Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kbroznrclk Tarafından Yapılan Yorumlar
Sanırım duygusal bir zamanımda okuduğum için epey etkilendim.
Sarah jio yine şimdiki zaman,geçmiş ve gelecek arasında güzel bir bağ kurmuş. Ama bunu bütün kitaplarında gelenek haline getirmesi artık sıradanlaştırdı.
Kitabın konusu hem çok akıcı hemde hızlı ilerliyor. Birkaç saatte okudum. Film gibi geldi. Bazı bölümlerde kendime engel olmadan ağlayıverdim.
Mantığa ters düşen noktalar var ama neticede bir kurgu ve gizemli şeyler olması da gayet normal.
Sevdim ben bu hikayeyi. Benim için bir bögürtlen kışı değil ama yine de sıcak bir aşk hikayesi.
Bu kitabı Türkiye İş Bankası kültür yayınlarından okudum. Yani tek hikaye şeklinde , o da Amok koşucusu..
Zweig'in anlatım biçimine gerçekten hayranım. Yazdığı karakterin kafasına tam anlamıyla girebilen bir yazar. Yaşamadığın bilmediğin bir durum hakkında ne kadar o duygunun içine girebilirsin? İşte Zweig bunu yapabiliyor. Üstüne üstlük bir de yaşatıyor. Daha önce okuduğum "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" ve " Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat" kitaplarında bir kadının duygularını nasıl muazzam bir şekilde anlatmışsa bu kitabında amok sarhoşluğunu öyle güzel anlatmış. Hiç bir kitabını birbirinden ayırt edemiyorum.(Satranç bir tık önde:) ) Okumadığım bütün kitaplarının serisini de kısa zamanda tamamlayacağım.
Kesinlikle okuduğum en iyi distopyaydı. Aynı zamanda bir karşı ütopya. Orwell bu kitabı Hayvan Çiftliğinden kazandığı parayla satın aldığı evde yazmaya başlamış. 1948 yılının rakamlarının yerini değiştirerek adını 1984 koymuş. Neden bende bilemedim. Ama o döneme daha çok hitap ediyor, Orwell sanki geleceği görmüş.
Sürekli izlendiğiniz bir hayat yaşıyorsunuz. Tabi buna yaşamak denirse.. duygularınızı ve düşüncelerinizi saklamak zorundasınız yoksa buharlaştırılırsınız. Güç tek kişide. Ve 2x2 nin 5 olduğunu kabul edeceksiniz er ya da geç. Okurken saçma gelen durumların sonrasında nasıl kabul ettirildiği de kurgudan ziyade acımasız gerçekler bence.
54.baskı ve Celal Üsterin çevirisiyle okudum. Son kısımda Celal Üster güzel bir analiz eklemiş. Mutlaka okunmalı dediğim bir eser.
Tam puan!
Sanırım ikinci kitabı nokta atışı oldu. İlk kitapta nasıl yani? dediğim şeylerin cevabını aldım. Daha hızlı ilerledi. Daha heyecanlıydı. Ütopik eserleri sevmesem de bu kitapta akıp gittim bende. Sonu da fena bitti. Üçüncü kitabına başlamak için sabırsızlanıyorum. 1q84 dünyasına bende girip yaşamaya başladım. Yazarın kendine has bir üslubu var. Çok fazla tekrar yapıyor bazen bunaltıyor ama bir süre sonra bu tarzına da alıştırıyor. Yadırgadığım noktalar da oldu fazlaca fakat konunun akışında takip edildiğinde çok da göze batmıyor. Genel anlamda ilk kitabını geride bıraktı. Devamında da yanıltmaz umarım =)
Beni yıkan bitiren bir kitap yazmış Livaneli.
"Merhamet zulmün merhemi olamaz!"cümlesine karşı da ne yaparsam yapayım merhamet duymaktan başka bir şey gelmez elimden diye düşündüm durdum.
Hikaye diyemeceğim bir kitap bu. Çünkü ne yazık ki Orta Doğunun halen daha yaşamakta olduğu zulmün gerçek bir yansıması. Livanelinin açık dili de kalbimi acıta acıta anlattı bu gerçeği.
Burada karakterlerin yerine kendimizi koymak imkansız. Onların yaşadıklarını yaşadığımızı düşünmek imkansız. Okurken bende yaşadım demek imkansız. Bu sadece sahte bir yorum olur gözümde.
Kadınların kadınlığını, çocukların çocukluğunu, adamların adamlığını bıraktığı topraklarda ne kadar ekran başında üzülürsen üzül , ne kadar vicdanın sızlarsa sızlasın , ne kadar küfredersen et yaşanılanlara sonuç ; Merhamet zulmün merhemi olamaz.