrılarını mı içeriyor bilemiyorum ama beyni zorluyor. Yer yer karşıtlıklar, aforizmalar ve metaforlarla dolu felsefenin yasama uygulanış şeklinin güzel bir orneği. Evet Nietzsche bu kitabında tanrıyı öldürerek üstün insana ulaşmaya calışmış. Kitaba ateist bir kitap olarak yaklaşmamak gerek, herkesin alabilecegi çok seyler var. Dikkatli ve sabırlı bir okuma gerektiriyor. Şayet harry poter okumayı seviyorsanız uzak durun derim. Ne diyor bu ateist diyebilirsiniz. Işte beni etkileyen cumleler:
-Tanrıyı seviyorum şimdi; insanları değil. insan fazlasıyla kusurlu bir varlık çünkü. bence insanları sevmek felaketim olurdu.
-En tatlı kadın bile acıdır.
-Hayır ben sadaka verecek kadar fakir değilim.
-Uykusuzların ve gece uyanık duranların yolundan çekilin.
-Her şeyin ölçüsü ve kıymeti olan ben.
Ve daha birçok aforizma beyninizde şimşekler çaktıracaktır.
27.01.2020

İrvin D. Yalom'un bazı gerçeklerden yola çıkarak gerçekçi bir kurguyla oluşturduğu kitap. Olayların bir kısmi kurgu ama kişiler gerçek. Kitap psikanalizin doğduğu 19. Yy. Viyanasında ünlü Dr. Breuer ile Nietzsche arasında geçen ve ara ara ünlü psikanalist Freud'unde kurguya girdiği psikolojik ve felsefi bir roman.
Kitap kendinizle ve hayatla yüzleşmenizi sağlayacaktır. Kitabin kurgusu içinde şu soruları kendinize sorarken bulabilirsiniz;
Kendi hayatimımı yaşıyorum? Yaşam rollerimi benmi seçtim, yoksa bana dayatilan bir rol mu yaşıyorum? Peki bu hayatımı değiştirebilirmiyim? Her seyden vazgecip yeni bir hayata başlayabilir miyim? Bilinçli davranışlarımın, tutkularımın kaynağı ne? Peki mutsuzlugumuz, umutsuzluktan mı geliyor? Varoluşum bir zar oyunu mu? Tanrısız ve sonsuz bir hayat düşü olmadan nasıl bu yasama tutunabiliriz? Nietzsche'yi ve felsefesini genel olarak anlama adına güzel bir kitap.
16.01.2020

2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği'nin Oskar Ödülü'ne layık gördüğü İrvin Yalom'un ödül alırken yaptığı konuşmayı içeren bir kitap.
Varoluşsal psikoterapi ile dini teselli arasındaki kıyaslamaları içeren kitap, insan neden ilahi bir varlığa inanma ihtiyacı hisseder? Ölüm neden korkutucudur ve insanı neden dini teselliye iter? Din ve psikoloji insan ruhuna nasıl dokunur? sorulariyla varoluş felsefesi üzerinden varoluşsal kaygılar ve çözümleri irdelenmiştir.