Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
bu hasret bizim... Tarafından Yapılan Yorumlar
Genç kız operada şarkıcıdır fakat ses anlamında ortalama bir yeteneğe sahiptir. Operanın Hayaleti onu bu konuda eğiteceğine ve çok ünlü bir ses haline getireceğine söz verir. Tabi bunun bir karşılığı da olacaktır. Genç kız Operanın Hayaleti ile evlenmek zorundadır. Bunun dışında genç kızı seven, asil bir ailenin oğlu da kıza taliptir ve ne hayaletten ne de aralarındaki anlaşmadan haberi vardır. Bütün gerçekleri zamanla öğrenecektir ve karşısında çetin bir rakip olduğunu anlayacaktır. Kitabın üslubu oldukça akıcı ve kurgu da başarılıydı. Farklı tarzda bir kitap bana göre. Okunabilir.
Eserin öncelikle dikkatimi çeken özelliği yazarın şiir gibi üslubu oldu. Hatta çoğu zaman o kadar etkisinde kaldım ki, betimlemelerin detaylarına takılı kalıp asıl olaya odaklanmak için başa dönüp bazı kısımları tekrar tekrar okuduğum oldu. Konu olarak Hakkari’ye giden bir öğretmenin gözünden halk ve çocuklar anlatılıyor aslında. Belki bir şekilde duyduğumuz ve gördüğümüz şartlar anlatılsa da başta da bahsettiğim gibi yazarın o eşsiz üslubu kitabı oldukça farklı kılıyor. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. ♥️
Konusu dikkatimi çektiği için aldım ve gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim. Anlatımı oldukça duru ve akıcı. Kitap ince olduğu için de çabucak bitiriveriyorsunuz zaten. Çizimler de kitaba hoş bir hava katmış. Yazar bu kitabında Körler Ülkesi’ni tasvir ederken aslında gerçekleri göremeyenleri; ilmin, bilimin, sanatın aydınlığını bilmeyen ve buna hiç ulaşamayacak olan toplumların karanlığını; bu karanlığın cehaletini; toplumun hiçbir zaman bulunduğu konumdan bir adım öteye gidemediğini ve değişime de cahillikleri oranında karşı olduklarından bahsetmiş. Yani ben de uyandırdığı fikir bu yönde oldu. Okurken bir yandan düşündürüyor insanı ve ben düşündüren kitapların çok kıymetli oldukları fikrindeyim. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim.
İnce Memed ilk kitapta, hem köylünün hem de kendisinin canına tak ettiren Abdi Ağayı öldürmüş ve ikinci kitapta onun yerine Hamza Ağa gelmiştir. Aynı zulümlerin bin beterini bu sefer Hamza Ağa yapmaktadır köylülere. Bunun ardından İnce Memed kendince bir yılgınlığa düşmüştür. “Bir Abdi Ağa gider, bin Abdi Ağa gelir.” düşüncesi ruhunu kemirmekte ve elini kolunu bağlamaktadır. İçini kemiren bir soru vardır: Zulme karşı gösterilen çaba boşuna mıdır, yoksa bir gün haklı hakkını alacak mıdır? İnce Memed’i bu kitabında biraz geri planda olarak görmekteyiz. Köylüye yapılan zulüm ve işkenceler ön plana çıkmıştır. Vayvay köylüleri İnce Memed’i öyle bir sahiplenip bağrına basmıştır ki, onun varlığı zulme karşı tüm köylünün umudu olmuştur. İnce Memed kendi içinde birçok çalkantılar yaşarken, bir yandan da köylünün ondan beklentisi de artmaktadır. İlk kitaba göre oldukça farklı ve olayların sonunda İnce Memed’in ne yapacağını merak ediyorsunuz.
Kitabı okurken adeta bir vestern filmi canlanıyor gözünüzde. Amerika çölünün uçsuz bucaksız sarı sıcak manzarası, uçuşan toprakları, jeanlere yapışan tozlar, sıcaktan nemlenen suratlar... Konu olarak o dönemki bir aile üzerinden işçilerin yaşadıkları sıkıntılar ve yaşama tutunma mücadeleleri anlatılıyor. Bunca sıkıntıyla birlikte bir ailenin de ayakta kalma çabası, açlığa, yokluğa, yersiz yurtsuzluğa rağmen, aile olarak kalmanın insana ne kadar güç verdiğini, zorlu şartların insanları nasıl da bir araya getirdiğini anlatıyor. Son olarak anne karakterini sevdiğimi söylemeliyim. Kitaba çok şey katıyor. Herkesin okuması gereken bir eser.