Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
OkurYazar_YazarOkur Tarafından Yapılan Yorumlar
Bilgi ağlarının tarihi kitabın alt başlığı. Bilgi ne? Gerçekle bilgi aynı şey mi? Yazar, bilgiyi toplama, depolama, aktarma, yayılma, bilgiyi yönetme gibi "bilginin her hâlini" konu edinmiş. Bilgi akışı üzerinden geçmişin ve geleceğin nasıl şekillendiğini bol örnekle anlatmış. Bilgi kimlerin elinde nasıl bir güçtü, nasıl kullanıldı? Kitabın bir yarısı geçmişe, diğer bir yarısı ise geleceğe dönük. Yapay zekayla yepyeni bir bilgi ağı, veri kontrolü söz konusu, bu nereye gidiyor? Naif ve popülist, farklı bakış açılarından cevaplıyor soruları.
Çok sevdim, anlatımı ve dili insanı kitapta tutuyor.
"Niye daha önce okumadım" dedirten kitaplardan biri. Çok etkileyici. Germinal, İnce Memed ve Sefiller gibi, şartların ve düzenin emekleri sömürdüğü, insan onurunu hiçe saydığı, insanlığın ne demek olduğunu sorgulatan kitaplardan. Çiftlik sahibi bir ailenin önce topraklarını, sonra her şeylerini kaybedişimi okuyoruz. Yersiz yurtsuz kaldıkları, iş bulmak umuduyla oradan oraya göç edip durdukları, sefaletin dibini buldukları, sermayedarların göçmenlere "ucuz iş gücü" dışında suçlu muamelesi yaptıklarını ve zulmettiklerini, aile olarak sonuna kadar birbirlerine tutunmalarını .... ve daha nice sahneyi çok etkileyici aktarmış Steinbeck. Biliyoruz ki maalesef insanlık tarihinde farklı zaman ve mekanlarda bunların muadilleri yaşandı/ yaşanmakta. Konuşacak ve düşünecek çok şey var kitapta.
Bir anektodlar seçkisi diyebilirim kitap için. İnsanlık tarihinde karşımıza çıkmış bir çok kibir, büyüklenme, böbürlenme, seçkincilik, ayrımcılık, sorgulamazcılık, otoriteryan, faşist, megoloman kişilik, narsizm, ben bilirimcilik, müstağnilik, kendini aklını kutsama, vazgeçilmezlik, üstünlük... ve türevlerinin örnekleriyle dolu kitap. Yazar farklı başlıklar altında bölümlerde bu örnekleri gruplandırmış, ama kronoloji ve coğrafya olarak bir arada verilmiş. Bu sanırım bazı okuyucuya garip gelebilir. İçinde hem geçmişten, hem yakın dönemden örnekler var ama yine içiçeler. Hem birey, hem kurum/kuruluş/şirket örnekleri var. Dini, siyasi, ticari bir çok kategoriden hâller var. Kolay ve eğlenceli bir kitap. Ben sevdim, faydalı bir okuma olduğunu düşünüyorum zira meşhur bir film repliğinde şeytan der ki: "Kibir en sevdiğim günahtır!"
Tefekkür yaşamı, içinde bulunduğumuz vasatta kaybettiğimiz bir yeti olarak tefekkürün hallerine odaklanıyor. Ritüeller, şenlikler (bayram), oruç, boş zaman, manzarayı seyre dalmak gibi durduğumuz ânların ne kadar seyrekleştiğine bakmamızı istiyor. Yine şenlik var belki ama ticarileştirilmiş, yine boş zaman var belki ama performans öznesi insan o anları da etkinliğe dönüştürüyor/ dönüştürme baskısı altında. Yine oruç var belki ama sağlık için, zayıflama için, yani bedeni optimize etmek için. Ben Byung Chul Han kitaplarını kaçırmadan aşıp okuduğum için, düşünürün fikriyatıma ve kullandığı kavramlara aşinayım. Hiç tanımayanlar için yazara başlangıç kitabı olmamalı bu kitap ama irdelediği mevzuu gerçekten önemli. Hiçbir şey yapmamaya övgü kulağa radikal gelebilir ama yazar bu ifadenin altını çok güzel dolduruyor. Yine dünyanın önde gelen, özellikle Alman felsefecilerle münazara edercesine fikrini karşı karşıya getiriyor. Zor ama kazanımı çok değerli bir okuma.
Kitap bir siyasi roman. Türkiye'nin siyasi atmosferini Kars minyatürü üzerinden aksettirmiş. İçinde Kars'ın soğuğu, karı, yoksulluğu, kürtler, solcular, siyasal islamcılar, Batılı modern insanlar ve daha bir çok figür var. Ben Orhan Pamuk'tan okuduğum kitaplar içinde en çok bunu sevdim galiba. Hikayenin sonunu çok sevmesem de, yapmaya çalıştığı şeyi anladığım ve takdir ettiğim bir iş oldu. Orhan Pamuk : "Romancı okurlarının bilmek, anlamak istemediği, hatta tehlikeli bir düşman olarak gördüğü "öteki"nin insanlığını da ortaya koymalıdır."