Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kbroznrclk Tarafından Yapılan Yorumlar
Elie Wiesel Birkenau’ya gönderildiğinde henüz 16 yaşındaydı. Gece, onun bu hatıralarının kitabı..Bir daha hiç göremeyeceği annesi ve küçük kız kardeşinden ayrılışı, babasıyla açlığı, soğuğu, darbeleri ve işkenceyi paylaştığı kamplar… Ve insan onurunu kaybetmenin utancı.Gece’yi bu kadar ürpertici kılan ; yazarın başından geçen olayları yapmacıklaştırmadan , bir tepki olarak gösterilen her düşünceyi, korkuyu ve acıyı gözler önüne seriyor olmasıdır.
Unutamayacağım, bende iz bırakan kitaplardan bir tanesi oldu Gece. Derinden etkiledi beni. Yaşanmış olduğunu düşündükçe tüylerim ürperiyor.
Savaşsız bir dünya dileğiyle...
Kesinlikle çok severek okuduğum bir kitap. Türk sinemasının en önemli kişilerinden birini yakından tanımak isteyenler okusun mutlaka. Otobiyografik eserleri okumayı sevenlere tavsiye edilir.
Ilginç tarzda yazılmış bir roman.. son sayfalara kadar sabrettim gerçekten verilmek isteneni alabilecek miyim diye ama alamadım sanırım. Beğenemedim de açıkçası.
Baş karakter Holden tarafından anlatılan bu kitap ergenlik dönemindeki bir çocuğun okuldaki başarısızlıklarının devamındaki kaçak hikayesi. Kendi iç sesi ne diyorsa onu direk olarak dışarı vuruyor fakat bu genelde cinsel anlamdaki merakıyla son buluyor. Konuda çok iğreti geldiğini söyleyebilirim.
Bir kaç bölümde kardeşiyle olan sıcak ilişkisi duygulandırdı ama bunun dışında hayal kırıklığı bir hikaye bana göre.
Bir de kitabın sonuna kadar Jane'i hala arayamamasına da bir anlam veremedim. Kendimi de sorguluyorum aslında ben mi algılayamadım acaba diye. Çünkü kitap yorumlarına baktığım zaman çok farklı bakış açıları da yakaladım.
Bana oku dediler okudum ama benim tavsiye listeme girmez.
Ve seksen yaşındaki büyükanne uzaklardaki torununa mektuplar yazar..
Çok sıcacık,samimi ve yalın bir üslupla yazılan bu mektuplar aynı zamanda büyükannenin son içsel hesaplaşmalarına da yer veriyor. Torununa beslediği yoğun sevgiyle kaleme aldığı mektuplarında sırlarını da paylaşıyor. Gönderilmiş mi gönderilmemiş mi bilemiyoruz. Nihayetinde uzun bir ara sonrasında Susanna Tamaro devamı niteliğinde olan 'Yüreğimin Sesini Dinle' kitabını çıkarmış. Bazı sorular var kendimce cevaplayamadığım, devamında bulabilecek miyim? Bakalım..
Yazarın yazmaya başlamadan önce kendi hayat hikayesi de beni etkiledi. Merak etmiştim biraz araştırdım. Kitaplarına nasıl yansıtmış görmek istedim. Son derece başarılı buldum yansıttığı izlerini. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar. İyi ki de yazmış.
10/8 diyorum... En kısa zamanda devamını da okuyacağım.
Satranç; ruhsal baskılara maruz kalan bir insanın tepkilerini çok güzel analiz ederek anlatmış. İnsanın en umutsuz zamanlarında bile kendi savunma mekanizmasını geliştiridiğini ama yaşanılan her anın da insan ruhunda mutlaka bir iz bıraktığını görüyoruz.
Dr. B'nin nasıl satranç oynamayı öğrendiğini, nasıl bu gemiye bindiğini, maçları kimin kazanacağını, her bir hamlede odanın içinde neler yaşandığını, oyuncu seyirci herkesin nasıl hislerle hareket ettiğini okurken kendinizi o gemi salonunda buluyorsunuz. Klişe gibi ama gerçekten o havayı solumaya başlıyorsunuz. Yazar ince ince karakterlerin psikolojilerini öyle işliyor ki siz de hissediyorsunuz. Öykü bir sayfadan diğerine nabız atışı gibi ritmik ve ahenkli akıyor. Yalnız bu nabız giderek hızlanan bir nabız. Sayfalar ilerledikçe sizin de nabzınız hızlanıyor, giderek geriliyor, meraklanıyor, gelenleri görüyor ve daha da hızlı devam ediyorsunuz.