Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ihtiyar_balıkçı Tarafından Yapılan Yorumlar

04.10.2005

Yazar bir oryantalist. Doğuya, Doğu kültürüne özgü durumların bilinmesidir oryantalizm. Ancak bu tanımın ardında Edward Said'in deyişiyle "sinsi bir ideoloji" var. Bu yazarın kitaplarında Doğuluları Doğulular değil Batılılar anlatır.Tabii ki Batılı at gözlükleriyle.
Anlatılanların gerçekten yaşanması mümkün olsa bile burada karşı çıktığım yaklaşım, bu tek tek ve olumsuz özelliklerin dünyanın bir yarısının özellikleriymiş gibi anlatılmasıdır.
Saraylar,sultanlar, Türkler, Yahudiler, Ermeniler.. Biri kız almış, biri diğerinin oğlu...
Bir karmaşa.
Bir karnaval havası...
Deliren sultan çocukları, yaşlılarla evlendirilen çocuklar, tımarhaneye kapatılan insanlar...

Amin Maalouf'u romanlarında görülen ihtişamlı tarihsel sahneler,kişiler gerçekte bir tarihin anlatımı değildir. Yazarın "şimdi"de kafasında kurduğu bir tarihin anlatımıdır.
Doğu, masallar ve mucizeler ülkesi değildir. Yaşamların efsaneye dönüştürüldüğü bir yer hiç değil. Doğu toplumunun yaşamı " Bin Bir Gece Masalları"nda anlatılanlar da değildir.
Yazarın önyargılı olduğu ve daha da tehlikelisi gerçek amacını bir ihtişamın arkasına gizleyerek verdiği kanısındayım.
BU kitabı okuyanlar bir de bu gözle baksın.
04.10.2005

Oryantalizm, geçmişi "geçmiş" olarak değil "bugün" olarak aktarır ve "şimdi" yi tüm zamanların bu arada geçmişin de şimdisi haline getirir.
Oryantalistlerin ( Nerval,Galland, Lamartine,Lord Byron...) kurguladığı tarih, geçmiş değil kurgulayanın bugünden baktığı ve kafasında yarattığı bir geçmiştir.Bu kurguda sadece harem vardır,camiler, sakallı ve esmer insanlar vardır.Bu insanlar tembeldir,uyuşuktur,cinselliğe açtır.
Bu yapıtta Edward Said bu kurguya karşı çıkar,oryantalistlerin sözünü ettiği kişlerin Doğuda alt sınıftan kimseler olduğunu, sayıca az olduklarını ve tüm Doğu insanını temsil edemeyeceklerini Anna Sector'un bir makalesine dayanarak aktarır.
The Levant şirketi temsilcis Leydi Montagu ise 1700'lü yıllarda yazdığı "Türk Büyükelçiliği Mektupları"nda Türkiye'de güzelliklerle ve ince zevkli insanlarla karşılaştığını anlatır. Türklerin de haz düşkünü olduğunu belirtir;ancak bunu Türkleri aşağılamak için değil övmek için anlatır.
E. Said Oryantalistlerin kurgusal gerçekliğinin binasını yıkar.
04.10.2005

Nerval, Fransız romantizminin aşırı duygusal ve melankolik çocuğu. Duygularını taşkın bir şekilde anlattığı şiirleri Tük sembolistleri üzerinde etkili olmuştur. Parnasyen bir şair olmasına rağmen Yahya kemal'in de Nerval okuduğu ve ondan etkilendiği bilinir.
Yapıtlarında yer yer gerçeküstü öğlere yer verir. Bir sürrealist değildir;ancak sürrealistlere yolu açan biridir denebilir
Ünlü Fransız yazar Marcel Prost'un "Kayıp Zamanın İzinde" yapıtlarının oluşumunda Nerval etkisi yazarın kendisi tarafından belirtilmiştir.
Halasına yazdığı mektupta :" Bu akşam beni bekleme çünkü gece siyah ve beyaz olacak."der. Elinde hep urganla dolaşan dünya şiirinin romantik çocuğu o gece( 26 Ocak 1855) kendini bir sokak lambasına asar.Yakınları mezar taşını bir direk şeklinde yapmıştır.

Kader, bazen yaratıcı yeteneğe sahip kişilere ömür konusunda çok cimri davranıyor.
04.10.2005

Kitapyurdu kitapları arasında yer alan yapıtlarının yanı sıra "Bir Maskenin İtirafları" ve " Doğurganlık Denizi" adlı yapıtları olan yazarımız, Ünlü Japon yazar Yasunari Kawabata'nın yakın arkadaşıdır.
Kitap tanıtımında açıklandığı gibi Mişima,1970'te ünlü dörtlemeyi bitirince intihar etmiştir, tam 2 yıl sonra da Kawabata, arkadaşının izinden gidecektir.

Bu intiharların temelinde yatan neden Japonya'nın geçirdiği değişimlerdir. Her iki yazar bu değişimin getirdiği yozlaşmalara karşı durmuştur.
Bu arada ülkemizde bazı kesimlerin Batının teknik gelişmeleri alınırken geleneksele bağlı kalınabileceğine ilişkin Japonya örneklerinin tam bir aldatmaca olduğunu belirteyim.
Japon edebiyatının çağaş tarzlarında bile her iki yazar gelenekseli yakalamayı ve aktarabilmeyi başarabilmiştir.
Japon ve dünya sanatının ufuklarında geçmişin sırtına basarak yükselen bir geleceği aktaracak sanatçılar her daim vardır.
03.10.2005

100.yaşında Necip Fazıl. Şiirlerini topladığı bu yapıtında kendi davasının ruhunda yarattığı fırtınaları döker dizelere. Abdülhakim Arvasi ile tanışmadan önceki dönemi ile sonraki dönemi arasındaki büyük farkın bu ruhta bir çatışma yaratmaması ve bu çatışmanın bir sanat eserine dönüşmemesi mümkün mü?
Ben onun en çok sader dille, katıksız bir sevgiyi ve bağlılığı anlatan şiirlerini severim:
"Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar."
Kabul edilmeli ki ülkemizde büyük bir kesimin- ki bu kesimde her yaştan insan vardır-dikkatini ve ilgisini çekmiştir. Bu ilgiyi de davasını anlattığı şirleriyle,yazılarıyla hak etmiştir.
Onu yüceltenler de var, kaldırıp yere çalanlar da
Sonuçta o da geldi geçti tüm gelip gidenler gibi
artık bir yalana benzer.