Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2006

Herkesin bir yolunu bulup sahne ve ekranlara kapağı atma yarışına girdiği zamanlarda, çoklukla es geçilen bir nokta var: Düzgün konuşma ve diksiyon. TV dizilerinde her sezon karşılaştığımız yeni yüzlerin yaptığı vurgulama, diksiyon, tonlama hataları kimi zaman kulak tırmalayıcı seviyeye gelebiliyor. Elbette ki düzgün konuşma sadece oyunculara özel bir gereksinim değil. Derdini anlatabilmek, doğru anlaşılmak isteyen her insanın buna ihtiyacı var. Kırk yıllık tiyatro geçmişini arkasına alan Can Gürzap, kitabı Söz Söyleme ve Diksiyon ile bu alandaki çalışmalara bir katkı sunuyor. Kitap, Gürzap'ın daha önce yedi baskı yapmış olan Konuşan İnsan kitabının genişletişmiş hali. Eğitim gördüğü Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde kendilerine düzgün konuşamayan bir oyuncunun başarılı olamayacağı bilincinin aşılandığını anlatan Gürzap, çalışmasıyla hocalarına da bir selam yollamış oluyor...
Söz Söyleme ve Diksiyon, sadece oyuncu adaylarına değil, bu konuda bilgi edinmek isteyen herkes için rahat anlaşılan ve yer verilen örnek çalışmalarla bir nevi kendi kendini eğitmeyi sağlayan rehber niteliğinde. Kendini ifade etme fonksiyonlarını; beden duruşu, beden anlatımı, konuşma, bilgi birikimi, duyulabilme, anlaşılabilme, fonetik ve diksiyon halkasında tanımlayan Gürzap, her bir fonksiyonun nasıl geliştirileceğini resimler ve örnek çalışmalarla açıklıyor. Okuyucunun diksiyon bölümünde, tiyatro eğitiminin eğlenceli vurgulama çalışmalarını denemekten keyif alacağına şüphe yok! Örneğin, 'evet' sözcüğünü 22 farklı cümlede, 22 farklı duyguda, dolayısıyla 22 farklı tonda kullanmayı denemiş miydiniz hiç? Tiyatro metinlerinden alıntılanan çalışma parçalarındaysa, tek tek her cümleyi, içerdiği duyguyu özümseyerek, anlamını karşınızdakine tam olarak nasıl aktarabileceğinizi göreceksiniz.
Gürzap, pek çok insanın karşı karşıya olduğu, konuşmadaki psikolojik sorunlara ve çözümlerine de yer veriyor. Korkma, utanma, heyecanlanma gibi faktörlerden kaynaklanan ve en çok da topluluk önünde konuşmada kendini gösteren konuşma sorunlarını aşmak için Gürzap'ın önerdiği basit alıştırmaları uygulamak, iyi bir ilk adım olabilir. Can Gürzap, okurlara topluluk önünde konuşma konusunda, birkaç küçük tüyo da veriyor. Önceden konuşma yapılacak ortamı görmek, konuşma günü parlak renkler giymekten kaçınmak, başlamadan önce burundan derin nefes alıp ağızdan vermek ve konuşmaya mutlaka bir 'merhaba' ile başlamak bunlardan birkaçı... Kitabı tamamladıktan sonra, sonda yer alan çeşitli yazı türlerinden parçaları, yüksek sesle konuşarak, eskisinden daha renkli ve hareketli bir şekilde okumaya çalışın, mutlaka fark olacaktır!
01.11.2006

'Yapılar/Projeler', Doruk Pamir'in 1963-2005 yılları arasında yapmış olduğu yapılara ve projelere yer veriyor. Bangladeş'in başkenti Dakka'daki İslam Mesleki Eğitim Merkezi, Ankara'daki Vakıf Bank Binası, Marmaris'teki Laguna Oteli, İstanbul'daki Süzer Plaza gökdeleni, Ankara'daki Dikmen Vadisi Kompleksi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Bodrum-Milas Uluslararası Havaalanı ve Esenboğa Havaalanı, Pamir'in bu zaman aralığında gerçekleştirmiş olduğu başarılı projelerinden birkaçı. Bunlara, dünyanın belli başlı kentleri için yaptığı kentsel tasarım ve mimarlık önerilerini de eklemek lazım. Bu kitap, Doruk Pamir'in çalışmalarına yer vermesinin dışında, Uğur Tanyeli tarafından kaleme alınan bir önsöze, Hans Hollein'den bir sunuşa ve Suha Özkan'ın Pamir'le yaptığı bir söyleşiye de yer veriyor. Kitapta 265 renkli ve siyah-beyaz fotoğraf ile 169 çizim ve plan da yer alıyor.
01.11.2006

