Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kbroznrclk Tarafından Yapılan Yorumlar
Bayılıyorum bu derginin verimliliğine...
Seray Şahiner'in Kul ve Antabus kitaplarından sonra geriye dönük kitaplarını da merak ederek aldım Hanımların Dikkatine kitabını da.
Gerçekten de iyi ki almışım diyorum. Şahiner'in erkeğe bakış açısını bazı noktalarda abartılı bulsam da , yeri geldiğinde hakkını vermiş olarak görüyorum. Kadının da ilişkiye karşı duruşunu gösteren tavrı kurgu gereğiyle de olsa , herkesin bir yerlerden tanıdığı bir durum.
Zaten Şahiner genel anlamda tüm kitaplarında kadını ve kadının iç dünyasını ele alıyor. Bir kadının iç sesine de metin olabilmek zordur. Neler neler yaşar da dışarı dillendiremediklerini içerde savaştırır durur.
Dergi yazılarını veya yaptığı röportajları da elimden geldiğince takip ediyorum. Her geçen gün yazınsal anlamda kendini geliştiriyor bence Seray Şahiner. Ben üslubunu ve kullandığı o iç ses unsurunu çok beğeniyorum. Okumayanlar için şiddetle tavsiyemdir.
Çok Şekerli Kahpe Umut kalaycı 'dan benim okuduğum ikinci , kendisinin ilk kitabı. Daha önce Öteki adlı kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Fakat bu kitabını çok çok daha fazla beğendim.
Yüzünüze tokat gibi çarpan cümleler, isyankar bir duruş, size bir kitabı ne kadar sevdirebilir? Ben tek kelimeyle bayıldım. Sanatı ne sanat ne de toplum için, sadece kendi için görüşünü savunan Umut Kalaycı ve önyargılarımı yıkan çok samimi bulduğum bir kitap Çok Şekerli Kahpe..Bakmayın aslında kadınları kızdıracak çok şey yazmış, biraz küstahlık yapmış ama inanın empati yapabilirseniz çok yakışmış bu tavır ona.
Bir kitapta genel anlamda şu tarza bayılıyorum ; Sanki misafirliğe gitmiş, önünüzde bitmeyen bir kahve ve tükenmek bilmeyen konularla birebir sohbet havası yaratan kitaplar..Kişiye özel yazılmış hissi vermesi..
Bu kitap da bana göre onlardan. Ve kesinlikle unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı bile.
Kul, yine koca mağduru bir kadını ele alıyor. Mercan.. Kitapta tek bir karakter üzerine yoğunlaşılıyor. Kocası tarafından terk edilmiş, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan Mercan'ın tek hayali kocasının eve dönmesi ve bir çocuğa sahip olmaktır. Bu süreçte cami cemevi gezerek, adaklar adayarak, falcılarda çözüm arayarak kendisini harap eder. Toplumun alt kademelerde gördüğü, apartman temizliği yapan Mercan'ın iç dünyasını mizahi ama aynı zamanda eleştirel bir dille, tıpkı Antabus'da olduğu gibi okuyucunun suratına çarpa çarpa anlatıyor. Gündemin çözülemeyen problemi kentsel dönüşüme de değiniyor. Ve çaresiz bırakılan bir insanın hüznünü okuyucuya empati yaptırarak derinden yaşatıyor.
Masal gibi , sürükleyici bir anlatıma sahip.
Ekolojik dengeyi bile, kendi iktidarına malzeme haline getirip kullanarak adayı yok eden Başkan , onun yardakçıları ve korkularından susup seyirci kalanlar için koca bir taş olmuş insanlara martıların ayaklarından atılan.
Livaneli okuyucuya bu örtülü mesajı çok güzel bir dille iletmiş. Güzel bir yapım tarafından filme çevirilirse mükemmel olur bence.
İnsan ve otoritenin karşı karşıya kaldığı bu kitap hem ütopik hem de distopik. Distopik yönü daha ağır basıyor.
Son Ada ile ilgili söylenecek o kadar çok söz var ki , bitmez tükenmez. Livaneli'nin her kitabına söylediğim gibi Son Ada da herkesin raflarında yer almalı. Çok tanıdık geleceğine eminim günümüzde yaşanılanlara.
Keyifle okuyabilir misiniz bilmiyorum ama okuyun.. :)