Toplam yorum: 3.284.564
Bu ayki yorum: 6.070
E-Dergi
.rumeysa. Tarafından Yapılan Yorumlar
Bir solukta bitirilebilecek hikayeler fakat fikrimce okunması için harcanan sürenin iki katı kadarını da üzerine düşünmeye vermeli. Her hikâye temelde insan ilişkilerini konu alıyor. Zaman zaman biz de birtakım insanların/olayların bizi zor bir noktaya getirdiğini varsayıp kendimizi temize çıkartarak hırs, cimrilik, bencillik gibi olumsuz özellikler gösterebiliyoruz. Aslında geçici olduğunu varsaydığımız bu davranışlar arasında büyük resmi kaçırıyoruz: benliğimizi ve inançlarımızı da zedelediğimizi... Tolstoy bu yanılgıyı ve doğabilecek sonuçlarını anlatıyor. Tüm hikayelerde insan ilişkileri farklı bir pencereden anlatılıyor ama bakılmak istenen nokta aynı. Bunu ifade etmeye çalışırken Tolstoy, kendi iç dünyasının da yansıttığı gibi kaderci bir bakış açısı kullanmış ki bu noktada aslında her kitapta olduğu gibi kendi zihin süzgecimizi kullanmamız gerekiyor. Farklı yorumlamalara açık kısımları olsa da insan ilişkilerimiz üzerinde düşündürmeye vesile oluşu bile yeterli diye düşünüyorum.
İstanbul'un sokaklarını karış karış gezmek, şehrin mimari yönünü incelemek isteyenler için özenle hazırlanmış bir seri. Şehrin bölgelerine göre ayrılmış 4 kitap ve 1 haritadan oluşuyor. Kitaplar bölgelere göre ayrılmış, her kitap kendi bünyesinde haritalar da barındırıyor. Kısacası İstanbul'u keşfetmek için birebir.
Set, rehber olsun belki de yanımızda taşıması kolay olsun diye küçük ebatta basılmış ama bu durum insanı okuyup incelerken biraz zorluyor. Bu da set ile ilgili tek olumsuz eleştirim.
İncecik bir kitap olmasına rağmen yaklaşık 40 gün boyunca elimdeydi. Sebebi sıkıcı ya da kötü olması değil tabii ki. Sindirmek istedim kitabı. Satır aralarında gezinmek istedim. Çoğu zaman da geri dönüp tekrar tekrar okudum zaten. Yani demem o ki: naif insanın kaleminden çıkan bu naif kelimelere bir uğrayın!
Dindar hanımların dış etkenlerin tesiriyle zaman içerisindeki varyasyonuna dikkat çeken Barbarosoğlu, aynı zamanda da dindar toplumumuz adına özeleştiri yapıyor diyebiliriz. 70'li yıllardan 2000'li yıllara uzanan süreçte "modern zihniyet"e adapte olmaya ve kendini kabul ettirmeye çalışan tesettürlülerin takvadan imaja doğru olan yolculuklarını kaleme alırken çarpıcı tespitlerde de bulunmuş. Kitabı bitirdikten sonra üzerine kafa patlatacağınız birçok konu kalıyor elinizde. Kitaptaki bazı kısımların "imaj ve takva" temasına uygun olmadığını ve kitapta kesinti yaptığını düşünsem de başörtülülerin takvadan imaja geçişlerini dert edinenlerin kitaplıklarında yer edinmeli.
Kitap absürt üslubuyla akıp gidiyor. Emperyalist, kapitalist ve modernistlerin hiciv yağmuruna tutulduğu ama bir yandan da 'adam haklı' dedirten; okunası, okutturulası kitap. :)