Murathan Mungan'ın farklı damarlardan beslendiğini sanmıyorum.Onun beslendiği tek damar :memleketidir; yani Mardin.
Hangi yapıtına bakarsanız bakın dizelerin arasına bir gülsuyu gibi sızdırmış kentini.
Dinlerin,kültürlerin,orduların buluştuğu Mezopotamya'nın çocuğudur o. Fırat ile Dicle arasındaki kentlerde geçen çocukluğunda bir yanda Kürt dengbejlerinden Hasan Cizravi'nin Kasrı Şirin radyosunda acılı stranlarını dinlemiş, hüznün bize en çok yakışan olduğunu öğrenmiş; Bir yandan da komşu kent Urfa'nın sıra gecelerinde gazelhanların sözleriyle büyülenmiş:
Hüsnün senin ey güzel nadide kamer mi? /Huri misin ey afet-i canan yoksa beşer mi?"
"Köşedeki Kahve" de Güneydoğunun her kentinde Diyarıbekir'de,Mardin'de, Urfa'da sabahlara kadar açık kalan ve evsize,yurtsuza yurtluk eden " Sabahçı kahveleri" nin kokusu var. Urfa Köprübaşı'nda Dörtyol Kahvesi pek çok şaşkın ve yoksul yolcuya gün ağarana dek ev sahipliği yapmıştır.
SONUÇ : Şair, eteğindeki taşları döküyor.Büyük bir olasılıkla herkesi düelloya davet ediyor." Herkes eteğindeki taşı döksün." diyor.
Yasak cinsel ilişki suçlusu kadınların recm edilmesini anlatmakla bize " İlk taşı günahsız olan atsın" der gibi.
Ruhunuzun derinliğindeki çirkin yüzünüzü ne zamana kadar saklayacaksınız?
Bu sese neden cevap vermiyorsunuz?
Yoksa ölü müsünüz?