Tadımlık bir bölüm:
Kitabı evirip çevirdikten sonra merakıma yenik düşerek rastgele sayfalar açarak göz atmaya başladım. Gördüğüm yazılardan bir kısmını anımsıyorum:
FaÇe – Faks Çekmek
İmÇı – İmzaya Çıkarmak
ToGelNo – Toplantıya Katılmayacağım
ToGelYe – Toplantıya Katılacağım
BeBe – Bekleyen Beyanname
Ben şaşkınlık içinde ofisçe sözlüğünü karıştırırken Hilmi Bey araya girdi.
“Alışana kadar biraz güçlük çekebilirsiniz fakat bir kez alıştıktan sonra bunun ne kadar faydalı bir buluş olduğunu eminim siz de anlayacaksınız.” Söylediklerini sindirebilmemi beklermişçesine arkasına yaslanıp bir süre bana bakarak gülümsedikten sonra konuşmaya devam etti. “Diyelim ki acil bir işiniz var ve aynı zamanda sizden bir toplantıya katılmanız bekleniyor. Toplantıya katılamayacağınızı bildirmek için ilgili kişiyi arayıp önce şirket sisteminde kimliğiniz yerine kullanılan takma adı söyleyip ardındansa ToGelNo dedikten sonra telefonu kapamanız yeterli olur. Böylelikle manasız hatır sorma sohbetlerinden ve gereksiz uzun cümlelerden tamamen kurtularak yılda yaklaşık 10 güne varan bir tasarruf sağlamak mümkün oluyor. Ofisçe olmasa boşa gidecek olan 10 koca gün... Harika değil mi?”
“Ben.. Şey...” Ne diyeceğimi bilemiyordum. Daha önce hiç buna benzer bir uygulamaya rastlamamıştım ve dil öğrenme konusundaki beceriksizliğim düşünülecek olursa beni zorlu bir sürecin bekliyor olacağını kestirmem güç değildi. Yine de onaylamaktan başka çarem yoktu. “Evet. Evet, gerçekten harika. Ama anlamadığım bir şey var.” Yalan söylüyordum. Anlamadığım çok şey vardı.
“Nedir?”
“Şu takma isimler. Sahiden gerekli mi?”