Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kbroznrclk Tarafından Yapılan Yorumlar
Erlend Loe, bu kısacık kitabında yerli yerinde mizahi eleştiriler yapıyor. Doğanın önemini özellikle vurguluyor. Monoton hayatı, haklı sebeplerle yeriyor. Ve bir çok şey daha..
Dili hem akıcı , hem nüktedan.. Felsefi anlamda yoğun olmasa da boş değil kesinlikle. Bir kaç aylık süreci yormadan ama sorgulatan bir şekilde okutturuyor. Devamı da gelecekmiş hatta.. Ben severek okuduğumdan devamını da merakla bekleyeceğim.
Elif Şafak'ın bazı yazılarını zamanında takip ediyordum. Ön yargılarım yüzünden hiç bir kitabını okumamıştım ve bir şans vermek istedim. Deneme okumayı sevdiğim için de Firarperest adlı bu kitabını edindim. İsterdim ki ön yargılarımı yıksın , aşayım bu düşüncelerimi ve diğer kitaplarına da merak salayım. Fakat ne yazık ki , bunalarak okudum. Israrla devam ettim, belki gerçekten severek okuyacağım bölümler olur diye. Bitirmek için zorladım. Sıkıldım.
Çok doğru tespitler yapmış evet, bunları kaleme alması bir maharet değildi sadece. Bilinen şeyleri farklı cümlelerde farklı bölümlerde tekrarlaması göze batıyor. Toplumsal sorunlarımızı dile getirmesi, yaptığı eleştiriler konusunda da haklı olmasına diyecek bir sözüm yok ama anlatımı çok bunaltıcıydı.
Denemelerinin çoğu edebiyat ve kadınlar üzerine yazılmıştı. Mütevazi olmaya çalışırken bir egoya kapılmış gibi hissettim.
Kitapta en beğendiğim şey ise M.K.Perker'in çizimleri idi..
Büyük bir merak içinde başladığım Livaneli'nin otobiyografisinde oldukça karmaşık duygular yaşadım. Normalde otobiyografi veya biyografi okumayı sevmeme rağmen Livaneli'nin Elia ile Yolculuk kitabında benim hata olarak gördüğüm durumu bu kitabında da gördüm. Ve hatta canım Livaneli ne olur sen roman yazmaya devam et dedim.
Çocukluğundan başlayarak son dönemine kadar yaşadığı anılarını anlatıyor Livaneli. Çok duygulandığım , vay bee dediğim zamanlar oldu. Güldüğüm, Livaneli sende mi dediğim zamanlar da oldu. Fakat iş siyasete ya da sıçrama noktalarına geldiği zamanlarda , samimiyetini kaybettiğini hissettim.
Dilini az çok tanıyan, akışta beklediği ile karşılaşmayacağını bilen bir okur için tavsiye ederim. Fakat , okuyacağınız ilk kitabı bu kitap olmamalı. Zaten Marquez okunmaya, öyküleri ile başlanmamalı bence. İlla ki Marquez ne yazsa okurum diyenlerdenim. Tavsiye edilen okunma sırasına göre okumaya devam ediyorum.
Kitapla kalın,
Keyifli okumalar :)
Uzun öykü niteliğindeki bu kitapta , dört ana karakter ve üç anlatıcı var. İntihar etmiş bir doktor, doktora verilmiş sözü olan bir emekli albay, albayın kızı İsabel ve albayın torunu..
Kitap torununun dilinden anlatılmaya başlıyor ve kızı İsabel ile kendisi de aralıklı geçişlerle anlatmaya devam ediyor. Bu geçişler kesinlikle çok başarılı olmuş. Geçişi yapmadan önceki o son cümle 'Dur , şimdi burada değil!' dedirtiyor. Aynı anı, farklı karakterlerin bakış açısıyla tekrarlayarak okumuş oluyoruz.
Yaprak Fırtınası adını nereden alıyor? Muz şirketinin Macondo'ya gelmesiyle oluşan sosyal bir fırtına aslında bu. Yani sanayileşmenin kasabada yarattığı etki, aynı zamanda gerçekte de yaşanan bir doğa olayından bahsediyor.