Ahmet Büke'nin ilk öyküleri, 2004 yılında yayımlanan 'İzmir Postası'nın Adamları' isimli kitabında toplanmıştı. Bu kitap, Büke'nin yirmi beş öyküsünü bir araya getiriyor. 'İzmir Postası'nın Adamları', değişmeyeceğini bildikleri halde hayatlarının yönünü değiştirmeye çalışan kahramanların hikâyelerini anlatıyordu. Özellikle kahramanlarının hayatları düşünüldüğünde, bu öyküler gayet sert bir dokuya sahip olmalarıyla ilginçti. Kitabın ilgi çekiciliği, İzmir'in arka sokaklarında geçen bu öykülerin, olduğu gibi, tabiri caizse tüm 'pisliği'yle vermekten çekinmemesiydi. Büke'nin sert sesini, yeni yayımlanan öykülerinde de bulmak mümkün. Çünkü bu sert dil, yazarın oturmuş üslubu olarak düşünülmeli. Kitap, bu öykülerden birinin isminin de çok iyi ifade ettiği gibi, kendince 'Dünyanın Kiri'ni hikâye etmeye çalışıyor, bu göze gelmesi istenmeyen dünyaların edebi dilini kurmayı amaçlıyor.
01.11.2006

Ali Püsküllüoğlu'nun 'Yaşar Kemal Sözlüğü'nün ilk baskısı 1974 yılında yapılmış ve yazarın yirmi yedi eseri taranmıştı. Kitabın bu baskısı yeni maddelerle zenginleştirildi, geliştirildi. Yaşar Kemal, Türkiye edebiyatının evrensel ölçekte bir yazarı. Bu sözlükse, Yaşar Kemal edebiyatının daha iyi anlaşılabilmesi için bir kaynak kitap görevi amaçlıyor. Bu sözlüğün önemi, Yaşar Kemal'in metinlerinde kullandığı bölgesel dil öğelerine yer veriyor olması. Yaşar Kemal'in bu bölgesel dil öğelerinin daha sonra genel dile geçtiği, ortak dile sindiği söylenebilir. İşte bu öğelerin ne olduğunu, tam olarak ne anlama geldiğini göstermek bu sözlüğün asıl amacı. Sözlük Püsküllüoğlu'nun deyimiyle "bu bölgesel sözlerin bir sözlüğüdür." Kitapta Püsküllüoğlu dışında Emre Kongar, Ceyhun Atuf Kansu, Selim İleri, Muzaffer Uyguner ve Emin Özdemir tarafından kaleme alınan yazılar da yer alıyor.
01.11.2006

'Silinmeyen' Karin Slaughter'in polisiye kurguya dayanan bir romanı. Grant Country polis karakolunda gün korkunç bir olayla başlar. Sonny ve Eric Kendall isimli iki gencin makineli tüfeklerle gerçekleştirdiği karakol baskınında sağ kalmayı başaran bir avuç rehine, bir ölüm-kalım savaşı vermeye başlar. Rehinelerin içinde yer alan romanın başkahramanı olan Doktor Sara Linton ve Jeffrey için bu deneyim, sadece saldırganlara karşı verilen bir mücadeleden öte, geçmişin acı veren bazı sırlarıyla da yüzleşmek anlamına gelecektir. 'Silinmeyen'in polisiye ve gerilim unsurları, hikâyenin asıl heyecanını sağlayan bu sırlarla oluşturulur. Sara Linton'un romanın bir yerinde söylediği gibi, "küçük kasabalarda neler dönebileceğini kimse bilemezdi." 'Körbakış', 'Acı Öpücük', 'Soğuk Korku' ve 'Büyü Gibi', Slaughter'in daha önce Türkçeye çevrilmiş başlıca eserleri.